Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin torunlarından ve cennet gençlerinden olup Ehl-i… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 233

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin torunlarından ve cennet gençlerinden olup Ehl-i beyt-i Mustafa'dan şehid-i sâni Hz. İmam-ı Hasan Müctebâ radıyallahu anh efendimiz, misafirleriyle yemek yerlerken, hizmet eden cariyelerden birisi çorba kâsesini Hazret-i imamın üstüne döküvermişti. Canı yandığı için birden ayağa fırlayan Hz. Hasan'ın kendisini döverğini zanneden cariye, şu âyet-i kerimeyi okuyuverdi:

Elleziyne yünfikune fis-serrâ-i ved-darrâ-i vel-kâzımıyn-el-gayza vel-âfiyne an-in-nâs vallahu yuhibbül-muhsiniyn..

Al-i-Imran: 134 (O müttekiler ki varlıkta da, yoklukta da infak ederler. Zarar gördükleri kimselere muktedir oldukları halde intikama kalkışmaz ve öfkelerini yenerler ve insanların suçlarını affeder, bağışlarlar….. Allahu tealâ, iyilik ve ihsan edenleri sever.)

Hazret-i imam, gülümseyerek cariyesine:

— Ofkemi yendim, buyurdu.

Cariye, (VEL-AFIYNE AN-IN-NAS = Insanların suçlarını affeder ve bağışlarlar) âyet-i kerimesini okuyunca:

— Seni affettim, buyurdular.

Cariye, okumaya devam elti: (VALLAHU YUHİBBÜL-MUH- SINIYN = Allahu tealâ, iyilik ve ihsan edenleri sever.) âyetini kuyunca da:

— Seni azad ettim ve hürriyetini sana bağışladım, buyurdular.

Evlâd-ı Resûle yakışan asalet ve necabeti gördün mü? Sen de, özür dileyenleri ve hata edenleri affeyle ki, âhirette Hz.

Imam-ı Hasan radıyallahu anha komşu olabilesin. Özür dileyeni ve suçluyu bağışlayanı, Allahu tealâ bağışlar. Işlenilen hata ve haksızlıkları affedeni, Allahu tealâ affeder. Affeyle ki, affolunasın. Infak eyle, başkalarına da yedir ki, Allahu tealâ da sana en az on katını bahş ve ihsan buyursun. Yarın, o büyük ceza gününde Allah azze ve celle, bu fâni dünya âleminde bir din kardeşinin bir suçunu bağışlayanın yetmiş suçunu bağışlayacaktır.

Din kardeşinin bir ayıbını örtersen, Allahu tealâ senin yetmiş ayıbını örtecektir. Affedici ve örtücü ol ki, Gaffar ve Settâr olan Allahu zül-celâl vel-cemal hazretleri senin de suçlarını setretsin ve seni affina ve merhametine lâyık kılsın.

Ey âşık-ı sadık, ey hak ve hakikate talip!...

Bilmiş ol ki, insanlar dört kısımdırlar:

1.

Insan-1 hayvani (yani, insan suretindeki hayvan demektir.)

Insan-1 şeytani (Yani, insan suretindeki şeytan demektir.)

3. Insan-ı ruhani.

4. Insan-ı rahmani.

Insan, kendisinin hangi derece veya derekede bulunduğunu anlamak ve öğrenmek isterse, bu tasnife dikkatle ve ibretle bakmalıdır. Şimdi, elimden geldiği ve gücümün yettiği kadar sizlere bu dört derece insanın vasıflarını ve sıfatlarını açıklamaga çalışacağım:

İNSAN-I-HAYVANİ: Her kim, başkalarının ırz, iffet ve namusuna şehvetle bakar ve rastgele herkesin ırz ve iffetiyle oynamak istersé, her kim dünya için haksız yere öfkelenirse ve dünyaya haris olursa, utanma (Hayâ) duygularını bir kenara atıp yaşayabilmek için her türlü alçaklığı, zilleti, denaati irtikâp eder, hiyle ve hud'aya baş vurursa, tamâ'kâr olursa ister hacı, ister hoca, ister bey, ister paşa, ister şeyh, ister padişah hangi rütbe ve mertebede bulunursa bulunsun, o kimse surette insan gibi görünen ve fakat aslında hayvandan farkı olmayan ve hatta dalâlet ve kötülük bakımından hayvandan da aşağı ve bayağı olan bir mahlûktur. Bu sıfat, kâfirlerin sıfatlarıdır. Bunlar, nefs-i emmâre ehlidirler. Nefs-i emmâre ehli olanlar da, yaşayış bakımından tıpkı hayvanlar gibidirler ve fakat dalâlet yönünden hayvandan da aşağı durumdadırlar:

Ula ike kel-en'âmi bel-hüm edal...

El-Â'raf: 179 (Onlar, dört ayaklı hayvanlar gibidir ve belki hayvanlardan da sapık ve şaşkın...)

Nâdanı terketmeden, yârânı arzularsın, Hayvanı sen geçmeden, insanı arzularsın...

Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbeh, Sen nefsini bilmeden, sübhanı arzularsın...

Sen bu evin kapısın henüz bulup açmadan, Içindeki kenz-i bi-pâyânı arzularsın...

Taşra üfürmekle yalınlanır mı ocak?

Yüzün Hakka dönmeden, ihsanı arzularsın...

Dağlar gibi kuşatmış tenbellik gâhi seni, Günahını bilmeden, gufranı arzularsın..:

Cevizin yeşil kabını bilmeğe tat bulunmaz, Zâhir ile ey fakih, Kur'anı arzularsın..

İşrâb içmeden, serhuş-u mest olmadan, Nice Hakkın emrine fermanı arzularsın...

Gurbet ele düşmeden, mihnete sataşmadan, Kebap olup pişmeden, püryânı arzularsın...

Yabandasın evin yok, bir yanmış ocağın yok, Issız dağın başında, mihmanı arzularsın...

Bostanı, bağı gezdim, hıyarını bulmadım, Sen sükût ağacından rümmânı arzularsın...

Başsız bir kabak gibi bir tekerleme söz ile, Yunus'leyin Niyazi Irfanı arzularsın...

Insan-ı hayvani sınıfına dahil bulunan ve bu sınıfın sıfatlarıyla sıfatlanan kimseler, bu kötü ve çirkin ahlâklarını tashih ve islâh etmezlerse, mü min olduklarını iddia etseler dahi — Ne' ûzü-billah — âkibetlerinden korkulur.

İNSAN-I-ŞEYTANI: Suretleri insan ve fakat ahlâkları şeytan olan bu güruh da şu sıfatlarla muttasıftırlar. Hiyle, hased ve idlâl (Halkı dalâlete iletmek) yolu ile insanları fenalığa ve Allahu tealâ'ya isyana teşvik ederler. Mü'minlerle, alay ederler.

Bunlar, dalâlet ve insanları isyana teşvik bakımından cin şeytanından daha fazla idlâl edicidir. Zira, cin şeytanı ISTI'AZE yani Allahu tealâ'ya sığınmakla insanın yanından kaçarlar. Insan suretindeki bu şeytanlar ise, her surette görünürler ve isti'aze olunrnakla da kaçmazlar. Bunların ve benzerlerinin şerlerinden

Hafız-ı hakiki olan Allahu sünhanehu ve tealâ'ya sığınırız.

Bu menfur ve merdud güruh da ehl-i nâr olup, bu sıfatlar ile sıfatlananlar eğer nedamet ve tövbe etmezlerse, mahşer günü şeytanlarla birlikte cehenneme sevkolunacaklardır:

..

Siti.

Vo iza halev ilâ şeyâtıynihim kalû innâ mâ'aküm innemâ nahnü müstehzi'ûn...

El-Bakara: 14 (Onlar şeytanları ile, kendilerini aldatan dostları ile yalnız başlarına kaldıkları zaman biz sizinle beraberiz, biz ancak mü' minlerle istihza edicileriz, derler.)

INSAN-I-RUHANI: Hem suretleri, hem de siyretleri insan olup Allahu talâ'nın men'ettiklerinden kaçınan, emirlerine canla ve başla sarılan, ahlâklarını peygamberler ahlâkı ile olgun.

laştıran ve güzelleştiren, Hz. Âdem'in tevazu'u, Hz. İdris'in zikir ve tesbihi, Hz. Nuh'un sabır ve tahammülü, Hz. Ibrahim'in sehaveti, Hz. Ismail'in teslimiyyeti, Hz. Musa'nın şecaati, Hz.

Harun'un hilmiyyeti, Hz. Davud'un şükrüi, Hz. İsa'nın kanaati ilé sıfatlanan, mahlükat-ı ilâhiyye şefkat ve ınerhamet besleyen hasılı ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhammediyye ile tahallûk eyleyen zümredir ki, bunlar cennet ehlinin sıfatlarıdır.

İNSAN-I-RAHMANI: Fi Mak'ad-ı sıdk'a erişerek mazhar-1 zât olan kutlu ve mutlu kişilerdir.

Tahallaku bi-ahlakillahi ve ahlâk-r Resûlillah...

(Allahu tealâ'nın ve Resûl-ü müctebâ'nın ahlâklarıyla alzlâklanınız.)

Hadis-i şerifinin sırrına mazhar olmuşlardır. Şu halde, mü' minler için gaye ve hedef, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sel-

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.

Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin torunlarından ve cennet gençlerinden olup Ehl-i… — 1. bölüm — Menâkıbnâme — tarikat.org