lerdir.
Şu halde mü min ve Muhammedi olduğunu iddia eden, Allah ve Resûlüne iyman eyleyen, âhiret gününe inanan bir kimse nasıl olur da bu dört kutlu ve mutlu kişiye dil uzatabilir? Veya, onlara düşmanlık besleyebilir? Elbette ve elbette kâmil iyman sahipleri buna cür'et ve cesaret edemezler. Böyle, bir cür'et ancak ve yalnız, içi başka dışı başka, özü başka, sözü başka münafıklara, yalancılara yakışır. Allah ve Resûlüne iyman
eden, gövdesinin üstünde taşıdığı kafacığında zerrece akıl cevheri bulunan irfan ve iz'an sahipleri böyle bir kötü düşünceye aslâ yer veremezler. Allah'ın gazabına uğramaktan, şefaat-i Resûlüllah'tan mahrum kalmaktan korkarlar, Resûl-ü zişânın sevdiği, güvendiği bu zevata hürmet ve muhabbet ederler ve bu sadakat ve samimiyetlerinin de mükâfatını ergeç görürler.
Şâh-ı iklim-i risâlet, sahib-i şeri'at, sultan-ül meşrıkeyn-i vel-magrıbeyn, sebeb-i hilkat-i kevneyn Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem efendimizin, taraf-i izzetten zikrinin yüceltildiğini ilân ve beyan eden VE REFE'NÂ LEKE ZİK- REK âyet-i celilesinin bazı hassalarını buracıkta ve bu vesile ile zikrederek, deryadan bir katre, güneşten bir zerre misali dahi olsa ihvan-ı din-i mübiyne teberrüken sunmak isterim ki, âşıkların aşkı, sadıkların sıdkı artsın, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya olan tâ'zim ve muhabbetlerini çoğaltsın, iymanları kemale ersin ve bir nebze şemme-i Muhammediyye'den nasip versin.
Esedullah-il-galip Ali ibn-i Ebi-Tâlib kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimiz buyuruyorlar ki:
— Allahu zül-celâl vel-cemal hazretleri bu âlemleri halk ve icat eylemeyi irade buyurunca, zat-1 ecelli â'lasının nurundan Habib-i edibinin nurunu yarattı. O vakit, henüz ne yerler ve gökler, ne arş-ı Rahman, ne kürsi-i muallâ, ne cennet ve ne de cehennem halk olunmamıştı. Ne felek manzumesi, ne de melek gulgulesi vardı. Arş-1 â'lâ ve kürsi-i muallânın yaratılmasından üç yüz yirmi dört bin yıl önce, Nur-u Muhammediyye'yi zatı nurundan halk ederek o nura: «MUHAMMED OL!» emr-i celil-i sübhanisini verdi ve o nur-u aziz, Habib-i edib-i Kibriyâ' nın dünyadaki şekli ve suretiyle halk ve icat olundu. Bu âle-