Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Hazret-i Ebu-Tâlip hastalanmıştı. — 5. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 2 · s. 71

Ne yazık ki, dünya ve saltanat hırsı gözlerini bürümüş olanların bu hitabı duymaları mümkün olamamaktadır.

Evet, dersimize devam ediyoruz:

Savaşılarak alınan ülkelerde, hutbeye kılıçla çıkmak şi'ar-ı islâmiyettir. Hutbeye kılıçsız olarak çıkılması, o beldenin sulh yoluyla alınmış olduğuna alâmettir.

Onun için, gafletten vazgeçelim ve ashab-ı kiramın yerli yerince koydukları güzel ve nezih kaidelere bid'at deyip geçmeyelim. Bid'at bile olsa, bid'at-i hasenedir ve mü'minlerin güzel gördüklerini Allahu teâlâ da güzel görür.

Sizlere başka bir delil daha takdim edeyim:

Hz. İmam-ı Şâfi'i rahimehümullah'ın, rivayet buyurdukları Hadis-i şerifleri ictihat ettiği mezhebine senet kabul ettigine işaret eden Said ibn-i Müseyyeb radıyallahu anh cihar yâr-ı bâsefa hakkında şöyle diyor:

ŞEYHEYN ki, Hz. Eba-Bekir ve Hz. Ömer radıyallahu anhümadır. Kızlarını Resûl-ü zişâna tezvic etmişlerdir. Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de, emri ilâhi ile bu iki muhterem zatın kızını zevceliğe kabul buyurmuş ve onlara kendisine kaim-peder olmak şeref ve bahtiyarlığını bahşeylemiştir. Binaenaleyh, islâm dininin bu iki yüce şahsiyetine hürmet ve riayet etmek, ümmet-i Muhammed'den olan her kişi için vâciptir.

HATENEYN, yani, Hz. Osman-ı Zin-nûreyn ve Hz. Ali radıyallahu anhüma da Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin damatlarıdır. Hz. Osman radıyallahu anh, önce Hz.

Zeyneb'i ve o âhirete intikal edince Hz. Rukiyye'yi emr-i ilâhi ile tezvic eylemiş ve böylece iki nur sahibi anlamına gelen ZİN- NÜREYN adını almıştır. Yine emri ilâhî ile Hz. Fatıma't-üz- Zehrâ Betül'ü de, Hz. Imam-i Ali kerremallahu vechehu efendimize tezvic etmişlerdir ki, bu iki muhterem zat-ı şerife de hürmet, muhabbet ve riayet vaciptir. Hz. Ali radıyallahu anh efendimize isyan edenlere ise, acımak lâzımdır.

İbn-i Mes'ud radıyallahu anh rivayet etmiştir ki, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

— Bir mü'minin, Hz. Ebu-Bekir radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, Allahu tâlâ'nın o kimse üzerine mağfiretini celbeder.

— Bir mü'minin Hz. Ömer radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, o kimsenin günahlarının affına vesile olur.

— Bir mü'minin Hz. Osman radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, Allahu teâlâ ve Resûl-ü zişâna iymanının kuvvetlenmesine sebep olur.

— Bir mü'minin Hz. Ali radıyallahu anh'a hürmet ve muhabbet etmesi, o kimsenin cehennem ateşini söndürmesine sebep ve vesile olur.

Enes bin Malik radıyallahu anh rivayet etmiştir ki, Resûl-ü zişân aleyhi ve âlihi salâvatullah-il-Mennân efendimiz hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

— Yarın, kıyamet günü Allahu teâlâ tarafindan bir münadi mahşer ehline nida edecek ve: (Ey mü'minler! geliniz, Hüdâ-i müte'al hazretlerinden mükâfatlarınızı alınız...) diyecek.

Mü minler, bu haberi ilân eden meleğe: (Bizim günah ve isyandan gayrı hangi sevabımız var ki, onun karşılığında mükâfat

isteyebilelim.) diyecekler. O melek kendilerine şöyle cevap verecek: (Ey mü'minler! Allahu teâlâ buyuruyor ki, «Ben kullarım üzerine bazı emirler farz eyledim, o emirlerimi yerine getirdiler. Soğuk günlerde abdest alıp namaz kıldılar. Uzun ve sıcak günlerde emrimle oruç tuttular. Kısa gecelerde emrimle namaz kıldılar. Emrimle zekât verdiler ve hacettiler. Nefislerine karşı çıktılar, nefislerinin arzu ve heveslerine râm olmadılar. Onlara, Habib-i edibimin evlât, ezvâc, ashap ve ahbaplarının ve özellikle Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali rıdvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıynin hürmet ve muhabbetlerini farz kıldım. Ind-i ilâhimde aziz olan bu zevata hürmet ve muhabbet ettiler. Onun için, gelsinler şimdi bu zevata hürmet ve riayetin mükâfatını benden alsınlar. Cennet ve cemalime ersinler, sevdikleri ve saydıkları bu sıddıykler ve salihler ile bir araya gelsinler. Şehitlerle, gazilerle sohbet etsinler. Bu zevati sevenleri cennetime alacağımı va'detmiştim, onları bu en büyük arzularına eriştireyim. Bu zevatı sevmeyenleri ve onlara düşmanlık edenleri de cehenneme koyacağım,» emr-i ilâhisini mahşer ehline ilân eder. Hz. Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali rıdvanullahi aleyhim ecmaıyn efendilerimizi can ve gönülden sev ki, böyle bir iltifat-ı ilâhiyye nail ve vasıl olabilesin. Aşağıdaki hikâyeyi de ibretle oku da, Ebu-Bekir, Ömer, Osman ve Ali ridvanullahi teâlâ aleyhim ema'ıynin ind-i ilâhideki mertebelerini öğreniver.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.

Hazret-i Ebu-Tâlip hastalanmıştı. — 5. bölüm — Menâkıbnâme — tarikat.org