Recep ayının yirmi altıncı gecesi ki, biz ona Mirâc gecesi diyoruz. Işte o mübarek ve mukaddes gece, taraf-ı ilâhiden Habib-i Hüdâ efendimize emir ve ferman buyurulmuş, ümmet-i Muhammed'e de Mi'râc şerefi bahşolunarak bir hediyye-i ilâhî olarak farz kılınmıştır. Bu çok yüce ni'metin kadrini bilmek mazhariyetine eren, Allahu teâlâ'yı seven, Allahu teâlâ'- dan korkan ve onun Habib-i edibine tâbi olanlar, bu ilâhî emri, bu ilâhî hediyyeyi kaçırmaz. Sevgi ve saygı ile, kalp huzuru ile, seve seve, isteye isteye namazını kılar, zâhiri ve bâtını serhoşluklardan uzak bulunarak Huzurullah"a girer ve Mi'râc devletine erer. Mi'râc ise, Rabbine yaklaşmak, cennet ve cemal-i ilâhiyye vuslâta hak kazanmaktır. Zira, Allah azze ve celle hazretleri MURID ism-i şerifinin nuru ile kulunun gönlüne teveccüh ederse, kul da Allahu azim-üş-şâna teveccih eder:
Ve mâ teşâ'une illâ en yeşâ' Allah.
El-Insan 3!
(Allahu teâlâ dilemeyince, siz dileyemezsiniz..)
sırrı zuhura gelir. Ibadetlerin efdali olan namazı böylece Kılmak lüttuna erişenler, bu yuce derecelere nail olurlar.
Dy benim kardeşım:
Bazı gafiller gibi, yalnız mübarek gecelerde Rabbine ibadet edenlerden olma!.. Daima, Hakkın emrinde kaim olan âşıklar ve sadıklar zümresine dahil olmağa çalış.. Gerçi, AIlahu teâlâ baha Allah'ı olmayıp, bahane Allah'ıdır. Mübarek gün ve gecelerde Rabbine ibadette bulun ki, o kutsal günler ve geceler Allahu teâlâ'nın ilâhî rahmet ve merhametinin coşup taştıgı müstesnâ zamanlardır. O mübarek gün ve gecelerde, sana ve bana rahmet kapılarını açmasını Rabbimizden tazarrû ve niyaz edelim.
Evet: dersimize devam ediyoruz:
Serhoşluğun zâhir kısmı içki içmektir, demiştik. İçki, içeni zillete düşürür. Çünkü, içki insanın en şerefli hassası olan aklını giderir. Bir serhoşun, o içkili halde iken ne yapacagını, nasıl davranacağını kimse kestiremez. Bir akıl hastasının hastalığının derecesinin doktorlar tarafından tayin ve
tesbiti belki mümkündür. Serhoşun ise, içki içmek suretiyle dileyerek ve isteyerek düştüğü deliliğin derecesini tesbit etmek ise ekseriya kabil olamamaktadır. Gazetelerde hergün okuyoruz, adam silâhını çekip masa arkadaşını öldürüyor ve sonra da: (Ondan sonrasını hatırlayamıyorum!) diyor. Neden hatırlayamıyor? Çünkü, alın teriyle sağladığı helâl kazancıyla, akıl ni'metini bizzat kendisi gidermiştir. Yani, daha açık bir deyımle, kendı parasıyla delılıge ozenmıştır. Boylelerıne akıllı demek bilmem caiz olur mu? İçki almadan önce kendisine milyonlarca lira verilse, yapmayacağı ve reddedeceği öyle rezaletlere ve cinayetlere ismi karışan serhoşlar görüyor ve biliyoruz ki, bunlar ayık iken çoğu zaman edepli ve terbiyeli insanlardır. Ama ne yazık ki, kendi tâbirleriyle şişede durduğu gibi durmayan alkolün buharı beynine vurunca, onları âdeta insanlıktan çıkarmakta ve her türlü kepazelige katlanmağa kendilerini mecbur etmektedir. Aslında, onlara da haram olmakla beraber içkiyi mübah telâkki eden milletlerde ve özellikle batılı ülkelerde gittikçe artan içki aleyhtarlığı, içkinin sebepolduğu felâketlerle ilgili istatistiklerle belirlenmektedir. Içkinin, insan sağlığına olan zararları ise, ilim otoritelerince riyazi bir kat'iyyetle ispatlanmıştır.
Ey âşık-ı sadık:
Etrafına ibretle bak ve iyi düşün.. İçki ile kendilerini deli edenlerden Allahu teâlâ'ya isyan edenler, Resûl-ü zişâna dil uzatanlar ve tecavüze yeltenenler, ana ve babalarına el kaldıran, döven ve sövenler, çoluk çocuğuna cehennem hayatı ve azabı geçirenler, ırz ve iffete saldıranlar, serhoşlukla adam oldurenler, butun mahalle ve semt halkına yaka sıktırenler.
yakınlarına kan kusturanlar, içki sa'ikasıyla işledikleri suclardan ötürü cezaevlerini dolduranlar da senin ve benim gibi birer insan değil midirler? O halde, onları bu feci âkibete sürükleyen, dünya ve âhirette rezil eden nedir? Allah ve Resû lünün haram buyurduğu ve yasakladığı içki değil mi? Şu hal de, bütün mahlükatın en üstünü, en şereflisi olarak yaratılan insanoğlu, nasıl oluyor da kendi parasıyla delilige özeniyor, hatta bır bakıma delilerın bile yapamayacakları rezaletleri ve cinayetlerı goz kırpmadan işleyebıliyor! Çunku serhoş, deliden de hatta hayvandan da beterdir. Dalâlet ve fenalık yönünden canavar dediğimiz vahşi hayvanların bile irtikâp edemeyecekleri kötülükleri göze alması, bunun yanılmaz bir delili ve isbatıdır.