Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hz. Isa aleyhisselâm, bir dağdan geçiyordu. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 521

Hz. Isa aleyhisselâm, bir dağdan geçiyordu. Baktı ki, orada nur yüzlü bir ihtiyar Rabbine ibadetle meşgul bulunuyor. Hz. İsa aleyhisselâm, o zatın yanına vardı, kendisini sevdi ve okşadı, iltifatta bulundu, hal ve hatırını sorduktan sonra ögrenmek istedi:

— Ne zamandanberi, Rabbil-âlemiyne böyle tenha ibadet ediyorsun?

O yaşlı ve nurlu zat, kendisine cevap verdi:

— Yâ Nebiyallah! Yetmiş yıldır, buracıkta Rabbime ibadet ediyorum.

Hz. Ruhullah, takdir ve tebrik etti, duada bulundu:

— Allahu teâlâ, seni mübarek kılsın..

Daha sonra, Rabbinden niyaz eyledi:

— Yâ Rabbel-âlemiyn! Acaba, zât-1 ülûhiyyetine ibadet bakımından, bu nur yüzlü ihtiyardan daha sevgili bir âbid var mıdır?

Hitab-1 izzet şeref-sadir oldu:

— Yâ Isa! Enbiyâ'lar serveri, nuru evvel ve bâ'asi sonra olan sebeb-i hilkat-i Adem ve esbab-ı bedi-i âlem Muhammed'imin ümmetinden bir kimse, Recep ayında bir gün oruç tutsa ve gecesi de ibadetle kaim bulunsa, yetmiş yıldır burada ibadet ettiğini söyleyen kulumun tuttuğu oruçtan ve kıldığı namazdan bana daha sevgilidir. Sen, benim Nebi-i zişânımsın. Seni, irsal etmekten muradım, Muhammed'imi tebşir etmek ve onun âlemlere rahmet olarak gönderilecegini insanlara müjdelemek içindir. Yetmiş yıl ibadet eden senin ümmetindir. Muhammed'im ise benim sevgilimdir. Onun için, ümmet-i Muhammed'den bir âbidin recep ayında bir gün oruç tutup ge-.

ce bana ibadette bulunması da bana bu nur yüzlü kulumun yetmiş yıllık ibadetinden daha sevimli ve sevgilidir. Netekim, Habib-i edibimin bir gün ve bir gecelik ibadeti de, senin ve senden önce gelip geçen Nebi'lerimin ümmetlerinin yetmiş yıllık ibadetlerinden bana daha sevgilidir.

Ey tâlib-i Hak:

Allahu teâlâ indindeki kıymetini ve faziletini bil.. Seni, Habib-i edibine ümmet eyledi, ind-i ilâhideki makamın ve derecen gayet yücedir. İbadetinin ecri kat kat fazladır. Bütün duaların makbul, istiğfarınla bütün günahların mağfur olur.

Tövbende sebat edersen, seyyi'atın hasenata tebdil olunur.

Butun, bu nı'met ve mazhariyetlere nall olman ise ancak ve yalnız Habib-i edib-i Kibriyâ'ya ümmet olmak şerefinden ileri geliyor. O halde, Resûl-ü zişânın sünnet-i seniyye-i Ahmediyyelerine sadakat ve samimiyetle tâbi ol ve onun izinden ayrılma ki, Allah azze ve celle seni ümmetlikte sabit eylesin.

Onun ümmeti olmak idrak ve şu'uruna erenler, Hakka ibadetin sevinç ve süruruna da erişirler, bütün ibadet ve tâ'atlerinde, bütün hayır ve hasenatlarında, bütün fiil ve hareketlerinde derin bir haz ve huzur duyarlar. Zira, ibadetlerde huzur, hudû ve huşû şarttır. Her ne kadar Imam-ı Şâfi'i (Rahimehümullah) namaza başlarken kalp huzuru ile huzura dahil olmayı ve imam-ı â'zam Ebû-Hanife (Rahimehümullah) ise kılınan namazın bir rüknünde Huzurullah'ta bulunulduğunun hatırlanmasının namaz kılana kâfi gelecegini beyan buyurmuşlarsa da, bu içtihatlar fetvadır. Binaenaleyh, kişiye lâzım olan tekvâ ve muhabbettir. Çünkü, namaz mü'minin mi'râcıdır. Çünkü, namaz Resûl-ü zişânın (GOZUMUN NURU) buyurdugu, çok sevdigi ve kendisine tarat-ı ilahiden çok sevdirilen bir ibadettir. Çünkü, namaz dinin ve islâmın direğidir, iymanın alâmetidir ve âşıkın kurbiyyetidir. Namaz, Rabbimizin de pek sevdigi bir ibadettir. Allah azze ve celle, mü'min kullarını gerçekten çok sevdigi için, günde beş kerre kullarına ikram etmek için onları huzur-u izzetinde toplamaktadır.

Hal böyle olunca, dersimizin başında da anlatmaga çalıştığımız gibi, namaza girmek için zâhir ve bâtın sekrini, serhoşluğunu terketmek, namaz kılan her mü'mine farz olur.

Netekim, me'al-i münifini sunduğumuz (LA TAKRAB-US- SALÂTE VE ENTÜM SÜKÂRA...) âyet-i celilesiyle de, bu gerçek hatırlatılmakta, serhoşlukla huzuruna yaklaşılmaması anlatılmaktadır.

Maddi serhoşluktan bir kaç saatta insanın ayılması mümkündür ve fakat, manevî serhoşluktan insan ancak teneşire başı vurduğunda ayılabilir.

Namaz, yüce ama pek yüce bir ibadet ve pek büyük bir ni'met ve devlettir. Bazı gâfillerin, namazlarını âdeta angarya gibi kılmaları, kadrini ve kıymetini bilmemeleri ve küçümsemeleri, kendi küçüklüklerindendir. Hakka yaklaşmanın bir ulu kapısı olan namaz, günde beş vakit hakkıyle, lâyıkiyle, tam bir huzur, hudû ve huşü içinde kılındıktan başka, Recep, Şaban, Ramazan, Zil-hicce ve Muharrem gibi mübarek aylarda, Recebin ilk gecesinde, Mi'râc gecesinde, Berat gecesinde, Kadir gecesinde ve özellikle cuma ve pazartesi gecelerinde kılınırsa ve kılınırken de tam bir aşk ve ihlâs üzere, dünyanın zâhir ve bâtın bütün serhoşlukları terkedilirse, şevk ve vecd ile kıyam, rükû, secde, tevhid ve tesbih olunur, dua ve niyazda bulunulursa, elbet ve elbet kulu nice yüksek makama ve nice yüksek derecâta iletir ve ulaştırır. Zira, düstur-u mükerremimiz olan Kur'an-ı azim-ül-bürhanda:

..

Vescüd Vakterih...

El-Aiâk: 1!

(Secde et ve Allahu teâlâ'ya yaklas.)

buyurulmuştur. Hadis-i kudside de kulun Rabbine en yakın olduğu zaman, başının secdede bulunduğu zamandır, buyurulmaktadır. Zira, kibir ve gurur, Hakka hicaptır. Kibir ve gururla, aradaki perdeler kalkmaz. Secde hali ise, tam bir tevazû halidir, tevazü'un remzidir. Onun için, Rabbine tevazû ve tezelzül ile secde et ki, Rabbin sana senden yakın olduğu gibi. sen de Rabbine yaklaşabilesin.

Yaratılan herşeyin aslı tohum oldugu gibi, Rabbine muhabbetin tohumu da, ona secde ile başlar. Muhabbet-i ilâhiyye ateşi, kalbinde zuhura gelip, kalbin ve kalıbın Hak teâlâ'- ya teveccüh ederse, bütün saadetlerin başı bu olur.

Bunun için, def'alarca tekrar ediyorum ki, aşk ve şevk ile Rabbine k1- yam, rükû ve secde et ki, seni iki cihanda sultan olmaya götürecek en hayırlı ve yararlı fiil ancak budur. Resûl-ü ekrem miraca burak ile gitti, senin burakın kıldığın namazdır. Allahu azim-üş-şânı seven namaz kılar. Resûl-ü zişânı seven, onun çizdiği ve gösterdiği yoldan yürür. Çünkü, bu yolun nihayeti riza, rıdvan, cennet-i zât, didâr-1 Rabbanidir. Hele bu namaz, hudû, huşû ile ve erkân-ı malûme ve ef'al-i mahsuse ile kılınır, u'cub ve riyâdan da uzak bulunursa, dışı tâ'dil-i erkân ve içi kurbiyyet-i Rahman olur.

Hepimizin bildiğimiz gibi, erkânı islâm beştir: 1) Namaz, 2) Oruç, 3) Zekât, 4) Hac, 5) Kelime-i şehadettir. Allahu teâlâ ve Resûl-ü müctebâ'yı tasdik ettikten sonra, iymanın nuru bu dört aziz ibadetle korunabilir.

Beş vakit namazın farz olması ni'meti, bizlere taraf-ı ilâhiden ihsan ve inayet buyurulan yüce bir devlettir. Namaz,

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.