Yok iken tilki gibi hiylekâr, Yine postu soyulur âhir-i kâr..
Ey mü'minler, ey insanlar!
Dünyayı ebedi mi sanıyorsunuz? Fâni, gelip geçici ve harap olucu olduğunu elbette biliyorsunuz. Ebedî âlem, âhirettir.
Olmeyecek miyiz? Bu dünyada yaptıklarımızın, ettiklerimizin hesabını vermeyecek miyiz? Elbette er veya geç ölecegiz, elbette ve elbette bu dünyada yaptıklarımızın ve ettiklerimizin hesabını vereceğiz. Ibadet ve tâ'atlerimizden, malımızdan, evlâdımızdan, hatamızdan, nisyanımızdan, isyanımızdan mutlâka sorulacağız. Ayaklarımızın bastığı yerler, iyilik veya kötülüğümüze şahitlik edeceklerdir. Ölüm, kabir, mahşer, mizan, hesap, cennet ve cehenuem haktır. Sırat deyip geçmeyelim, cehennemin üzerine gerilmiş o korkunç köprü, bin senelik çıkış, bin senelik düz yürüyüş ve bin senelik iniş olmak üzere üç bin senelik uzun bir yoldur. Iyman ile göçen ehl-i felâha, ehl-i salâta, ehl-i iymana kuş gibi uçarak geçmek nasip olacaktır. Kâfirlere, günahkârlara, zalimlere de o müthiş ateşe yuvarlanmak tehlikesi ve korkusu vardır. Dünyan ile mağrur olma, fânidir gelip geçicidir.
Bin yıl yaşa, dünya yine bir köhne saraydır, Madem ki güneş aynı güneş, ay hep o aydır..
Dünyanın fâni olduguna inanmayan veya bu gelip geçici hayata aldanıp gaflete düşenlere sesleniyoruz: Hani, anan baban nerede? Hani dedelerin, ninelerin, ataların, komşuların, akranların, ahbapların, arkadaşların neredeler? Hani, o dünyaya sığmayan ünlü hükümdarlar, hani, o bir emirleriyle ordularına kıt'alar fethettiren kumandanlar, hani kaftan kafa hükmeden krallar ve imparatorlar, hani o vezirler, paşalar, âlimler, hani o servetleri ve yaşayışları dillere destan olan zenginler, nerede onların sarayları, konakları, kâşâneleri, mâlikâneleri nice oldu? Hani peygamberler, hani Eba-Bekir, hani Omer, hani Osman, hani All? Adem nerede, Nuh nerede, Ibrahim Halil nerede? Musa ve isa nerede? Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem nerede?
Encâmına her kim bu cihanın nazar eyler, Divane olur gâm-ı cihandan güzer eyler..
Nerede Ad ibn-i Şeddat, hani Yasur ibn-i Semud, nerede Karun, hani Hamân? Nerede Allah düşmanı Nemrud? Hani,
Sasan oğulları? Hepsi ölümle sabahladılar da, etlerini ve kemiklerini kabirlerinde kurtlar kemirdi, amelleri ile başbaşa kaldılar.
Tıpkı onlar gibi, bizler de yakın bir zamanda ölecegiz, kara topraga girecegiz, yaptıklarımızın, ettiklerimizin hesabını vereceğiz. Allahu sübhanehu ve teâlâ, bu ibret levhalarından gerekli dersi almayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin, bizleri kalpleri ve kalıpları uyanıklardan, Allah sevgisi ve Allah korkusu ile yanıklardan, âhiret âleminin korkunç akabele.
rini bugünden düşünen ve ona göre hazırlanan ayıklardan eylesin.. Bizleri, Habib-i edibi hürmetine Habibine bağışlasın, affı ile yarlıgasın, âmin bi-hürmeti seyyid-il mürseliyn vélhamdü fillahi Rabbil-âlemiyn EL-FÂTİHA..