Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Ustad-1 muhteremim ve mürşid-i mükerremim olan zatın peder-i âlileri (Allahu teâlâ, onların ruhlarını… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 483

— Anlayamadım babacığım, lûtfen biraz açıklar mısınız'?

— Yağmur yağar, küçük filizler, hasıl olur, bunlar büyür, önce fidan ve sonra ağaç olurlar. Zamanla, ağaçlar kömür, kömürler ateş olur, suyu kaynatır ve yakar. Demek ki, kaynayan su sudan ateş, ateşten su halkeden Hazret-i Allah'ı tesbih ediyor.

Evet, Gülçiçek bir süre önce muhterem babası Şeyhı Adli efendiden öğrendiklerini, usulca Derviş Mehmed'e fısıldar.

Kahvesini pişirip kendisine sunan Derviş Mehmed'e şeyh efendi tekrar sorar.

— Kaynayan suyun ne ile tesbih ettiğini duyabildin mi evlât?

Derviş Mehmed, az önce Gülçiçek'ten öğrendiği şeyleri açıklar:

— Şeyhim, der. Suyun tesbihi, beni yakan, beni kaynatan bendendir.

Şeyh Adli efendi, kahvesinden bir yudum çekerek gülümser ve:

— Öyledir oğul öyledir, buyurur. Beni yakan, benden oldu!..

Gülçiçek hanımla, Derviş Mehmed'i evlendirirler ve onlar da mes'ut ve müreffeh kir ömür sürerler.

Ey tâlib-i hak:

Dil, gerçekten dünyanın tatlı şeyi oldugu gibi, aynı dil aynı zamanda dünyanın en acı şeyidir. Dil, dertlere dermandır. Dil, tercüman-1 esrar-, Rahman'dır. Dil, sırrın anahtarıdır. Dil, iymanın ve islâmın nişânıdır. Dil, tefsir-i Kur'an ve nâkil-i chadis-i Resûl-ü Rahman'dır. Dil, cennetin de anahtarıdır.

Fakat, aynı dil bazan öldürücü bir zehirdir. Dil, cemiyetleri toplar ve cemiyetleri dağıtır. Dil incitir, dil yaralar. Dil, gönül yapar. Dil, gönül yıkar. Meziyetleri saymakla, yazmakla tükenmeyeceği gibi kabahat ve mâ'siyyetleri de anlatmakla bitmez.

Onun içindir ki, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

(Iki et parçasına sahip olunuz. Zira, bu iki et parçası insanı â'lâyı ılliyyine yükselttiği gibi, esfel-es-sâfiliyn'e de gönderir. Bu iki et parçası, saltanat tahtına ve şeref kürsülerine çıkardığı gibi, insanı sehpaya ve darağacına kadar da iletir.

Biri, iki çene arasında ve diğeri iki but arasında bulunan bu iki et parçasına dikkat edin ve onları hakkiyle ve lâyıkiyle koruyun. Onları, iyi ve doğru kullananlar, iki cihanda aziz olurlar. Kötüye kullananlar da, yine iki cihanda rezil ve zelil olurlar.) buyurmuşlardır.

Bu sebeple, gerçek ve hâlis Müslüman o kişidir ki, Müsümanlar onun elinden ve dilinden emin olurlar. Gerçek ve hâlis Müslüman, mahlûkat-ı ilâhiyyeyi elleriyle ve dilleriyle incitmezler. Onlar, hatta bir yeşil yaprağı dahi dalından koparamazlar. Onlar, bu yeşil yaprağın da canlı oldugunu ve kendi dili ve haliyle Hakkı zikir ve tesbih ettigini, onun da bu âleme vazife ile getirildiğini düşünür ve bilirler. Kaldı ki, bâtıl bir şey yaratılmamıştır. Herşeyin, zatı güzel, belki sıfatı çirkindir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.