Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Şeyh-i şüyuh-u agâh, ârif-i billâh, Hallâc-1 Mansur kuddise sirruh hükm-ü takdir-i ezeli üzere… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 457

Innelleziyne keferû bi-âyâtinâ sevle nusliyhim nârâ küllemû nadicet cülüdühüm bed-.

delnâhüm cülüden gayrehâ li-yezuk-ül azab..

En-Nisâ: 56 Meal-i münifi: (Şüphesiz âyetlerimizi inkâr ile kâfir olanları, yakında ateşe koyacağız ve derileri yanıp piştikçe, daimî azalı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz.)

Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretlerinin, bu âyet-i celilede EF'IDE'yi tahsis buyurmasının sebebi şudur:

Kalp, yani fu'ad (Efi'de, fuad'in çoğuludur) BEYTUL- LAH'tır. Yani, bir mânada Allah ve Resûlüne tahsis olunan mukaddes bir azadır. Dünyanın kalbi Kâ'be-i Mu'azzama olduğu gibi, vücut ülkesinin kâ'besi de kalptir. Kalp, nazargâh-1 ilâhî olduğundan, bu mukaddes azâ kâfirler ve fâsıklar ta-.

rafından yerli yerince ve gereğince kullanılmaz ve oraya bir takım bâtıl akide ve inanışlar, kötü niyyetler, fâsit ve çirkin ameller doldurulur, fitne ve fesat yuvası haline getirilir. Oyle ki, bütün günah ve kötülüklerin, bütün fesat ve mâ'siyyetlerin karargâhı oluverir. Işte, o şiddetli ateşin kalp üzerine isabet etmesiyle, mânada bütün azalara câri olacağından azabın kalp.

üzerine olacagı ifade olunmuştur.

Gerçekten, insanın fu'adi, bedenindeki uzuvların hepsinden lâtif olduğundan en ziyade elem duyan ve azaba uğrayan da yine kalp olur. Bu bakımdan diger bütün uzuvlardan daha

hassastır. Netekim, aşkullah ve muhabbetullah ateşi de kalbe düşünce, tekmil kalbi kaplar ve aşk-ı ilâhî kalbi kaplayınca da o kalp cezbe sahibi olur ve cezbe-i Mevlâ ile meczup görünür ki, Hallac-1 Mansur gibi Allah yolunda, Allah içın darağacına kadar gitmekten çekinmez hale gelir Ibrahim Eahem gibi, tâc ve taht gözüne görünmez, hepsini bir ânda terkeder ve yollara düşürür. Bunlar ancak Cemal-i ilâhiyyi temaşa ile mesrur ve handan olabilirler.

INNEHÂ — Cehennemin o korkunç kapıları ALEYHIM — Cehennem ehlinin üzerine MÜ'SADE — Kapanmıştır.

Evet, cehennemin o korkunç kapıları, o kötü hareketlerde bulunan kâfirlerin üzerine kapanır ve kilitlenir ve o kâfirler bir daha bu azaptan kurtulamazlar ve ebediyyen orada. mahpus kalırlar. Bu gerçeği idrak edip anlayabilmeleri için, böyle yapılır.

Cehennem ehlinin ahü feryatları, istidatları, yalvarıp yakarmaları dışarıya aksetmez ve dışarıdan duyulmaz. Onlara, birazcık olsun ferahlık verecek rüzgâr ve o korkunç hararetten korunup kollanacak küçük bir gölge, bir parça serinletecek yagmur da verilmez. Hayat ile memat arasında kalırlar, 'sag ve sollarını farkedemezler.

Fİ AMEDİN MÜMEDDEDEH — Cehennem ehli, demir direklere bağlı oldukları halde bu azabı tadarlar. Çünkü, bu kâfirler dünya hayatlarında iken kendilerini amed-i mâ'nevi olan yani mâ'nevi direk mesâbesinde bulunan bir takım bâtil akidelere, sapık inanışlara, kötü ve çirkin huy ve davranışlara, Allah ve Resûlünün ve Resûl-ü zişâna tâbi olan salihlerin begenmedikleri ve yerdikleri umdelere saplanmışlardır.

Bundan dolayı cehennemde çekecekleri azabı ve cezayı da, dünya hayatında bağlandıkları sapık umdelerden, direklerden kinâye olarak Allahu sübhanehu ve teâlâ madde olarak yaratacak ve kendilerini o umdelere, o direklere baglatarak cezalandıracaktır. Dünya hayatında bütün izzet ve şerefi, yalnız mal mülk, rütbe ve makam zanneden ve:

— Biz, kölelerle, fakirlerle bir miyiz? Onların iyman ettiklerine biz iyman edemeyiz, diyerek iymandan yüz çeviren bu kâfirlere, mevki ve mansaplarıyla öğünen ve böbürlenen o gafillere, bu şekilde azap olunacaktır. Allahu zül-celâl, bunları demir direklere bağlamak suretiyle dünyada mü'minlere karşı takındıkları kibirli tavırlarını, yaptıkları hakaretleri kendilerine hatırlatacak ve tattıracaktır.

Aziz din kardeşlerim ve Hak yoldaşlarım!

Bütün bu azaplardan, iztiraplardan, hakaretlerden kurtulmak istiyorsak fırsat elde, söylemek dilde iken Allahu teâlâ'ya ve onun sevgili peygamberine iyman edelim. Suçlarımıza, günahlarımıza ve kusurlarımıza tövbe edelim ve bir daha o kötü ve çirkin suçları, günahları işlemeyelim. Elimizden geldiği ve gücümüzün yettiği kadar hayırlı ve güzel ameller işleyelim, Allahu azim-üş-şânın men'ettiği, Resûl-ü zişânın tiksindiği kötülüklerden kaçınalım. Allahu teâlâ'yı ve Resûl-ü mucteba yı aşk lle, şevk lle sevelim, kalplerımızden onların sevgilerinden başkasını sürüp çıkaralım, nazargah-ı ilâhî olan kalplerimizi her türlü kirlerden ve pisliklerden temizleyip, arındıralım, rızayı ilâhiyye erelim, Cemal-i yezâli görelim.

Yâ Rab! Bizleri, nârından azat eyle, sana ve sevgili peygamberine karşı aşk ve muhabbetimizi, iyman ve iykanımızı müzdat eyle, lûtuf ve kereminle, fazl-ü inayetinle cümlemizi şâd eyle, dünyevi ve uhrevi bütün müşkillerimizde bizlere imdat eyle, sevdiğin kullar meyanında bizleri de yâd eyle, ümmet-i Muhammed'i ber-murad eyle, iki cihanda da bizleri âbâd eyle.. Bi-hürmeti Tâ-Hâ ve Yâ-sin ve bi-izzeti âl-i Yâ- Sin ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-alemiyn EL-FATIHA..

Envar-Ül-Kuldb, Cilt 1 - F: 30

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.