Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Milletler babası Hz. Nuh aleyhisselâm, bir yerden geçerken gözleri tepesinde yaratılmış acaip bir… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 423

Milletler babası Hz. Nuh aleyhisselâm, bir yerden geçerken gözleri tepesinde yaratılmış acaip bir köpek gördü. Nasıisa ve nedense bunu çirkin buldu, dili sürçerek:

— Aman ne çirkin mahlûk! demek suretiyle kendisinden zelle sâdir oldu.

Insana, iç duygularını dile getirecek güzel sözler söylemesini ögreten, dili konuşturan ve gerektiginde herşeyi de konuşturmaga kadir olan Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri, o köpege lisan verdi. Çirkin gördüğü o köpek Hz. Nuh aleyhisselâma hitabetti:

— Yâ Nuh! dedi. Yaratanı mı, yoksa yaratılanı mı ayıplıyorsun? Dger, yaratanı ayıplıyorsan, bilmiş ol ki o bütün ayıplardan beridir. Yok, yaratılanı ayıplıyorsan, bu takdirde beni öldürüp tekrar dilediğin gibi yaratabilir misin?

Köpegin bu haklı ve yerinde sözü ve sitemi, Hz. Nuh aleyhisselâmın kalb-i nübüvvetlerine öylesine tesir etti ki, işledigi zelleye zâkıf ve pişman olarak nice zaman âh-ü eniyn ve nevha ile ağladığından NUH unvanıyle isimlendi. Nuh, nevha'dan müştak olup yüksek sesle ağlamak demektir.

Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri, dokuz sınıf günah için dokuz tâ'ife hakkında VEYL yani yazıklar olsun, azap olsun, tâbirini kullanmakta, bu hitap ve itâp bu günahları işleyen o kimselerin ind-i ilâhideki şena'at ve dena'atlerini açıklamaktadır:

1. Namazlarını terkedenler ve namazlarını terkettiklerinden dolayı üzüntü duymayanlar veya namazlarını kıldıkları halde secdegâhlarını bilmeyenler, yahut namazlarında sehvedenler veya kıldıkları namazın kıymet ve ehemmiyetini bilmeyenler için:

"'o)

"ota Fe-veylün lil-musalliyne elleziyne hüm an salâtihim sâhın.

El-Maun: 4-5 Meal-i münifi: Veyl olsun, azap olsun o namaz kılanlara ki, namazlarından gafildirler.

buyurulmuştur.

2. Mali ibadetlerden olan zekâtlarını vermeyenler hakkında da vey! olsun, azap olsun buyurulmuştur.

3. Yalancılar, yalan söylemegi âdet edinenler hakkında da vey! olsun, azap olsun buyurulmuştur.

4. Ölçek ve terazilerini, kantarlarını, dirhemlerini, metrelerini ve arşınlarını hiyle ile kullananlar, eksik ölçen ve tartanlar hakkında da veyl olsun, azap olsun buyurulmuştur.

5. Kıyamet ve âhireti inkâr edenler ve ömürlerini dünya için, dünya kazanç, zevk ve eglenceleri için tüketenler hakkında da veyl olsun, azap olsun buyrulmuştur.

— 425 _ 6. Insafı terkeden zâlimler hakkında da vey! olsun, azap olsun buyurulmuştur.

7. Vâ'z-ü nasihat kabul etmeyen, ögüt dinlemeyen katı kalpli kişiler için de veyl olsun, azap olsun buyurulmuştur.

8. Hz. Musa aleyhisselâma nâzil olan Tevrat'ta Nebi'lerin önderi, veli'lerin rehberi, iki cihan serveri ve âhir zaman peygamberinin teşrifini bildiren âyetleri ve alemlere rahmet olarak gönderilen o zât-1 akdesin mübarek sıfatlarını tebdil ve tagyir eden Yahudi tâ'ifesi hakkında da veyl olsun, azap olsun buyurulmuştur ki, onlar bir millet-i mekruh olup yol kesen eşkiyadan daha âdi ve bayağı, azılı bir hırsızdan daha rezildirler.

9. Nihayet, bu dersimize konu teşkil eden HÜMEZE ve LÜMEZE hakkında da veyl olsun, azap olsun buyurulmuştur.

Bu dokuz tâ'ife, Allahu tâlâ'nın azabına ve gazabına uğramışlardır.

Ey benim kardeşim ve Hak yoldaşım:

Duydun, dinledin ve ögrendin.. Allahu talâ'nın azabına ve gazabına uğramak istemiyorsan, onun hışmına düçar olmaktan korkuyorsan, hiç kimsenin kusur, hata ve kabahatini açıklama, hiç kimseyi kınama, hiç kimsenin ayıbını araştırma ve bir ayıbını görürsen mal bulmuş gibi onu anlatıp meydana çıkarma, hiç kimse ile alay etme, hiç kimsenin arkasından konuşma ve hiç kimseyi çekiştirme, dedi-kodu yapma, kaşınla gözünle, yüzünle, elinle ve dilinle mânalı işaretler yaparak hiç kimse ile istihza etme... Elin ayıpları ile, hata, noksan ve kusurları ile ugraşacak yerde, kendi hata, noksan ve kusurlarını ara bul, onları düzeltmeğe çalış, hiçbir hata ve kusurun yoksa Rabbine şükret ve seni bu kabil hatalardan, kusurlardan, kötülüklerden koruması için Rabbine sığın.. Kıldığın namazın kıymet ve ehemmiyetini bil, namazlarında çok dikkatli ve uyanık ol, yanılma, kılamadığın ve kazaya bıraktığın namazların için üzül, tövbe ve istiğfar et...Zekâtını, vaktinde ve tamamı tamamına ver.. Terazi, kantar ve ölçeğinde eksik verme, unutma ki eksik ölçen ve tartanlar için cehennemde özel bir yer vardır, oraya SICCIYN derler ki, azabı gayet şiddetli ve katı olur, dayanamazsın. Nasihata kulak ver, ögütleri dinle, hak kelâmı kabul et, dinledigin ve ögrendiginle amel eyle ki, bütün bu ilâhi azaplarsan kurtulasın...

ELLEZÎ CEMA'A MALEN VE ADDEDEH — Yüzleriyle, gözleriyle elleriyle ve dilleriyle herkesle alay eden, herkesi ayıplayan ve kınayan, herkesi arkalarından çekiştiren, ayıplarını, hata ve noksanlarını açıklayan ve bu yüzden Allahu tealâ'nın azabına ve gazabına uğrayacak olan o ahlâksızlar yok mu, işte onlar dünya hayatında diledikleri gibi yaşamak ve gönülerince eglenmek için mal ve para toplarlar. Bu mal ve para onların isyan ve günah yüklerini artırır, kötülüklerini ve fenalıklarını çogaltır. Onlar, bu topladıkları mal ve parayı, ilelebet kendilerinin olacak, sonuna kadar kendilerinde kalacak sanırlar. Onun için de, gizli ve kuytu köşelerde oturup mallarını ve paralarını saymakla avunur ve çoğaldıkça bununla öğünürler. Kafacılarında yalnız isyan ve nisyan, kötülük ve tuğyân bulunduğu cihetle, topladıkları o mal ve parayı Allah yolunda harcamayı hiç düşünemezler. O paralardan bir kısmıyla açları doyurmayı, muhtaçları kayırmayı, öksüzleri ve yetimleri sevindirmeyi akıllarına bile getirmezler. Zaten, onlar yardım için değil, halka eziyet için mal ve para toplamışlardır. O mal ve parlarına güvenerek herkesi hor hakir görürler, kendilerini çok akıllı sanırlar:

— Onlar da benim kadar akıllı ve bilgili olsalardı, üç kuruş sahibi olurlardı, nev'inden bir yukarıdan bakışla herkesi ve hele parası olmayanları hor ve hakir görürler. Bu mal ve paranın kendilerine eğreti ve emanet olarak verilmiş olduğunu ise hesap etmeyerek bunların kıyamete kadar kendi ellerinde kalacağını ve yalnız kendilerinin olacağını sanırlar ve elbette çok aldanırlar.

YAHSEBÜ ENNE MALEHU AHLEDEH — Evet, o mal ve paranın kıyamete kadar kendilerinde kalacagını hesabederler, kendilerinin onun bekçisi olduğunu akıl etmezler. Üstelik, bu gibi gafiller bu mal ve paranın kendilerini de dünyada bâki ve ebedi kılacağı ölümün pençesinden kurtaraca- g1, bütün arzularına ve emellerine ulaştıracağı kanısındadırlar. Oysa, bilmezler ki, mal ve mülk, para ve kıymetli eşya, hiç kimseyi ölümün pençesinden ve Azrail aleyhisselâmın harbesinden kurtaramamıştır. Onun için, bunlar gibi fazilet ve şerefi, namus ve haysiyeti para ve mallarının çoklugunda arayandan daha gafil, daha şaşkın ve daha sapık kimse düşünilebilir mi?

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.