Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Muhammed bin Vâsi hazretlerinin ayağında bir çıban çıkmıştı. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 391

Kıymetini bilmeyenlere yazıklar olsun, veyl olsun, azap olsun!.

Bugün, içinde bulunduğun ve sahip olduğun ni'metin şükrünü ona borçlusun. Islâm paşası isen iyi bil ki, Muhammedî olmasaydın, seni paşa yapmazlardı. Padişah isen, Muhammedî olmasaydın, seni bir islâm ülkesinin başına padişah olarak getirmezlerdi. O, emir ve işaret buyurmamış, teşvik ve tebcil etmemiş olsaydı, Istanbul'u alamazdın, bu güzel beldede oturamazdın. Kâfir bile küfrünü, âsiler isyanını onun merhamet kanatları altında icra etmektedirler. Hristiyan isen, senin dinini kitabını, peygamberini, ırz ve iffetini ve peygamberinin anası olan hazreti Meryem'in günahlardan ve kötülüklerden arınmış pâk ve afif olduğunu bütün cihana resmen ve alenen ilân eden yine odur. Yahudi isen, Tevratını ve peygamberin Hz. Musa aleyhisselâmı tasdik eden ve bütün gelmiş geçmiş peygamberleri halka ismet ve sıddıkiyetle tanıtan yine odur.

Binaenaleyh, hangi din ve mezhepten, hangi ırk ve milletten olursan ol, ona minnet ve şükran borçlusun. O'nun, tarafı ilâhiden getirdiği dine saygılı olman, ancak senin fazilet ve kadirsinaslığını gösterir. Kâfire, kendisini red ve inkâr eden zâlime dahi büyük bir ni'met olduğu gün gibi âşikâr iken, ona ihanet edene, hakkında ileri geri söylenene insan demek caiz olur mu, olmaz mı, bunu sizlerin takdir ve irfanlarınıza bırakıyorum.

Şu hususu önemle gözönünde bulundurmak gerekir ki, Habib-i Hudâ efendimiz sayesinde kâfir bir lokma ekmek ve bir yudum su bulabilmektedir.

Ey ömürlerini gaflet ve dalâletle geçiren ve Resûl-ü müctebânın kıymet ve ehemmiyetini takdir edemeyen cahiller ve zâlimler! Yarın denilebilecek kadar kısa bir süre sonra, onun kıymet ve ehemmiyetini anlayacaksın, onu tanıyacak, onun büyüklüğüne inanacaksın ama, iş işten geçmiş olacak. Sana

ve senin gibilere âcizane ve fakat hâlisane tavsiye ediyorum:

Ahir zaman peygamberinin kıymetini biliniz, onu, onun evlâdını, ashabını, ensarını, etba'ını, velilerini âlimlerini seviniz.

Ona saygı göstermekte kusur etmeyiniz. Bir bakıma insanlık borcu olan bu kadarcık ilgi, sevgi ve saygının bile birgün size büyük faydalar saglayacagından emin olunuz.

Ey ümmet-i Muhammed! Ey mü'minler ve muvahhidler!

Sizler ki Muhammedi olabilmek şeref ve izzetine mazhar olmuşsunuz, Resûl-ü zişânın kıymet ve ehemmiyetini biliniz, onun nurlu hayatını iyice ve yakından inceleyiniz, Hakikat-i Muhammediye'ye vakıf olmağa çalışınız, onun gibi davranmağa, onun gibi oturup kalkmağa, onun gibi olmağa alışınız.

O'na, her nefeste çok çok salâvat getiriniz. Onun, sünneti seniyye-i Ahmediyyesine hürmetkâr ve riayetkâr olunuz. O'na lâyık, onun istedigi gibi bir ümmet olabilmek için geceli gündüzlü gayret ve himmet gösteriniz.

Dahi eyledi ol sahib-i ilim, Mehd'den lâhde dek ol tâlib-i ilim..

Evet, onun en büyük ikaz ve irâdlarından birisi de budur. Okuyunuz, okutunuz, çocuklarınızı ilim tahsiline zorlayınız, Çin'de bile olsa ilme tâlip olunuz, ilerleyiniz, yükseliniz, Islam ilerlemege engeldir efsanesini ve safsatasını yıkınız, san'atta, edebiyatta, ilimde, fende, teknikte, teknolojide, hukukta, iktisatta, tababette ve hâsılı çağdaş müsbet ilimlerin hepsinde başka milletlerden geri kalmayınız, hatta onları geçiniz, emir budur, hüküm budur, onun arzusu ve dileği budur.

Ta ki, yarın onunla karşılaşınca yüzünüz ak olsun, âlemlere rahmet olarak gönderilen o zat-1 akdes sizi sevsin, bağrına bassın, kucaklasın. Bunları yapmazsanız, yapamazsanız yarin çok zorlu olacak bir günde onun şefaatine hangi yüzle talip olabilirsiniz? Hangi yüzle şefkat ve merhamet dilenebilirsiniz? Evet, dünya ve âhirette, mâ'nen ve maddeten ona çok şeyler borçluyuz.

Işin bir başka cephesini de haber vereyim:

Yarın kabirde sorulacak soruların birisi ve belki en önemlisi de o olacaktır. (Peygamberin kim?) diye sorulacaktır.

Yarın, mahşerde yalnız ona şefaat izni verilecektir. O'na tâbi olanlar, iki cihanda da mesrur ve handan, iki cihanda da sultan olurlar. Nitekim, ona lâyık ve onun istediği gibi bir ümmet olabilirsen, dünyada da onun nigâh-ı iltifatına nail

olur ve kâ'inata sultan olabilirsin. Onun için, Resûl-ü zişânı canindan, malından, evlâdından, ana ve atandan ziyade sev, onun kıymetini bil... Kıymetleri bilinmeyen ni'metler elden çıkar ve elden çıkan ni'metler de bir daha ele geçmez. Kendilerine bahş ve ihsan buyurulan o büyük nı'metın kıymetını bilmeyen Eba-cehil'ler, Ute'ler ve onların yardakçıları hâlâ lânetle anılmaktadırlar. O büyük ilâhi ni'mete sahip çıkan, onun kıymet ve ehemmiyetini bilen Eba-bekir'ler, Omer'ler, Osman'lar ve Ali'ler ise hâlâ rahmet ve minnetle yâdedilmekte ve kıyamete kadar da yadedileceklerdir. Sana, bu iki örnekten daha açık bir delil olabilir mi?

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.