Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hayrın ve şerrin ve herşeyin Allahu teâlâ tarafından olduğuna inanan bir Müslümana, bu… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 334

Hayrın ve şerrin ve herşeyin Allahu teâlâ tarafından olduğuna inanan bir Müslümana, bu itikadı benimsemeyen bir kimse arkasından yetişerek ensesine şiddetli bir tokat atar.

Tokatı yiyen, geriye dönüp bakınca da:

— Neye şaşırdın? der. Senin inancına göre herşey Allah'tan değil mi?

Sünni Müslüman, kendisine şöyle cevap verir:

— Âmennâ ve saddaknâ! Evet, herşey Allahu teâlâ'dandır, ama hangi zâlimi bu işe memur buyurdu diye baktım..

Ey âşık-ı sadık!

Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri, biz nasıl olursal, öyle tecelli buyurur. Biz, Allahu teâlâ'yı zikredersek, Allahu azim-üş-şân da bizi zikreder:

Feskürûni eckürküm...

El-Bakara: 152 Meal-i münifi: Siz, beni tâ'atle anın ki, ben de sizi sevapla anayım.

Biz, Allahu tâlâ'nın dinine sarılır, onun kitabında çizdigi hak yoldan ayrılmaz, onun dinine yardım edersek, Allahu azim-üş-şân da bize her hayırlı işimizde yardım eder, bizleri mansur ve muzaffer kılar:

%r°'= In tansurullahe yansurküm...

Muhammed: 7 Meal-i münifi: Eğer, siz Allahu tâlâ'nın dinine ve Resûlüne yardım ederseniz, o da düşmanlarınıza karşı size yardım eder.

Allahu tâlâ'nın bahş ve ihsan buyurduğu ni'metlere yaptığımız işlerle şükredersek, onu daima zikreder, rizasını almağa çalışırsak, Allahu azim-üş-şân da bize ni'metlerini artırır:

Lein şekertüm le-ezidenneküm..

, Ibrahim: 7 Meal-i münifi: Eğer, verdiğim ni'metlere şükrederseniz, herhalde ni'metlerimi ziyade kılarım.

Bilmem anlatabiliyor muyum? Evet, biz nasıl olursak, Allah celle celâlühu hazretleri de öyle tecelli buyurur. Elest bezminde Rabbimize verdiğimiz bir söz, bir ahdimiz vardır.

(BELA) dedik ve ondan gayrı kulluk ve ibadete lâyık ve müstehâk hak mâ'bud olmadığını ve olamayacağını kabul ve tasdik ettik. Bu dünya âlemine gönderilmemizden maksadın da ancak Rabbimize kulluk ve ibadet etmek olduğunu yakinen biliyoruz. Şu halde, bu ahdimize vefa etmemiz ve bu sözümüze sadık kalmamız gerekir, ki Allahu azim-üş-şân da bize ahdini yerine getirsin:

Ve evfü bi-ahdi üfi bi-ahdıküm. ve iyyaye ferhebûn...

El-Bakara: 40 Meal-i münifi: Aldime vefa ve bana iyman ve itaat edin ki, ben de ahdinize vefa edeyim. Ahdi bozmayın ve benden korkun..

Her işin başı Allah korkusudur. Onun için ehlullah: (Allahu teâlâ'dan korkmayandan kork!) buyurmuştur. Allahu teâlâ'dan korkmak, ancak ve yalnız ona kulluk ve ibadet etmekle, bize bahş ve ihsan buyurduğu sayısız ni'metlere şükretmekle, onu her nefeste zikretmekle olur. Şükür deyip geçmemelidir, daha önceki derslerimizde uzun uzun anlatmağa çalıştık. Allahu tâlâ'nın bahş ve ihsan buyurduğu malın şükrü, yine Allahu azim-üş-şânın emri gereğince zekât ve sadaka vermekle, muhtaç olanları doyurmakla, çıplakları giydirmekle olur. Şükrün enva'ını bu konudaki dersimizde bir kerre daha açıp okuyunuz. Yoksa, yalnız dille şükretmek, Allahu teâlâ'yı şükürsüz olarak zikretmektir. Bize ihsan buyurulan vücut ve sıhhatin şükrü ibadettir, ibadetlerin en efdali olan namazdır, oruçtur. Bu vücudu ve bu sıhhati ibadet yolunda kulanmaktır. Netekim, ömrün şükrü de bir lâhza kaçırmaksızın sayılı nefesleri ibadet ve tâ'atle geçirmektir, Rabbine karşı suç ve kötülük işlemekten kaçınmaktır.

Vi'bid Rabbeke hattâ ye'tiyek-el-yakin...

El-Hicr: 99 Meal-i münifi: Sana yakin olan gelinceye kadar Rabbine ibadet et..

Güzelliğin şükrü, ırz ve iffetini korumaktır. Gözün şükrü, herşeye ibretle bakmaktır. Kulagın şükrü, hak kelâmı duymaktır. Dilin şükrü, lisanı zikrullah ile süslemektir, yalan söylememek ve dedi-kodu etmemektir. Agzın şükrü, helâl yemektir. Kalbin şükrü, iyman ile muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile tezyin etmektir. Ellerin şükrü, onları birer mâ'- rifetle süslemek ve bunu Allah yolunda kullanmaktır. Ayakların şükrü, Allahu teâlâ'nın rizasına uygun ve müsaade buyurduğu yere basmaktır.

Zikrin en yücesi, en ulusu ve efdali kelime-i tevhiddir demiştik. Kelime-i tevhid, yedi mübarek kelimeden ibarettir. Bu mübarek kelimelerin bir çok hikmeti ve sayılamayacak kadar çok ni'meti vardır. Bizim, burada sayabilecegimiz ni'metlerinden bir kaçı denizlerden bir katre ve güneşten bir zerredir.

BIRINCI HIKMETI: Bu kelime-i mukaddeseyi diliyle söyleyen ve kalbiyle iyman eden kimse, cehennemden azat olur ve cennete girer. Bilindigi gibi, cehennem yedi tabakadır. Her kelime, nârın bir derekesini söyleyen namına kilitler. Cennetin de anahtarı oldugundan, söyleyene cennetin sekiz kapılarını açar.

IKINCI HİKMETİ: Bu âlem-i şühuda gelen insanoğlu, bu âlemden sonra yedi müşkille karşılaşır. Bu müşkillerden birisi, bu âlemden ayrılmaktır ki, bu ayrılış ölümle başlar. Insan, bu âlemden ya iymanla veya —Allah'a sığınırız— iymansız olarak küfrile ayrılır. Tevhid edenler, ruhlarını iyman ile teslim ederler.

ÜÇÜNCÜ HİKMETİ: İnsanoğlunun bu âlemden sonraki üçüncü müşkil kabirdir. Kabir, ya zulmetli (Karanlık) veya nuranî (Aydınlık) olur. Kelime-i tevhidi, diliyle söyleyen ve kalbiyle tasdik edenin kabri, tevhid nuru ile nurlu olur.

DÖRDÜNCÜ HIKMETI: Dördüncü müşkil, kabre girdikten sonra münkereyn denilen sual meleklerinin sorularına dogru cevap vermektir. Tevhid ehline, bu soruları kolaylıkla cevaplandırmak nasip ve müyesser olur.

BEŞİNCİ HİKMETİ: Beşinci müşkil, mahşer günüdür. O gün, bir çok yüzler kara ve bir çok yüzler ak olacaktır. Tevhid ehlinin yüzleri, işte o mühlik günde ak olur.

ALTINCI HIKMETI: Altıncı müşkil mizandadır. İyiliklerle kötülüklerin tartılacağı o mizanda, tevhid ehlinin hasenât (iyılik) kefesı agır olur. Zira, aşk ile bir tevhid okumanır sevabı, yedı kat yerlerden ve yedı kat goklerden agırdır.

YEDINCI HİKMETI: Yedinci müşkil, bütün bu vartaları atlatan kulun cennete veya cehenneme mi gideceği mes'elesidir. Tevhid ehlinin yolu cennet yoludur. Bu yedi mübarek kelime hürmetine Hak teâlâ tevhid eden kullarını bu yedi müşkilden halâs buyurur. Tevhid ehlini, şeytan vesvesesinden de korur. Çünkü, kelime-i tevhid mâna bakımından şeytanı yakan muazzam bir ateştir. Nazargâh-ı ilâhî olan kalbe girecek, sızmaga çalışacak sinsi düşmanlara engeldir. Gönüller, zikrullah ile bütün kötülüklerden, pisliklerden arınır ve paklanır, zikrullah ile yüzler aklanır ve zikredene cemal-i lâyezâl zâhir olur. Allahu tâlâ'nın salih kulları, Mevlâ'yı her ân, her zaman ve her mekânda zikrederler. Işte o zaman Allah celle celâlühu da salih ve âşık kullarını zikreder. Zikrullah, vücutta cennet kokusu ve ruha kuvvettir. Zikrullah, gözlerin nuru ve kalplerin sürurudur. Zikrullah, kalbi Allah nuruyla nurlandırır, Allah aşkıyle şu'urlandırır. Zikrullah, şeytan iğvâsını kalpten uzaklaştırır. Zikrullah, her derde deva ve her mâ'- nevi hastalıga ayn-ı şifadır. Şeytan, Mevla'sını zikredenden nefret eder ve kaçar, ona yaklaşamaz. Zikri daim olanın, kal- Envar-Ul-Kuldb, Cilt 1 - F: 22

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.