Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Abbasi halifelerinin en şanlilarından Harun Reşid, günlerden bir gün veziriyle bir yere giderken,… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 328

kulları da etkiler ve aynı meşakkat ve eziyeti onlar da çekerler. Yalnız, arada küçük bir fark vardır. Zâlim kavmin çektiği belâ ve musibetler, o kavmin kâfirlerinin âhirette çekecekleri azabın tâ'cili olup, iymanlı ve fakat günahkâr olanların da günahlarına kefaret olur. O kavmin içindeki salihlerin çektikleri belâ ve musibetler ise, onların âhiret derecelerinin vükselmesine sebep olur. Salihlerin çektikleri belâ ve musibetler, kötülerle beraber bulunmalarından ileri gelir. Zira, AIlah celle celâlühu Kur'an-1 azimde şöyle buyurmaktadır:

Yü eyyühelleziyne âmenüttekullahe ve kûnû mâ as-sâdıkryn...

Et-Tevbe: 119 Meal-i münifi: Ey iyman edenler! Allahu teâlâ'dan rizasıa aykırı şeyler işlemekten sakının ve imanlarında, ahitlerinde, hak dinde niyyet, söz ve fiil bakımından her hususta sadıklarla beraber olun.

Diğer bir âyet-i kerimede de: (Kötülerle olursanız, onlara isabet edecek belâ ve musibetler, size de isabet eder.)

buyrulmaktadır. Hal ve hakikat böyle olunca, iyman sahiplerine düşen en büyük vazife, kötü, âsi ve günahkâr kışilerden ayrılmak, iyi, sâlih ve mütteki kişilerle bulunmaktır. Gaflet edilmemesi gerekir ki, bir hadis-i şerifte yalnız sağ olanların değil, hatta ölülerimizin dahi iyi ve salih kişilerin civarına defolunması emir ve ferman buyrulmaktadır. Dünya hayatında kötü komşularımızdan tedirgin ve rahatsız olduğumuz gibi, kötülerin yanına gömülen ölülerimizin de onların görecekleri azaptan huzursuz olacakları muhakkaktır.

Bizden önce gelip geçmiş kavimlerden azgınlıklar! ve taşkınlıkları dolayısiyle ilâhî belâ ve musibetlere ugrayarak mahv ve helâk olmalarından elbette ibret almalıyız. Netekim, bizim ve azgınlık ve taşkınlıklarımız yüzünden mâ'ruz kaldıgımız belâ ve musibetler, bizden sonra geleceklere ders ve ibret olacaktır. O halde, Allahu teâlâ'ya karşı isyan ve tuğvana devam ederek ilâhi azaba müstehak olmamak ve bizden sonrakiler için kötü birer örnek teşkil etmemek mecburiyetindeyiz.

Ey âşıklar!

Allahu sübhanehu ve teâlâ hazretleri, bir Hadis-i kudside şöyle buyurmaktadır:

Ste ista ae a ite inte ş bBÇN Enallahü malikil mülki kulübülmüluki ve nevasihim biyediy je inkânel ibâdü lem elaüniy Cealtünüm aleyhim ukubeten fela teşgulu bi sebbil Müluki velakin Tübû ileyye atıfühüm aleyküm.

Mâ'nayi şerifi: Ben, azim-üş-şâu, kulluk ve ibadete lâyık ve müstehak mâ'budum. Bu mülkün, müstakillen mâliki ve mutasarrıfi da ancak benim. Başınızda bulunan emirlerinizin kalpleri, kudret ve kuvvetleri ve iradeleri, benim kudret elimdedir. Eğer, kullarım bana karşı itaatli bulunurlarsa, onları idare eden kullarımın kalplerini, onlara karşı merhametli krlarım. Eğer, bana âsi olurlarsa onları idare eden kullarımın kalplerini isyan eden o kavme karşı gaddar ve merhametsiz kılarım. Onun için, sizi idare edenlere, size kötü davrananlara, haksızlık ve zulmedenlere sövüp saymayınız. Belki, işlediğiniz isyan ve günahlardan ötürü tövbe ve istiğfarda bulununuz ki, ben azim-üş-şân onların kalplerini size karşı insafhı ve merhametli kılayım.

Dersimizin başındanberi, kişi ister dünyada ister âhirette kazandığının karşılıgını veya cezasını bulur. Zira, Erhamer-râhimiyn olan Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri, tek hücreden ibaret bir mahlûkunun dahi zarar görmesine razı değildir. Ne var ki, kul isyanda israr ve sebat ederek Allahu teâlâ'ya itaatten çıkarlarsa, Allahu azim-üş-şân o âsi kulundan intikamını yine kulu eliyle alır âdetullah böyle ceryan etmiştir ve böyle olacaktır. Nasıl ki, bir pisligi süpürüp temizledikten sonra, o süpürgeyi ateşe atarak yakarsak, âsi kullarının isyan pisliklerini de Allahu teâlâ bir başka âsi kulunu süpürge gibi kullanarak temizler ve bu temizlik ameliyyesine memur ettiği zâlimi de cehenneminde yakar.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.