Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Vaktiyle, dinini hakkıyle ve lâyıkıyle bilmeyen ve kendisini Müslüman zanneden cahil bir yeniçeri,… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 246

Tevhid, yalnız dille olursa ağzı ve dili şirk ve küfürden temizler. O sebeple, ağızdan tevhid edenlere Müslüman kızı verirler. O kimseyi Müslüman mezarlıgina gömerler. Kendisine islâm muamelesi yaparlar. Bütün bu lûtuflar, yalnız ağzıyla yaptığı tevhidin bereketidir. Ancak, tevhidi kalbiyle yapmadığından münafıktır. Yalnız ağzı ile tevhid ettiginden dünyada islâm muamelesi görür ve bir bakıma rahat ederse de, kalbi hâlâ küfürle dolu olduğundan, kalp rahatlığına erişememiştir. Yukarıda da söylediğimiz gibi hâlâ münafıktır.

Daima kalbi daralır, sıkılır ve feraha eremez.

Insanın dışı dünyaya ve içi de âhirete remzolunduğundan, bu kabil münafıklar da yalnız agızlarıyla tevhid ettikleri için dünyada kendisine islâm muamelesi yapılır ama içi küfürle dolu oldugundan âhirette içi dışına çıkar ve elim bir azaba müstehak olur. Hattâ, böyleleri cehennemin en alt katında hapsolunurlar.

Buraya kadar anlattıklarımızı şöyle bir özetleyelim:

1. Ağızla tevhid LA ILAHE ILLALLAH lâfz-1 şerifidir.

2. Kalple tevhid, bu lâfz-1 şerifin mâna ve medlûlünü tasdiktir.

3. Et'al ile tevhid, mü'minlerin birleşmeleridir.

Tevhid-i şerifi, kalple tasdik eder ve fakat dili ile söylemezse, aslında islâm olduğu halde, kendisine kâfir muamelesi yapılır.

Tevhid-i şerifi, agzı ile söyler ve fakat kalbiyle tasdik etmezse o kimse münafıktır.

Tevhid-i şerifi, ağzı ile söylemediği gibi, kalbiyle de tasdik etmeyen de kâfirdir.

Tevhid-i şerifi, agzıyla söyleyip, kalbiyle de tasdik eden Müslümandır.

Tevhid-i şerifi, agzıyla söyleyip kalbiyle de tasdik eden ve kalbinde yaktığı tevhid nurunu hergün biraz daha artıran ve o kalpte Allahu teâlâ dan gayrı ne varsa hepsini çıkaran hem Müslüman hem mü'mindir.

Tevhid-i şerifi, agzıyla söyleyip kalbiyle de tasdik eden, kalbini mâ'sivâdan temizleyen ve iyman nuruyla nurlandıran, aşk ateşini yandıran, Hakkı kendisine kendisinden yakın bulan ve aşk-i habibe lâyık olan zevata da ehl-i ihsan derler.

Aşık-ı billah, ârif-i billah, vâsıl-ı ilallah derler. Bend-i Hak, Allah'ın kulu, Allah'ın dostu, Allah'ın halili, Hakkın velisi derler.

Durma ey âşık kardeş durma! Duracak zaman degil.. Dilin tevhid etsin, gönül gözün didâr görsün.. Baş gözünle didâr görmek mümkün ve mutasavver degildir. Meger, Allah azze ve celle didârını kendi göstere.. Kalbindeki iblisi kov, kalbin nur ve sürûr dolsun, sefa bulsun, âşık-ı sadık olsun.. Gözlerinde Hak için yaş, kalbinde Hakkın aşk ateşi bulunsun, ağzın tevhidde ve gönlün tevhid ettiğinin muhabbetinde olsun ki, tevhidin yedi kat göklerden ve yedi kat yerlerden Hak mizanında daha ağır gelsin..

Kelime-i tevhid, 24 harften ibarettir. Günde bir tevhid eden, 24 saatini ibadetle geçirmiş gibi olur. Bütün Enbiyâ ve Evliya tevhid okumuşlardır. Sen de tevhid okuyorsun ve okuduğun tevhid kelime ve harf bakımından, Enbiyâ ve Evliyâ'- nın okudukları tevhidin aynıdır. Fakat mâna, ağız ve hal bakımından senin ve benim okuduğumuz tevhid ile, Enbiyâ ve Evliyâ'nın okudukları tevhid arasında dağlar kadar fark vardır. Her tevhid ettiğin, yani her LA ILAHE ILLALLAH dediğin zaman hatırına MUHAMMED RESULÜLLAH'ı da getir.

Mümkünse LA ILAHE ILLALLAH MUHAMMEDÜN RESÛ- LAM soylemezsen ba betm MUMMA dediğin zamany

MUHAMMED RESÛLÜLLAH'1 hatırla ki, tevhidin tam olsun.

Allah Teâlâ, Nebrlerini anmadan ve hatırlamadan yapılan tevhidi reddeder. Misal ve isbat mı istiyorsun! Hemen soyleyim: Şeytanın rahmet-i ilâhiyyeden koğulmasına sebep:

— Ben, yalnız Allahu azim-üş-şân'a ibadet ederim.

Adem'e secdeyi kabul etmem! demesi, yani nübüvvet makamını tanımaması ve inkâr etmesi degil midir?

Resûl-ü zişâna iyman ve itaat edilmeden Allahu teâlâ'ya iyman ve itaatın reddolunacağına, şu âyet-i kerime delâlet ve işaret etmektedir:

Nien yuli-ir-Resûle jekad etd'Allah..

En-Nisâ: 8()

Meal-i münifi: Kim, Allahu teâlâ'nın peygamberine itaat.

ederse, Allahu teâlâ'ya itaat etmiş olur.

Hal böyle olunca, tevhid ederken mutlâka Resûl-ü zişânı da zikretmek veya her tevhidde aleyhissalâtü ves-selâm efendimizi hatırlamak vâcip olmaktadır. Peygamberi zikretmeden tevhid kâfi gelseydi, Iblis'in tevhidinin de şayan-ı kabul olması ve Hak kapısından koğulmaması gerekirdi.

Dilin zikirde, başın fikirde, kalbin ve kalıbın şükürde olsun.. Elin kârda, gönlün yârda, gözlerin lûtf-u ilâhiyye intizarda bulunsun..

Varlıkta, darlıkta, bollukta, yoklukta, azlıkta, çoklukta tevhide devam et.. Akşam, sabah, gece, gündüz deme her yerde ve her zaman Rabbini zikret.. Rabbini unutma, ondan bır an bile gatil olma.. Bilmiş ol ki, zikrin a'lâsı LA ILAHE ILLALLAH tır. Sartına riayet ederek yapacagın tevhid seni yüceltir, yükseltir. O şart da, tevhidini küçük düşürecek hal ve hareketlerden sakınman ve kaçınmandır. Evet, tevhid seni yüceltir, Hakka iletir, şekavetini saadete tebdil ve tahvil ettirir.. Şekaveti terket ki, tevhid sana bürak olsun, seni Hakka ulaştırsın, Sidre'yi geç, Ref-ref-i aşka bin ve Hakka vuslât eyle. Bu makam, Ademoğluna verilmiştir. Cebrail aleyhisselâmın ve meleklerin makamları bu yol üzerinde sidre-i müntehâdır. Aşktan evvel gelen meyil ve muhabbet makamıdır. Sevgi, açk, sır, hayret, vuslât makamı Hazret-i insana bahş ve ihsan buyurulmuştur:

Mâverayı ins-ü cinni seyredip arşa çıkar, Kim ki mi'râc eylediyse cezbe-i tevhid ile, Ey Niyazi ârif-i billah gönülden selbeder, On sekiz bin perdeyi bir lem'ayı tevhid ile..

Ebül-Leysi Semerkandi hazretleri buyurmuşlardır ki:

— Kadın veya erkek her Müslümana tevhid etmek vaciptir. Tevhidi çok söylemeli, son sözlerinin LA ILÂHE IL- LALLAH olmasını Cenab-1 Haktan niyaz eylemelidir. Aynı zamanda, mâ'siyyet ve günahlardan ve Allahu teâlâ'ya lâyık olmayan fiil ve hareketlerden koruması için Hakka yalvarmalıdır. Bir çok kimseler, LA ILÂHE ILLALLAH dedikleri halde, kötü huylarından ve çirkin fiil ve hareketlerinden ötürü iymansız çene kapatmışlardır. (Allah'a sığınırız..)

Kötü ve çirkin fiil ve hareketler, günah ve mâ'siyyetler, su-i itikad ve seyyi'atta israr —Allah korusun— iymanı selbeder. Şu halde, tevhid ehli suç ve günahlarına tövbe etmeli, bir daha aynı suç ve günahları işlememeğe azmetmeli ve ondan sonra tevhide devam eylemelidir, ki son nefeste kelime-i tevhid nasip olsun..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.