Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Yirmi üç yıl kadar önce Süleymaniye semtinde oturuyor ve Vezneciler cami-i şerifinde de… — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 218

Dinime, milletime ve vatanıma bu kadarcık bir hizmette

- 224.- bulunabilmek fırsatını bana bahş ettigi için Rabbime hamd-ü senâ ettim.

Sözün ucunu kaçırdık, biz gelelim Süleymaniye'de ölüm döşeginde yatan gencin hikâyesine:

Evet, bu genç adamı vazife gördüğüm cami-i şerifte ibadet ederken görmüş ve tanımıştım. Usulca yanına oturdum ve Yâ-sin sûre-i celilesini okumağa başladım. Dışarıdan bir kaç hanım, okunan Kur'anı dinlemek üzere içeri girdiler ve sessizce birer köşeye iliştiler. Bu sırada, yataktaki genç gözlerini açtı, bana dikkatle baktı, hafifçe gülümsedi ve gittikçe feri sönen gözlerinde derin bir haz belirdi. Yüzü solgundu ve alnında ter tanecikleri vardı. Başıyla işaret ederek yanına sokulmamı istedi, yaklaştım. O bana ancak benim duyabilecegim bir sesle:

- Hoca efendi! dedi. Az önce, odanın içi nur yüzlü huri ve meleklerle doluydu. Bu hanımlar içeri gelince onlar kaçıştılar. Rica ederim söyleyiniz bu hanımlar dışarı çıksınlar.

Hanımlara, dışarı çıkmalarını işaret ettim. Hasta, yine gülümsedi ve bana:

— Işte onlar gitti, öteki misafirlerim yine geldiler, dedi.

Teselli edebilmek ümidiyle kendisine:

— Korkuyor musun? dedim. Sakın korkma, iyi olacak- SIn.

— Sizin bu söylediklerinizi, su ânda odamda bulunan misafirlerim de bana söylüyorlar. Korkma, üzülme, mahzun olma diyorlar. Onlarla birlikte gitmem gerekiyormuş, zümrüt gibi yeşil agaçlar içerisinde akan nehirleri ve sarayları bana gösteriyorlar ve bunların hepsinin bana ait bulunduğunu, kendilerinin de daima benimle beraber bulunacaklarını haber veriyorlar, dedi ve bir süre dalgın ve hayran etrafını süzdükten sonra yine bana döndü:

— Kur'an-ı kerim okumağa devam etsenize!

Değil okuyabilmek, çenemi kıpırdatacak halim kalmamıştı. Gözyaşlarımı kendisine göstermemeğe çalışıyor ve içimden tekrar Kur'an okuyabilecek kadar kudret ihsan buyurması için Rabbime yalvarıyordum. Mevlâ, sıdk ile isteyen kulunu mahzun eder mi? Biraz sonra, kendimi toparladım, vazifemi hatırladım ve tekrar bıraktığım yerden okumağa başladım.

(INNE ASHAB-EL-CENNETI...) âyet-i kerimesine geldiğim sırada, derinden bir LA ILAHE ILLALLAH nidası kulağıma geldi ve o genç adam ALLAH diyerek ruhunu Hakka teslim eyledi, başı sağ tarafa dönmüştü ve hâlâ gülümsüyordu. Ağlamamak için dudaklarımı dişlerimle sıkarak cebr-i neis etmeme ragmen gözlerimden sel gibi yaşlar boşandı, kapının dışında bekleşen yakınlarına artık içeri girebileceklerini söyledim ve gözyaşlarım aka aka evime döndüm.

Kendisini bir zaman sonra rü'yâmda gördüm. Iki eski dost gibi birbirimize sarıldık ve kucaklaştık. Ona sordum:

- Beni seviyor musun?

— Seni, fazilet ve ihsanından ötürü severim, cevabını verdi. Uyandım ve aziz ruhuna Fatiha'lar ithaf ettim.

Ehl-i hakikat buyurmuşlardır ki; ölmek üzere bulunan bir zatın yüzü sararır, alnı terlerse, göğsü şişer ve karnı göçerse ve yüzünü sag tarafa döndürürse, iymanlı gittigine ve cennet ehlinden olduğuna delâlet eder. Fakat, mâ'azallah gırtlağı hırıldar, yüzü kararır ve başını sol tarafa çevirerek ruhu.

nu teslim ederse, ehl-i nâr olduğuna alâmettir.

Bir kimsenin, son nefesinde son sözü LA ILAHE ILLAI- LAH olursa, doğrudan doğruya cennete gireceğini, muhbir-i sadık efendimiz hazretleri haber verip müjdelemişlerdir.

MUHIM BIR IHTAR VE TENBIH: Son nefesini vermek üzere olan kişinin yanında bulunan kimseler, ölüme hazırlanan o zata:

— ALLAH de! LA ILÂHE ILLALLAH de! diye zorla söyletmeğe kalkışmamalıdırlar. Hayat ve sıhhatte iken sevdiği bir kimse, yanında Kur'an-ı azim okumalı, yüksek sesle tevhid etmelidir. Eger, kendisinde ezeli istidât varsa, tevhidi okuyanla tevhid eder ve hatta Kur'an okur. Fakat, (Söyle, illâ söyle..) diye zorlanırsa, çektigi olüm acısıyla, Allahu teâlâ muhafaza buyursun: (Söylemeyeceğim!) demesi ve iymansız gitmesine sebep olunur.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.