Ara
Menü
6 dakikalık okuma

İskender-i Zül-Karneyn'e sordular: — Bu kadar şevket-i darât ve böylesine bir mülk-ü… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 207

İskender-i Zül-Karneyn'e sordular:

— Bu kadar şevket-i darât ve böylesine bir mülk-ü azime ne suretle malik oldun?

şu veciz cevabı aldılar:

- Düşmana karşı rıfk-ü mülâyemet, sadık dostlarıma karşı ihsan ve âtıfet ve herkese adaletle muamelemin neticesi ve mahsulüdür.

Enes İbn-i Malik radıyallahu anh, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden rivayet etmişlerdir ki:

Kal-en-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem (Kalel-halku küllühüm ıyalullahi ve ehabbühüm ileyhi enfa'uhum ilâ rydlihi...)

Cümle mahlûkat, Allahu tâlâ'nın iyâlidir. Mahlûkat içinde, Allahu teâlâ'ya en sevgili olan, ehl-ü iyâline yararlı olanlardır.

O halde, mahlükata karşı yararlı ve iyiliksever olalım ki, Allahu tâlâ'nın sevgisine hak kazanalım.

Hz. Ömer radıyallahu anh rivayet buyurmuşlardır:

Günlerden bir gün, Resûl-ü zişân efendimiz hazretlerine sordular:

— Yâ Resûlallah! Insanlar arasında en ziyade sevdiğiniz kimlerdir?

Fahr-i kâ'inat aleyhi ve âlihi ekmel-üt-tahiyyat efendimiz saadetle buyurdular:

— Mahlûkata karşı en ziyade yararlı olanlardır.

Ey mü'min-i kâmil!

Allahu teâlâ ve tekaddes hazretlerinin ve âlemlere rahmet olarak gönderdigi Habib-i edibinin sevgilerine nail ve mazhar olmak isteyenler, halka yararlı olmalı ve bütün mahlûkata ihsanda bulunmalıdır. Halka yararlı olamayanlar, hiç değilse zararlı olmaktan çekinmeli ve kaçınmalıdırlar ki, herkes onun şerrinden emin bulunmalıdır. Daha açık söyleyeyim.

mi? Sevap yapamıyorsan bile, hiç olmazsa günah işleme vesselâm..

Aleyh-is-salâtü ves-selâm efendimizden sordular:

— Yâ Resülallah! Allahu azim-üş-şân indinde hangi amel efdal ve daha güzeldir?

Efendimiz saadetle buyurdular:

— Mü'minlere müjdeler vermek ve mü'minleri sevindirmek, ind-i ilâhide amellerin en ziyade faziletlisidir.

Dikkat edıniz, burada yenı bır gerçek meydana çıkıyor:

Demek oluyor ki, insanları sevindirecek, onları mesrur edecek haberler vermeli, onları üzecek, tiksindirecek şeyler söylememelidır. Unutmamalıdır Ki: (Sevindirinız, netret ettirmeyınız.

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz.) ögüdü, Resûl-ü zişânın ümmet-i merhumesine en büyük tavsiyelerinden birisidir.

Şu halde, yorgunu yokuşa sürmeyelim. Kolaylaştıralım, sevindirelim, gönül almasını bilelim ki, iki cihanda da aziz olalım.

Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerine sordular:

— Yâ Resûlallah! Insanlar ne ile mesrur olurlar?

Efendimiz saadetle buyurdular:

— Açları doyurmak, gamlı olanların gamlarını gidermek, borçlu olanların borçlarını ödeyerek onları bu azaptan kurtarmak suretiyle insanları sevindiriniz.

Işte, gerçek bir mü'mine yakışan ve lâyık olan hasletler bunlardır. Yerine ve sırasına göre açları doyuralım, gamlı olanları teselli ve gamdan kurtaralım, borçlu olanlara yardım ederek azaplarını azaltalım ki, insanlara hizmet ve iyilik etmenin zevkine ve hazzına varabilelim.

Nur içinde yatsınlar, atalarımız imaretler açarak açları doyurmuşlar, yersiz ve yurtsuzları barındırmışlar ve böyielikle onları hir çok kötülüklerden koruyup kurtararak topluma gerçek degerde kirir insan kazandırmışlardır. Malına, mülküne, parana, puluna, kasana, kesene güvenme! Dünya malı dünyada kalır. Hüner, o dünya malını âhiret azığı haline getırmektır. Bugun, karnını doyurdugun aça, yarın sen muntaç olabilirsin. Burada olmasa bile, yarın ahirette butun mahlûkat aç ve susuz iken, arşın gölgesinde gölgelenmek ve cennet ni'metlerine ermek istiyorsan, açları ve muhtaçları gör ve gözet:

Sen makama tapma gel, Köşk ve saray yapma gel, Şol çalışıp yaptığın, Sonunda viran olur..

Bir kişi ki mal bulur, Sanma ki devlet bulur, Devleti bulan kişi, Allah'ı bulan olur..

Dünya hayatında, mü'min kardeşinin bir hâcetini gören ve onu bir sıkıntıdan kurtaranın, Allahu teâlâ yarın âhirette yetmiş hâcetini görür ve onu kıyamet sıkıntılarından kurtarır.

Ebâ-Hureyre radıyallahu anh, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden rivayet etmiştir:

Mü'min kardeşinin ihtiyacını karşıla, onu reddetme, borçluyu borcundan, gamlıyı gamından kurtarmaga çalış, düşenin elini tutmağa alış ki, âlemlerin Rabbi de seni kapısından reddetmesin, hâcetlerini karşılasın, ona olan borçlarını bağışlasın, seni gamdan sürüra ulaştırsın.

ms 's.- men neffese an müslimin kürbeten min kürebid dünya neffesellahü anhü kürbeten min kürebi yevmel kiyameti Her kim, bu âlemde darlıkta kalan bir mü'min kardeşinin müşkilini hallederse, Hüdâyı lem yezel hazretleri o kimsenin dünya ve âhiretle ilgili bütün müşkillerini halleder.

Her kim, bir Müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allahu teâlâ ve tekaddes hazretleri, dünya ve âhirette o kimsenin bütün ayıplarını setreder.

Her kim, bir mümin kardeşine herhangi bir yardımda bulunursa, Allahu zül-celâl vel-kemal hazretleri yardım adenin yardımcısı olur.

Hz. Imam-1 Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh efendimizden rivayet etmişlerdir ki:

Envâr-Ül-Kulab, Cilt 1 - F: 14

— Her kim, bir mü'min kardeşine yardımda bulunur ve onun menfaati için çalışırsa, o kimseye Allah yolunda gaza edenin sevabı gibi sevap vardır.

Methar-1 beni-âdem sallallahu aleyhi ve sellem eiendimiz de buyurmuşlardır ki:

— Her iyilik, sadakadır. Herhangi bir hayır ve iyilige delâlet eden, o hayır ve iyiliği yapmış gibidir. O hayrı bizzat işleyen kimsenin sevabı kadar, o hayra delâlet edene de sevap hasıl olur.

Allah cümlemizi korusun, şer ve kötülükler de böyledir.

Kötülüğü yapanla, o kötülüğe delâlet eden de aynen o kötülüğü işlemiş gibi suçlanır ve azap görür.

Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

— Her kim, mü'min kardeşinin meşrû bir işini bitirirse, Hak celle ve alâ hazretlerine ömrü boyunca hizmet etmiş gibi olur. O meşrû iş devam ettiği sürece, o işi görenin alacağı sevap kadar, ona o işte yardımcı olan kişiye de sevap ihsan ve inayet olunur, buyurmuşlar ve bu büyük müjdeyi gafillere duyurmuşlardır.

Bir diger Hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır:

— Allahu teâlâ'nın bir takım kulları vardır ki, Hallâk-ı âlem o kullarını halka yardım için halk eylemiştir. Allahu sübhanehu ve teâlâ, zât-ı ülûhiyyetine yemin ederek, o kulların cehennem ateşiyle yanmayacaklarını, kıyametin şiddet ve dehşetini de duymayacaklarını, kendileri için nurdan minberler kurulacağını, bütün mahlûkat hesapta iken Cenab-1 Erham-er-Rahimiynin kendilerine ikram ve iltifatta bulunacagını vâd ve tebşir buyurmuştur.

Olmak istersen dü'cihanda sa'id, Kıl tekarrüb hayra, ol şerden ba'id..

İbn-i Ömer radıyallahu anhın rivayet ettiği bir Hadis-i şerifte de aleyhissalâtü ves-selâm efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

sülali rek işlaneysaj.

â Ene8, men Kada ti ahihi haceterı küntü vakifen inde mizanihi in receha ve illa şefe'tü lehu

— Bir mü'min, kardeşinin bir hâcetini bitiren mü'minin, kıyamet günü günah ve sevapları Hak terazisinde tartılırken, yanında bulunurum. O kimsenin, amelleri tartıldığı zaman sevap tarafı ağır gelirse ne â'lâ, ne güzel! Eğer, günah tarafı ağır gelecek olursa, o kimseye şefaat eder ve onu azabı ilâhîden azat ettiririm.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.