Ara
Menü
2 dakikalık okuma

Hz. Ömer ibn-il Hattâb radıyallahu anh, günlerden bir gün ağlayarak huzur-u Resûlüllah'a girdi. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, Envârü’l-Kulûb, Cilt 1 · s. 115

Fahr-i Kâ'inat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyât efendimiz, affı ilâhiyye mazhar olan o genci arattırmak üzere sahabeden bir zatı sahraya gönderdiler. Sahabe, onun bulundugu yere vardıgında, o genç hâla başı secdede ve aglamakta idi.

Kendisine:

— Ağlama, sil gözyaşlarını artık! dedi. Affı ilâhiyye ve mağfiret-i sübhaniyye ile seni müjdelerim. Haydi, kalk seni Resülüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz istiyor ve bekliyor.

Her ikisi de sevinç gözyaşları dökerek Medine-i münevvere'ye vasıl ve huzur-u Resülüllaha dahil oldular. Onlar, içeri girdiklerinde Mescid-i Nevebi'de akşam namazı kılınıyordu ve iki cihan serveri, Nebiler önderi, âşıklar ve sadıklar rehberi efendimiz mihrapta bulunuyordu. (Ne kutlu bir namaz!)

Her ikisi de, Imam-ül-Enbiyâ efendimize iktida ettiler. Resûl-ü zişân, Fâtiha-i celileden sonra zammı sûre olarak Tekâsür süresini okumağa başladılar: (Elhâküm-üt-tekâsürü hattâ zürtüm-ül-mekabir...) âyet-i kerimesini okurlarken, o genç:

— Allah! diye sayha etti ve yere düştü.

Namazdan sonra baktılar ki: (Innâ lillâh ve innâ ileyhi râci'un) emaneti sahibine çoktan teslim etmişti.

Bir diğer rivayete göre ise, namazdan sonra efendimiz kendisini affı ilâhi ile müjdelemiş ve o genç Allahu teâlâ'ya hamd-ü senâdan sonra:

— Yâ Resülallah! Benim o çirkin fiile hazırlandığımı Allah azze ve celle görüyor muydu? diye sormuş ve efendimiz de:

— Evet! Allahu azim-üş-şân herşeyi bilir ve görür, buyurunca o genç.

— Allah! diye sayha vurup canını tevvâba teslim eylemiş...

Sıdk ile tövbe böyle olur. Böyle tövbe olunca da, Hak teâlâ af ve mağfiret buyurur ve seyyi'atını hasenâta tebdil eyler.

Aşık Yunus bunu böyle söyledi, Inip aşkın deryasını boyladı, Istiğfar eyleyip daim ağladı, Kul hatasız olmaz, tövbe yâ Rabbi!..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.