Ara
Menü
6 dakikalık okuma

Bir Sünni ile bir Şi'i, birlikte yolculuk ediyorlarmış. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 704

Kalpleri nur olanlar, tevhitten ayrılmazlar. Mü'minleri severler. Islâmda tefrikalar, ayrı-gayrılıklar çıkarmazlar. Mü'min kardeşlerinden zulüm dahi görseler, onu affederler. Mü'minler kendisini mahrum dahi etseler, kimseyi mahrum etmezler, Mü'minler, kendisini kınasalar bile, o mü'minleri kınamaz.

Mü minler onu terketseler, o mü'minleri terketmez. Kerem ve mürüvvet sahibi olur. Zira, kalbini yukarıda saydığımız beş mübarek deva ile tedavi etmiş, şifa bulmuş ve ârif olmuştur.

Arif olanlar, İbadullah'a hakaret nazarı ile bakmazlar.

Birine bakarlar, Allahu teâlâ'ya şükrederler. Birine bakarlar.

fikrederler ve yine Allahu teâlâ'ya şükrederler. Onların güzlerinde ibret, gönüllerinde nur vardır. Onlar, Allahu tâlâ'nin habl-i-metinine sımsıkı tutunanlar, tevhidde tevhid edenlerdir.

Allahu zül-celâlin en küçük emrinden, en yücesine kadar evâmir-i ilâhiyyeden canla başla ayrılmayanlardır.

Ornek mi istiyorsunuz?

İşte, Sıddıyk-ı-Ekber…. Sıddıyk-ı-Ekber'in duasına bakınız:

— Yâ Rab.. Eba-Bekir'in vücudunu öyle büyüt, öyle büyüt ki, o vücut cehennemi doldursun ve orada âsi mü'minlere yanacak yer kalmasın..

İşte, Sıddıyk-1-Ekber.. Sıddıyk-1-Ekber'in duasına bakınız:

— Ilâhi.. Ummet-i Muhammed'e vereceğin ne kadar musibet, belâ ve hastalıklar varsa, hepsini bana ver. Tek. ümmet-i Muhammed'i rahata ve safaya kavuştur.

Menâkıb-1 ebrârda, Mâ'ruf-u Kerhi'den rivayet edilmiştir ki, bir kimse her gün on kerre:

— Yâ Rabbi ümmet-i Muhammed'i islâh et.. Yâ Rabbi ümmet-i-Muhammed'in her müşkilini hallü asân et.. Yâ Rabbi ümmet-i Muhammed'e merhamet et, diye dua ederse, o kimse veliler defterine kaydolunur, denilmektedir.

Işte; hepsinin üstadları, Enbiyâlar serveri, ins-ü-cin peygamberi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri:

- Ilâhi ümmetim.. İlahi ümmetim.. Nefsim, Fatımam.

Ayşem, ciğerpârelerim Hasan ve Hüseyinim, Rukiyyem. Zernebim, İbrahimim, Kasımım, Abdullahım ve Tayyibim hepsi hepsi ümmetime feda olsun, buyurmakta..

Sende, bu âlemlere rahmet olan Hz. Muhammet Mustafa'- dan nasibini aldınsa, Eba-Bekir radıyallahu anhın duâsından hisse kaptınsa, veliler â'zamının duasından ibret ve ilham alabildinse; ümmet-i Muhammed'i seversin, onları her türlü musibetlerden irfan ve idrakinin elverdiği kadar vikaye etmeğe çalışırsın, ümmet-i Muhammed'in tevhidini, birliğini, beraberliğini, hayrını, iyiliğini ister ve gerekirse bu uğurda canını ve malını fedadan çekinmezsin. Vahdet-i islâmı, göz bebeğin gibi korur, kollar ve bu sayede Allah ve Resûlüllah indinde mergup ve mahbup olursun.

Zira, Resûlüllah sallallahu eleyhi ve sellem:

(Birbirlerinizi sevmedikçe, iyman etmiş olmazsınız. İyman etmeyen de cennete dahil olmaz. Beni de, her şeyinizden fazla sevmedikçe, iymanınız kemale ermez) buyurmuşlardır.

Oyle ise; ümmet-i Muhammed'i sevki, iyman etmiş ol..

Cennete bu âlemden dahil ol.. Resûl aleyhisselâmı, her şeyinden ziyade sevki, iymanın kemale ersin, dünyada ve âhirette saadet ve selâmete nail olasın!

Ilâhi: Biz, senin kudret ve azametini hakkiyle bilemedik.

sen bizi bilirsin.. Biz, seni göremeyiz, sen bizi görürsün.. Zât-l ülûhiyyetine karşı nice isyan ve isyanlarımız oldu, affettin.

suçlarımızı setrettin.. Ihsan buyurduğun nimetlere, hakkiyle şükredemediğimiz halde, bizleri mahrum etmedin.. Ilâhi: Bizleri, tevhidinden ayırma, kalplerimizi birleştir, bizleri seviştir, anlaştır ve kaynaştır.. Bizleri, Habib-i edibinden de cüdâ eyleme.

divanından kovma.. Ehl-i islâmı aziz eyle.. Ilâhi: âsi kulun, huzur-u izzetinde secde ederek zât-ı ülûhiyyetinden af ve mağfiret dileniyor.. Nefs-i levvame uyarak, sana karşı utanmadan irtikâp ettiği sayısız günahlara nedamet ederek affına ve magfiretine sığınıyor.. Bâb-ı rahmetin önünde lûtuf ve keremini bekliyor..

Habib-i edibine olan muhabbetin ve sonsuz rahmet ve merhametinle nârından ve azabından azat eyle yâ Rabbi.. Eğer, Iblis gibi rahmetinden kovarsan, biz hangi kapıya sığınır, kimden merhamet bekleyebiliriz? Senin azap ve kabından, bizleri kim kurtarabilir? Senden gayri ibadete lâyık ve kullarına merhametli ilâh var mı? Hâşâ.. Ancak, sen varsın.. Birsin, senin şerikin ve nazirin yoktur.. Senin mülkünden başka bir mülk, senin kapından gayrı sıgınılacak bir kapı yok; ancak sen ve senin mülkün var.. Bizler, senin kullarınız. İster, bize azap eyle ve yak, ister affı mağfiretinle şâd eyle.. Emir senin, sen kerimsin, sana lâyık olan keremdir, lûtuftur. Keremine geldik, ikram eyle, lûtfuna ve merhametine sığındık, bizleri affeyle yâ Rabbi.. Bize, adaletinle değil, rahmet-i ilâhiyyen ile muamele eyle.. Sen, kitab-ı keriminde: (Şirkten gayrı bütün günahları, dilersem affederim.) buyurdun. (Innallahe lâ yağfiru en yüşrike bihi ve yağfiru mâ dûne zâlik) buyurmadın mı? Biz, şirk etmedik, sana ortak tanımadık, seni tevhid ederek birledik, Gerçi, sana lâyık hiç bir ibadette bulunamadık, âsiyiz ve mücrimiz amma müşrik değiliz, mü'miniz. Yine sen Kur'an-1 aziminde Rahman, Rahiym, Settar, Gaffar, Lâtif-ün-bil-ibâd olduğunu ilân ederek: (Ey nefislerine zulmeden kullarım! Rahmetimden ümidinizi kesmeyiniz. Ben, bütün günahlarınızı affı magfiret ederim, Zira, ben af ve mağfiret ediciyim, merhametliyim, bağışlayıcıyım..) buyurmak suretiyle mü'minlere affı umumi va'deyledin ve biz âsi, tâgi ve bâğileri dilşâd eyledin.. Affını bekliyor, kerem ve mağfiretini gözlüyoruz, rahmetinden aslâ ümidimizi kesmedik, affına geldik, bizleri affınla ebedi saadete ve selâmete erenlerden eyle yâ Rabbi.. Sen, bütün âsileri affeylesen, bahr-i rahmet-i ilâhiyyenden bir katre eksilmez. Ey kerem ve inayet sahibi Rabbimiz..

Ey rahmet ve merhametinin sonu olmayan mâ'budumuz.. Ey lûtuflarına payan olmayan Allahımız.. Ey mâlik-el-mülk zül-celâl-i vel-ikram olan Mevlâmız.. Bizler, ne kadar günah ve isyan sahibi dahi olsak, senin rahmet ve mağfiretin yanında, bizim günah ve isyanlarımızın cirmi ne olabilir? Ancak bir hiç.. Bizleri, gazabına uğrayanlardan eyleme. Zât-ı ülühiyyetine lâyık ameller bizde yok, hatalarımız, isyanlarımız ve nisyanlarımız ise pek çok, senin de atâ'nın nihayeti yok.. Zât-ı ecelli â'lanı kendimizden razı kılamadık, suçlarımızı biliyor ve ikrar ediyoruz, Resûl-i Hâşimi hürmetine bizleri affı mağfiretinle şâd, nârından azat, nurunu müzdât eyle yâ Rabbi.. Şekavetimizi, saadete tebdil, kötü huylarımızı ahlâk-ı Kur'aniyye ve ahlâk-ı Muhammediye tahvil eyle yâ Rabbi... Zâhirlerimizi, şeriat-ı garra-i Ahmediyye ile tezyin, bâtınlarımızı envâr-1 Kur'an ve envâr-1 tevhid-i sübhan ile tenvir eyleyerek, kalplerimizden hubbu sivâ'yı tathir, aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile tahkim eyle yâ Rabbi.. Kulaklarımızdan gaflet pamuğunu def'eyle, gözlerimizden gaflet perdesini ref'eyle, bizleri sırat-1 müstakimine sevk eyle yâ Rabbi.. Yüzlerimize nur, gözlerimize ibret ve sürur, gönüllerimize sürur ihsan ve inayet eyle yâ Rabbi.. Dillerimizi haramdan, yalandan, gıybetten, nemmâmeden, küfürden ve kötü sözlerden, boş ve faydasız konuşmalardan tathir eyleyerek, helâl lokma ile, tevhid-ü tahmid, tahiyyat-ü salâvat ile güzel sözlerle, zikrinle, şükrünle tezyin eyle yâ Rabbi.. Ağızlarımızı şarab-ı Kevser'e lâyık, burunlarımızı bûy-u Muhammed'i itr-1 Ahmedi ile taltife muvafık eyle yâ Rabbi..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.