Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Halep şehrine varan bir şâir, şehir halkının ağlaşıp feryat ettiklerini gördü. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 552

Halep şehrine varan bir şâir, şehir halkının ağlaşıp feryat ettiklerini gördü. Bu matemin ve âh-ü zârın sebenini sordu.

Birisi kendisine çıkıştı:

— Sen nasıl müslümansın? dedi. Bugün, muharremin onuncu günüdür. Bugün, evlâd-ı Haydar katil ve şehit edilmişlerdir.

Öyle ki, az kalsın nesl-i Nebi münkati ve münkariz olacaktı.

Haberin yok mu?

Şâir, kendisine şu cevabı verdi:

- Bu söylediğiniz vak' a, bundan sekiz yüz küsür sene evvel olmuştur. Siz, bunu yeni öğrendiniz de, şimdi mi faryat ediyorsunuz? Halbuki, bizlerin o meş'um vaka olalıberi, gözlerimizin yaşı dinmedi. O gündenberi yüzlerimiz gülmedi. Hâlâ da

gülemeyiz. Zira, bu vak'a islâmın sinesinde unutulmaz bir yara açmıştır ve bu yaranın kapanmasına da imkân ve ihtimal yoktur. Siz, Şi'a tâ'ifesi muharrem ayında yalnız on gün Hz.

Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh için gözyaşı döker, dövünürsünüz amma, bu matemin farkına bile varmazsınız. Biz ehl-i hakikat ise, bu elim vak'aya ağlamadığımız gün yoktur.

Ey ehl-i insaf:

Bilmiş olunuz ki, dünyada en büyük ceza. suçluyu affetmektir. Zira, suçlu affolunmakla, ebedi cezaya çarptırılmış olur.

Evlâd-ı Muhammed aleyhisselâmı su içmekten men ve mahrum eden, hattâ şehid-i mazlûm İmam-ı Hüseyin radıyallahu anhın mübarek göğsüne oturarak onu şehit etmek isteyen Şimr hâinine, Hazret-i Imam şöyle hitap buyurmuşlardı:

— Beni ve çocuklarımı, bu kızgın çöllerde susuz bırakarak perişan ettiniz. Bana su vermediniz ve vermeyeceksiniz, biliyorum. Fakat, hiç olmazsa yavrularıma bir yudum su veriniz ki.

bize yaptığınız bunca zulmü bağışlayalım.

Haydutların cevapları ne oldu bilir misiniz?

— Yer ve gök su ile dolsa, sana ve evlâtlarına bir yudum su vermeyecegiz...

Hazret-i İmam-ı Hüseyin radıyallahu anh, Şimr mel'ununa şöyle buyurdu:

— Siz, bize su vermediniz ve evlâtlarımı bir yudum sudan mahrum ettiniz. Fakat, yarın mahşerde biz sizleri susuz bırakarak, sizin seviyenize düşmeyeceğiz. Zira, Kevser'in sahibi dedem ve sâkisi de babamdır.

Ve mübarek ayağını hızla yere vurdu, yerden billûr gibi bir su fışkırdı. Hayretle gözleri açılan Şimr lâ'inine bu suyu göstererek şöyle buyurdular:

- Görüyorsun ya, bizim sabır sıfatımızı.. Biz, ancak icap ettiğinde zâlim ve fâsıklara karşı girişilecek mücadelede, her şeylerini fedaya hazır olmalarını ümmete talim ve tefhim için buna katlandık. Yoksa, su elimizin altında idi.. Dilesek.

daha evvel de çıkarır ve içerdik. Ümmet-i Muhammed'e fedakârlık örnegi verebilmek için buna teşebbüs etmedik.

Evet, böyle buyurdular ve şerbet-i şehadet ile susuzluklarını giderdiler.

Yâ Rabbi.. Bizi şefaat-i Hüseyin'den mahrum eyleme... İyman ile öldür, sâlihlere ilhak eyle.. Nârından uzak ve zâlimlerden ırak eyle.. Bizleri, cennet ve cemaline lâyık eyle.. Amin bi-hürmeti seyyid-ül-mürseliyn..

Ibn-il-Arac, KITAB-I-ENSAB'ında demiştir ki:

Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anh hazretleri, hicretin altmış birinci senesi muharreminin onuncu günü yevm-i aşurada şehit edildi. O yil, yevm-i aşuranın cumartesi veya pazar.

tesi gününe tesadüf ettiği söylenir. Fuzuli, HADIKA'T-ÛS- S'EDA'sında o yıl aşr-ı muharremin cuma günü idi, demektedir.

Hangisi doğru olursa olsun, Imam-ı mazlûm yevm-i aşurada vakt-i zevalde. Kerbelâda mazlûmen ve feci şekilde şehit edilmiştir. Kendilerine hücum eden askere, Amr bin Sa'ad kumanda ediyordu. Abdullah bin Zeyyad habisi ise, Yezid-i bednâmın Irak valisi bulunuyordu. Bu memuriyete, Hz. Imam-ı Hüseyin radıyallahu anhın, Yezid-i pelide bi'atini sağlamak vera evlâd-ı Resûlü hunharca katletmek taahhüdü ile tayin olunmuştu.

Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin, o gün Kerbelâ'- da bütün ashabı ve arkadaşları yetmiş iki kişi idi. Bu muhterem zevatın bazıları Abdülmuttalib evlâdı, bazıları da diğer sülâelerdendi. Otuz ikisi atlı ve kırkı yaya idi. Cümlesi, evlâd-ı Ali ve ahvad-ı Muhammed aleyhisselâm uğrunda. Allah rizası için susuz olarak şehadeti seve seve kabul ettiler. (Radiyallahu anhüm ve erdâhüm ecmaiyn.)

Başladı ceng-ü-cidâl etmeğe â'van-ı Yezid, Ehl-i-beyt üzre hücum eyleyip ol kavm-i anid, Harbedip yetmiş iki bende-vü evlâd-ü hafid, Oldular mâ'rekede hak yoluna cümle şehit..

Yetmiş iki kişiyi şehit ettikten sonra, hepsi birden Hz. Hüseyin radıyallahu anh üzerine hücum ettiler ve okçulara atış emri verildi. Önce okçular, Hz. İmam'ın üzerine yağmur gibi

ok yağdırdılar. O kadar ki, mübarek vücutlarında ok, mızrak, kılıç ve taş yarası olmak üzere cem'an 329 yara vardı. Çok ağır şekilde yaralanan Hazret-i Imam'ın daha fazla karşı koymağa takat ve mecalleri kalmamıştı. Bitâp yere düştüler. Sinan bin Enes-il-Mahzumi adındaki lâ'in, kuruyası elleriyle Hazret-i Imam-ı hâk-i helâke serdi. Hulu ibn-i Yezid-il Isbihi denilen habis de, mübarek başlarını gövdelerinden ayırmak maksadiyle üzerlerine vardıgında. tekmil vücuduna bir titreme ârız oldu ve düşüp bayıldı. Bu esnada Şimr bin Zil-cevşen adındaki mel'un baygın olduğu halde hâlâ titreyen Hulu'ya hitaben:

— Allah bazûnu dağıtsın, ne var ki böyle titriyorsun? diyerek hayvandan indi ve ol server-i kâinatın sevgili torununu, koç boğazlar gibi hunharca boğazladı:

Şimr-i mel'un dayayıp gerdenine hançerini.

Kıymadan kesti o ferzed-i Resûlün serini..

Ehl-i beytinden, kendisi ile beraber şehit edilenlerin adedi on sekiz kişidir.

Emir-ül-mü miniyn Hz. Ali kerremallahu vechehu efendimizin evlâdından yani Hz. Hüseyin radıyallahu anh efendimizin baba bir kardeşlerinden şehit düşenler, şu zevat-ı âl-i kadrdir:

Abbas. Abdullah, Cafer, Osman, Ebu-Bekir, Muhammed rıdvanullahi aleyhim ema'iyn.

Hz. Imam-ı Hüseyin efendimizin sulb-ü pâkinden sehit edilen evlâtları da Ali ve Abdullah'tır.

Hz. Imam-ı Hasan efendimizin evlâtlarından şehit düşenler ise Kasım. Ebu-Bekir ve Abdullah'tır.

Hz. Abdullah bin Cafer Tayyar efendimizin | evlâdindan şehit düşen Muhammed Avn'dir.

Hz. Akıl İbn-i Ebi-Talib evlâdından şehit düşenler de Abdullah, Cafer, Akıyl. Abdurrahman, Muhammed bin Said bin Akıyl bin Ebi-Talib'tir ki, Hz. Akıl imam-ı Ali kerremallahu vechehu efendimizin birader-i muhteremleridirler. (Ridvanullahi teâlâ aleyhim ecmaiyn..)

Ibn-i Zeyyad mel'unu, Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başlarını ve o gün Kerbelâ'da hazır bulundukları halde hasta olduklarından dolayı harbe iştirak edemeyen ve bu canavarların ellerinden kurtularak nasılsa sağ kalan sevgili oğulları Imam-ı Zeynel-Abidin ile halası Sevyide Zeynep hazretlerini.

mahfuzen ve mevcuden Şam'da bu cinayetinin semeresini sabırsızlıkla bekleyen Yezid-i Pelid'e gönderdi.

Yezid-i bednâm, önüne getirilen re's-i mübareki, elinde bulunan bir değnekle dürterek tahkire dahi cür'et eyledi ve âl-i Resûle karşı saygısızlığını son kertesine kadar götürdü. Bu cinayetinden dolayı, fevkalâde memnun ve mesrur görünüyor.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.