Yezid-i lâ'in, babası Muaviyye't-ibn-i Ebi Süfyan'ın eyyâm-ı saltanatında, Adi bin Hatem'in karısı Ummü-Halid'i görmüş ve ona âşık olmuştu. Bu yüzden. yemekten içmekten kesilmiş, hastalanarak yatağa düşmüştü. Bir çok tanıdıkları ve tabipler, kendisini yoklamağa geliyor, fakat hiç kimse hastalığının gerçek sebebini bilemiyordu.
Emir Muaviye'nin müsteşarı olan Arap dâhilerinden Amr ibn-i As, bu hastalığın aşktan ileri geldiğini anlamıştı. Fakat, Yezid'in kime âşık olduğunu kestiremiyordu. Bu sebeple, Emir Muaviyye'ye bu sırrın ancak Yezid'in annesi tarafından keşfedilebileceğini bildirmiş ve gerçekten, annesi oğlu yezid'in Ümmü-Halid adında bir evli kadına âşık olduğunu öğreniver
mişti. Muaviyye ile Amr, aralarında bu meseleyi müşavereye başladılar. Dertli baba, müsteşarına:
— Bu işin çaresi nedir? Ne düşünüyorsun, bu derde nasıl çare bulabiliriz? diye sordu.
Amr Ibn-i As, kendisine cevap verdi:
— Bu işin çaresi bezl-i maldır, haldir..
— O nasil olur?
— Ümmü-Halid'in kocasını hediyyeler göndererek, Medine-i münevvere'den Şam'a, sarayına davet edersin. Sonra icabinı düşünürüz.
Bu tavsiyeye uyuldu. Ümmü-Halid'in kocası davet olundu.
Emir Muaviyye kendisine ikram ve iltifatlarda bulundu. Fakat, asıl zorluk bundan sonra başlıyordu. Halife, müsteşarına danıştı:
— Adamı çağırdık, geldi. Peki, şimdi ne yapacağız?
Amr Ibn-i As, plânını açıkladı:
— Yarın onu tekrar huzuruna çağırır ve yine ikram ve itifatlarda bulunursun. Sonra, birden hatırına gelmiş gibi, kendisinden evli olup olmadığını sorarsın. Tabii, evli olduğunu söyleyecektir. O zaman, ellerini dizlerine vurarak hayıflanmış görü nür, fakat sebebini kendisine bildirmezsin.. Adi bin Hatem'i, daha ertesi gün tekrar çağırtırsın. Yine ağırlarsın, ondan sonrasını bana bırak, dedi.
Dediği gibi de yapıldı. Halife, adamcağızın evli olduğuna âdeta üzülmüş ve çok hayıflanmış gibi bir hal takındı, ellerini dizlerine vurarak:
- Ya, vah vah.. nev'inden müphem sözler sarfetti.
Adi, huzurdan çıkar çıkmaz, Amr ibn-i As kendisini karşıladı ve halife tarafından nasıl muamele edildigini sordu. Adi büyük bir memnuniyetle gördügü hüsn-ü kabul ve muameleden, taltif ve ikramlardan bahsettikten sonra:
— Yalnız, aklımın ermediği bir şey oldu, dedi. Halife hazretleri bana evli olup olmadığımı sordu ve evli olduğumu öğrenince âdeta üzüldü, hayıflandı. Buna bir mâna veremedim.
Amr, ibn-i As; sinsi sinsi güldü:
— Bunda anlamayacak ne var? dedi. Görünüşe göre sana kızını vermek ve kendisine damat etmek istiyordu. Evli olduğunu anlayınca, bunun mümkün olamayacağını düşünmüş ve üzülmüş olabilir. Çünkü hükümdarlar kızlarını ortak üzerine vermezler.
Halifeye damat olmak, birdenbire refaha ve saadete kavuşmak hayali, Adi'nin hırsını kamçılamıştı:
— O halde, bu işi tamir etmenin bir çaresi yok mudur?
Amr Ibn-i As; meselenin istediği noktaya varmasından mütevellit sevincini saklamağa çalışarak, akıl öğretti:
- Gayet basit, dedi. Halife hazretleri sana bir daha evli olup olmadığını soracak olursa, kendisine evli olmadığını söylersin, olur biter.
Adi bin Hatem, tekrar huzura kabul olundu ve halife kendisinden lâf arasında sordu:
— Evli misin?
— Hayır yâ emir-el-mü'miniyn.. Evli değilim..
- Mademki evli olmadığını söylüyorsun. Şayet, zevcen varsa kendisini talâk-ı ba'iyn ile boşadığını da söyle bakayım.
— Zevcem varsa, onu tâlak-1 ba'iyn ile boşadım, der demez halife emre muntazır bekleyen kâtibine emir verdi:
— Adi bin Hatem'in bu sözünü zapt ve talâkını tesbit eyle.
Kâtip, emri yerine getirdi ve talâkı zapt ve tespit etti.
Bu suretle, kocasından boşanan Ümmü-Halid'in iddeti tamam olunca, Muaviyye bu kadını oğlu Yezid'e istemek için Ebâ-Hureyre radıyallahu anhı, bir çok mal ve hediyelerle Medine-i münevvere'ye gönderdi.
Hz. Ebâ-Hureyre, Medine-i münevvere'ye varınca, Abdullah ibn-i Ömer'e rastladı. Hal hatır sorulduktan sonra, sebebi ziyaretini öğrenmek isteyen Abdullah Ibn-i Ömer'e, meseleyi anlattı. Abdullah, kendisine:
— Yâ Ebâ-Hureyre.. Mademki Adi bin Hatem, karısı Ümmü-Halid'i boşamış, Ümmü-Halid'in nikâhına ben de talibim, seni vekil ettim, dedi ve Ebâ-Hureyre de bu teklifi kabul etti.
Ebâ-Hureyre, daha sonra Abdullah-ibn-i Zübeyir'e rastladı. O da, ibn-i Ömer gibi Ümmü-Halid'in nikâhına talib oldu.
Ebâ-Hureyre onun da vekâletini kabul eyledi.
Nihayet, Ebâ-Hureyre cennetin delikanlısı, ehl-i sünnetin gözü nuru, Resûl aleyhisselâmın sevgili torunu, Haydar-ı Kerrar'ın oğlu, Fatıma't-üz-Zehra'nın ciğerparesi Imam-ı mazlûm Hz. Hüseyin'e rastladı. Sebebi ziyaretini öğrenince oda Ümmü-Halid'in nikâhına talib oldu ve Ebâ-Hureyre'yi vekil etti.
Hz. Ebâ-Hureyre radıyallahu anh, böylece dört zatın vekili olarak Ümmü-Halid'in evine vardı. Selâmdan sonra maksadını açarak:
- Kızım Ümmü-Halid, dedi. Kocan Adi bin Hatem, seni talâk-ı ba'iyn ile boşadı. Iddetin de tamam oldu. Artık, kiminle istersen, onunla evlenebilirsin. Beni, sana Muaviyye gönderdi.
Seni oğlu Yezid'e istiyor. Fakat, yolda Abdullah ibn-i Ömer'e.
Abdullah ibn-i Zübeyir'e ve Hz. Imam-i Hüseyin'e rastladım.
Onlar da, seni nikâhlamak istiyorlar. Bu dört kişiden hangisini kocalığa kabul edersen, ben hepsinin vekâletini hâiz bulunuyorum. Istediğine ve beğendiğine seni nikâhlayayım..
Ümmü-Halid. şaşırıp kalmıştı:
- Yâ Ebâ-Hureyre, dedi. Bana talib olan bu dört kişinin ahvalinden haber verir misin?
Ebâ-Hureyre cevap verdi:
- Muaviyye oğlu Yezid'in, dünyası var dini yok.. Abdullah ibn-i Ömer ile Abdullah ibn-i Zübeyir'in ise hem dünyaları, hem de dinleri var.. Hazret'i Imamı Hüseyinin de dini var, dünyası yoktur, dedi.
Ümmü-Halid, boynunu büktü ve:
- Yâ Ebâ-Hureyre, dedi.. Senin re'yine uyacağım, bu dört kişiden hangisini istersen, beni onlara nikâhla..
Ebâ-Hureyre, mesuliyeti üzerine almak istemedi ve:
- Kızım, buna kendin karar ver, tavsiyesinde bulundu.
Ümmü-Halid, fikrinde israr etti:
— Yâ Ebâ-Hureyre.. Bu iş için sen gelmeseydin, danışmak için mutlaka seni bulur ve bu meseleyi seninle istişare ederdim. Halbuki, sen dört talibimin de vekili olarak geldin. Bana
re'yini ve mütalâanı bildir, hangisi ile evlenmemin hayırlı olacağını söyle ve onunla beni evlendir, dedi.
Hz. Ebâ-Hureyre, bu teslimiyet üzerine kararını bildirdi:
— Ey benim kızım, dedi. Mademki, benim re'yimi ve kanaatimi sordun vallahi ben. Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellemin öptüğü ve okşadığı zat üzerine kimseyi tercih edemem..
Mutabık kaldılar. Ebâ-Hureyre radıyallahu anh, Ümmü- Halid'i Hazreti Hüseyin radıyallahu anha nikâhladı ve Muaviyye tarafından gönderilen malları ve hediyeleri Ummü-Halid'e teslim etti ve Şam'a dönerek olup bitenleri halifeye arz etti.