Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Bazı dar görüşlü kimseler, bir kısım hak âşıklarını zındıklıkla itham ederek, zamanın halifesine… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 348

Şimdi zengin olanlar, evvelce fakir değiller miydi? Bugün, yaşlı ve ihtayar gördüklerimiz, bir zamanlar genç ve güzel degiller miydi?

Sen de gençsin, güzelsin, kuvvetlisin, tuttuğunu koparıyor, bastığın yeri titretiyorsun, amma yakında ihtiyarlaya.

caksın, çirkinleşeceksin, kuvvet ve kudretten düşeceksin, tutan ellerin tutmaz olacak, yürüyen ayakların zorla sürüklenecek, bugün ya acıyarak baktığın veya kendisiyle alay ettiğin:

(Yaşı yetmiş işi bitmiş..) dediğin kimselere benzeyeceksin.

Güvendiğin dağlara ve bağlara kar yağacak, emekli olacak yahut işine gücüne devam edemeyeceksin.. Bütün bir ömür boyu maişetlerini temin için geceyi gündüze kattığın, haram- helâl demeden ne bulursan alıp sattığın, giyimleri kuşamları.

süsleri ve lüksleri için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadığın, uğurlarına gençliğini ve bütün gücünü harcadığın karınla çocukların, evde bir köşede oturmandan bıkacaklar. seni istiskal edecekler, yüzüne karşı söylemeseler bile içlerinden ölümünü temenni eyleyeceklerdir.

Ne kadar zayıf, ne derece âciz olduğunu anladın mı? O halde, Allahu teâlâ'ya muhtaçsın, ne duruyorsun? Ihtiyacın kadar Rabbine ibadet etsene.. Şeytanın vesvesesine aldanmış.

nefsinin igvâsına kanmış:

- Allahım beni affeder, sözüne inanmışsın.. Allahu teâlâ, kerimdir. rahimdir, gafurdur amma kulundan da ihlas ve gayret ister, kulluk ister. Insanı, helâya ve hamama bile bedava sokmuyorlar. Bundan ibret alsana. Nerede kaldı ki, bedavadan cennete gireceksin!.. Vakıa, cennet ibadet mukabilinde verilmez ya; büsbütün elin boş olursa halin nice olur?

Sana birisi bir ev bağışlarsa, yapılan bu iyiliği insan isen hiç bir zaman unutmaman gerekir. Daima, ona karşı medyunu şükran olman, kendisini minnet ve muhabbetle yad etmen icabeder.

Allahu teâlâ, sana bu dünyayı ve bunca nimetleri ihsan buyurmuş. seni eşref-i mahlûkat olan insan sifatiyle halk eylemiş, ona hiç bir teşekkürün olmayacak mı? Ev bağışlavanı hayırla yâd ettiğin gibi, bunca ihsanlarına mukabil Rabbini anmayacak, ona hamd-ü senada bulunmayacak mısın?

Onun emirlerini hâlâ yerine getirmeyecek misin? Kıyamın.

rükûun, secden olmayacak mı?

Halbuki, dünya hayatında mazhar olduğun bu ilâhi ihsanlar fâni, buna mukabil âhiret bâkidir. Dünyada bahşolunan bu nimetler, Allahu teâlâ'ya kulluk yapabildiğin takdirde âhirette nail olacağın ilâhi ihsanların ancak küçük birer nümuneleridir. Netekim, şatışa arzedilen malın nümunesi de bedavadır. O malın, tamamına malik olabilmek, elbette bazı şeyler karşılığıdır.

Çocuklarının, gece yarılarına kadar uykularını ve istirahatlerini terkedederek derslerine çalışmaları da, sana hiç bir şey ifade etmiyor mu? Uykusuz kalmalarına, yorulup hırpalanmalarına dayanamayarak, kendilerine artık dinlenmeleri gerektiğini söylediğin zaman sana ne cevap veriyorlar:

— Yarın. bu dersten imtihan olacağız. Öğretmen çalışıp hazırlanmayanlara çok kızıyor, demiyorlar mı?

Eger, birazcık aklın varsa, onların bu cevaplarında bir çok hakikatler gizli olduğunu farkedersin.. Çocuklarının imtihanları, senin de ölümün yarın, belki yarından da yakın... Mahşer var, sual var, hesap var, mizan var.. Çocuk, en kötü ihtimalle zayıf not alırsa, sınıfta kalır ve hayatından bir yıl kaybeder. Sen kabirde ve mahşerde sorulacak suallere, hesaba, mizana hazırlamazsan, yalnız âhiret saadetlerini kaybetmekle kalmaz, ebediyyen azaba düçar olursun. Acaba, bunlar seni hiç ilgilendirmiyor, hiç düşündürmüyor mu? Sınıfta kalacak çocuğunun azabı pek pek bir yıldır. Sen ise ebedi azaba mahkûmsun, sonunu neden düşünmüyorsun? Biraz gayret, biraz himmet ve biraz samimiyetle, cennete ve cennet derecatına nail olabilmek varken, neden gaflet ediyorsun? Gerçekleri görmemekte bu derece inat ettiğine göre, senin hayvandan ne farkın kalır? Bilmem, hiç tavukçu dükkânının önünden geçtin mi? Tavuklar, daracık kafesler içinde, bir mısır tanesi için mücadele ederlerken, tavukçu aralarından en semiz ve yağlı olanı alıyor ve diğerlerinin gözü önünde bağırta bağırta kesiyor. Kafeste kalanlar, bağıra bağıra can veren hemcins- Irgâd, clld 3 - F: 23

lerinin velvelesine aldırış etmeden, aynı mısır tanesini kapmak için çekişip duruyorlar.

Hısım akrabandan, eşinden dostundan bunca ölenler oldu, çoğunun cenazesinde ve son hizmetinde de bulundun, olümden niçin ibret almıyorsun? Dünya hayatında bile, kötülük.

edenleri zabıta kıskıvrak yakalıyor, hâkim huzuruna çıkarıyor, muhakeme ediyor ve mahkûmiyetine karar veriyorlar.

Ondan ibret almazsın, bundan ibret almazsın, hayvandan ne farkın kalır? Canın mı? Hayvanında canı var.. Kanın mı?

Hayvanın da kanı var.. Gözün, sözün, kulağın mı? Hayvanın da gözü, kulağı ve kendisine göre sözü var.. Arandaki fark şudur:

Senin insan olman, ve tekâlif-i ilâhiyye ile mükellef bulunmandır. Hayatın, yalnız bu âleme mahsus ve münhasır olmayıp, bu âlemden sonra başka bir âlemin mevcudiyetine inanman ve dünya hayatındaki fiil ve hareketlerinin hesabını Allahu teâlâ'ya vereceğini bilmendir. Hayvanlar, bunları bilmezler. Eğer, sende de böyle bir endişe yoksa, Allah aşkına söyle; cidden ve hakikaten hayvandan farkın olur mu?

Bu gidişinle, yarın kıyâmet gününde hesaplar görülerek boynuzsuz koyun; boynuzlu koyundan hakkını aldıktan sonra, hayvanların toprak olduklarını görecek ve o korkunç azabı çekmemek için hayvanlar gibi toprak olmayı Allahu teâlâ'dan dileyecek, fakat ondan da mahrum kalarak ebedi azaba mahkûm olacaksın:

Inni enzernâküm ozaben kariybâ yevme yenzur-ül-mer'ü mö kaddemet yedahü ve yekul-ül-kafirü yâleyteni küntü türâba...

Nebe': 40 (Biz, sizi yakın bir azapla korkuttuk. O gün, herkes ellerinin ne takdim etigine, önceden hayır ve şer ne yapmış olduğuna bakacak ve kâfir: KEŞKE TOPRAK OLAYDIM diyecek..)

Allah'a ibadet eyle, kul ol ki aziz olasın.. Sana Resûl aleyhisselâm şefaat eylesin.. Senden; Allah, Resûlü, melekler, ashap, evliyâ ve sâlihler razı olsunlar.. İymanla göçmek cennet libasını biçmek, âb-ı Kevser'i Allah Resûlünün mübarek elinden içmek isteyenler, Allahu teâlâ'ya kul olsunlar, kullukta bulunsunlar. Iyman ile göçene şefaat vardır. Iymansız göçenler için ebedi azap hazırlanmıştır.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.