Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Sultan Abdülâziz merhumun annesi Bezm-i-âlem valide sultan, ki Ortaköy cami-i-şerifinin ve Valide hastahanesinin… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 289

Şimdi nerelerdesiniz? Her şeyin mâliki kimmiş? Yine kendisi:

Lillah-il vahid-il kahhâr..

El-Mü'min: 16 (Tek ve kahhar olan Allahın..)

buyuracaktır. Bundan sonra: Allahu teâlâ, rıh-î akımı gönderecek ve bu akım rüzgârı dünyayı dümdüz edecektir. Ne dağ, ne dere kalacak her taraf düz olacaktır.

ENEyKX Lâ terâ fiyhâ wecen velâ emtâ...

Tâ -Hâ: 107 (Onlarda, ne eğrilik ve kabarıklık göremeyeceksin.)

Allahu teâlâ, nihayet semaya emr-ü ferman buyuracak ve kırk gün hayat yağmuru yağacaktır. Yağmur suları, arzdan or iki zir'a yükselecek ve insan cesetleri yerden biten otlar gibi bitecektir. Bütün cesetlerin, uzuvları dünyadaki vücutları gibi tamam olacaktır.

Evvelâ arşın hâmilleri olan melâikevi ihya buyuracak.

sonra sıra ile Israfil'i, Mikâil'i, Azrail'i ve nihayet Cebraili ihya ederek bu dört melegi cennete gönderecektir. Onlara:

— Ey meleklerim, buyuracaktır. Evvel bil-haşr Muhammed'imdir. Evvelâ Habibimi haşredeceğim. Varın gidin cenne te, Habibimin bineceği bürakı, kuşanacağı kemeri. giyineceği libası, başına konulacak tâcı alın..

Rıdvan'a emrolunacak ve Cebrail'e bir burak, bir tâc, bir cennet elbisesi ile livâ'i hamdin teslimi buyurulacaktır.

Cebrail aleyhisselâm, sema ile arz arasında duracak ve arza soracaktır:

— Ey arz.. Muhammed aleyhisselâmın kabri nerede?

Dünya cevap verecektir:

— Seni bâ'seden Allah hakkıyçün bilmiyorum. Esen rüzgâr, beni parça parça etti, nerede olduğunu bilemiyorum.

O ânda, Cenâb-i Fahr-i âlemin kabrinden Allahu teâlâ bir nur yükseltecek ve nur semaya varınca kâinatı nura gark eyleyecektir. Cebrail aleyhisselâm, o nura doğru ağlaya ağlaya inecek, diğer melekler neden ağladıklarını sordukları zaman:

— Nasıl ağlamayayım? diyecektir. Şimdi Resûl aleyhisselâm bana ümmetini soracaktır. Ben ne cevap verecegim?

Bu düşünce ile aleyhissalâtü vesselâm efendimizin merkadi- mübareklerine varacak, o ânda kabr-i Muhammed titreyerek varılacak ve efendimiz mübarek başlarından toprakları silkerek kalkacaktır ve sağlarına, sollarına bakınacaklardır. Yeryüzünde hiç bir bina, hiç bir mâ'mure göremeyince, karşısında saf tutan Cebrail, Mikâil. Israfil ve Azrail aleyhimüsselâma dönecekler ve:

— Yâ Cebrail.. Bugün, hangi gündür? diye soracaklar ve:

— Yâ Resûlallah.. Bugün, hasret günüdür. Bugün, nedamet günüdür. Bugün, kıyâmet günüdür. Bugün, şefaat günüdür cevabını alacaklardır.

Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz, tekrar soracaktır:

— Nerede ümmetim? Yoksa, onları cehennemin kenarında bıraktın da bana mı geldin?

— Yâ Resûlallah.. Sana, cennetten burak, hulle-i keramet, kemer ve sancak getirdim, cevabını alınca:

— Ne burak, ne hulle, ne kemer ne tac istemem.. Illâ ümmetim.. Illâ ümmetim.. Bana, ümmetimden haber ver yâ Cebrail, buyuracaklardır.

— Yâ Resûlallah.. Senden evvel kimse haşrolmadı. Ilk haşrolunan sensin, diyince mübarek tâcı başlarına koyacaklar, cennet libasını giyecekler. kemeri kuşanacaklar ve buraka biner.

ken Cebrail aleyhisselâma:

— Ey kardeşim Cebrail, buyuracaklar. Nerede benim yar-1 garım? Nerede benim ashab-ü ensarım? Ebâ-Bekir nerede Omer nerede? Osman ve Ali nerede?

Habib-i edibinin bu arzu ve iştiyakı üzerine, Allahu zülcelâl bu dört sahabeyi de ihya buyuracak ve bu zevat-1 âliyye de cennetten burak ve cennet elbiseleri gönderilecektir. Hepsi de.

cennet elbiselerini giyecekler, gönderilen buraklara binecekler ve Resûl aleyhisselâmın huzuruna geleceklerdir. Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz, buraktan inerek secdeye kapanacaklar ve aglayarak:

— Ümmetim.. Ümmetim.. niyazı ile Rabbine yalvaracaklardır.

Allah celle, Habib-i edibinin bu niyazına da dayanamaya.

rak, İsrafil'e sûr'u üflemesini emr-i ferman buyuracaktır:

Sümme nüfiha fiyhi uhrâ fe-izâhüm kıyamün yanzurun...

Ez-Zümer: 68 (Sonra, sûr'a ikinci defa nefholunur. Bu sefer de hemen ayağa kalkıp bakışırlar ve ne olacak diye intizar ederler.)

Israfil, sûr'u ikinci defa üfleyince sema ile arz arası arı gibi vızıldayan insan ruhları ile dolar ve her ruh kendi cesedine sirer. Bütün mahlükat-ı ilâhiyye, dirilerek Allahu teâlâ'ya hesap vermek için mahşere sevkolunurlar.

Insanoğlu, kabrinden üç sınıf üzere kalkar:

1) Birinci sınıf, kabirlerinden kalktıklarında cennet bineklerini hazır bulurlar. Hakkın emriyle cennetten gönderilen cennet elbiselerini de giyerler ve cennet tamlarını hazır bularak memnun ve mesrur olurlar. Hizmetlerinde bulunan melikenin verdikleri müjdeler de. onları ayrıca mutlu kılar. Mahşere. böylece izzet ve ikram ile sevkolunurlar, arşın gölgesinde ve hamd sancağının altında ve server-i âlemin yakınında bulunurlar.

Bunlar hakkında melekler:

- İşte bu zevat-ı âli-kadr, dünyada iken Allahu teâlâ 'nin velileri olan müttekilerdir. Onlar için, korku ve mahzunluk yok.

tur. Arasat meydanı korku yeri olduğu halde, bunlar aslâ korkayacaklardır. Mahşer meydanı nedamet ve hayıflanma yeri olduğu halde, bunlar ne mahzun olacaklar, ne hayıflanacaklar, ne de başkaları gibi döğünüp ah-ü vah edeceklerdir. Çünkü, bunlar Rizayı Rahmana mazhar olmuşlar ve ebedi saadete ermişlerdir, diyeceklerdir.

2) İkinci sınıf günahkâr müslümanlardır ki, bunlar kabirlerinden çıplak olarak kalkacaklar, mahşer yerine yaya ve valın ayak, aç ve susuz olarak gideceklerdir.

3) Üçüncü sınıf, kâfirler ve fâcirlerdir. Bunlar, yılan gibi yüzleri üstünde sürünerek, meleklerin ateşten kamçılarının zoru ile mahşere sevk olunacaklardır.

Bu hainler, inatçı, zâlim, kibirli, küfründe ısrar eden, hak kelâmını dinlemeyen, aslâ nasihat kabul etmeyen, mü'minlere eziyyet ve cefa eden, Resûl aleyhisselâmı tahkir eden sefihlerdir ki, sürüne sürüne, kırbaç yiye yiye mahşer yerine varacaklardır. Bunlara tâbi olanlar, bu gibilerin keyiflerine hizmet eden zâlim ve kâfir uşakları da, bu uşaklıklarından dolayı aynı muameleye maruz kalacak ve aynı cezayı göreceklerdir.

İki günlük dünya hayatı için, iki lokma ekmek ve bir kemik parçası için böyle zalemeye uşaklık zilletine katlananlar da, o zâlim ve mütekebbir kâfirlerin ugradıkları cezaya düçar olunca, ah-ü vah edecekler amma ne fayda? Onların, iki günlük dünya hayatı için, para ile satın alınan o ahmakların, zâlimlerin zulüm ve küfürlerini idame ettirmek için yardakçılık edenlerin.

zâlim uşaklarının kıyâmette düşecekleri nedameti ve uğrayacakları korkunç azabı, Allah celle bu âyeti kerimelerle beyan buyurmaktadır:

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.