Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hükümdarlardan birisi. bütün ülkesine şövle bir ilânda bu lundu: - Bana, kim Hızır… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 201

Hükümdarlardan birisi. bütün ülkesine şövle bir ilânda bu lundu:

- Bana, kim Hızır aleyhisselâm'ı bulur ve getirirse o kimseyi en büyük mükâfatlarla taltif edecek, dilediği gibi memnun kılacağım..

Bu fevkalâde mühim bir mesele idi. Hızır aleyhisselâm'ı kim tanıyabilirdi? Tanıyabilen olsa bile, böyle bir vazifeyi üze.

rine alır mıydı"?

Söz, Hızır aleyhisselâm'dan açılmış iken, size ona dair bir fıkra daha anlatıvereyim:

Ehl-i islâmın şevketli devrinde. Yemen'de büyük alimler den Abdürrezzak hazretleri, bir mescitte ders veriyordu.. Et.

rafinda binlerce âlimler oturmuş, alâka ile takririni takip edi vorlardı. Aynı meclise. Hızır aleyhisselam da gelmişti. Hazır

bulunanlardan bir zat, dersi dinlemiyor ve oturduğu yerde uyukluyor görünüyordu. Hızır aleyhisselâm bu zata yaklaştı ve:

— Ne uyukluyorsun? dedi. Bu fırsatı ganimet bil, ders veren Abdürrezzak'tır, gözlerini dört aç da dinle.

O zat, gözlerini açtı, Hızır aleyhisselâm'a baktı ve tekrar gözlerini kapattı. Hızır aleyhisselâm, ikinci defa kendisini ikaz etti. O zat, tekrar gözlerini açtı, Hızır aleyhisselâm'a bir daha baktı ve yeniden gözlerini kapattı. Hızır aleyhisselâm, üçüncû defa ihtar etti:

— Sana uyuma diyorum, dedi. Ders veren Abdürrezzak hazretleridir. Gel, bu fırsatı kaçırma da dinle.

O zat, doğruldu ve Hızır aleyhisselâm'ın kulağına şunları fısıldadı:

— Siz, dersi Abdürrezzak'tan; biz ise doğrudan doğruya Rezzak-1 âlemden alıyoruz. Hem, sen benimle çok uğraşma;

senin Hızır olduğunu şu halka açıklayıverirsem. yakanı bunların ellerinden kurtaramazsın.

Hızır aleyhisselâm hem bu cevaba, hem de o zatın kendisini tanımasına şaştı, kaldı. Cenab-ı Hallâk-1 âleme niyazda bulundu:

— Yâ Rab.. Bana bildirdiğin isimler arasında bu zatın ismi yok. Bu zat kimdir?

Allahu sübhanehu ve teâlâ kendisine şöyle ilham buyurdu:

— Yâ Hızır.. Sana ancak sevdiklerimi bildirdim ve tanittım. O gördüğün kulum ise, beni sevenlerdendir. Beni sevenleri ise sana bildirmedim ve tanıtmadım:

Benim velilerim ve dostlarım;

ilmim ve örtüm tindadırlar. Onları, benden gayrı kimse bilmez tanıyamaz.

alve

Evet; biz Hızır aleyhisselâm'ın bulunup getirilmesini iste.

ven hükümdarın hikâyesine devam edelim:

Hızır aleyhisselâm'i bulmak, gerçekten çok zor ve mühim bir işti. Bazı veliler için, onu bulmak belki zor değildi ama. bu seçkin zevat da dünya menfaat ve mükâfatı içın onu hükümdara götürmeğe tevessül ve teşebbüs ederler miydi?

Bu ilânı ve mükâfatı duyan bir âlim, bu işi üzerine almayı düşündü. Bu zat, ilmine ve irfanına rağmen dünyadan hiç bir nasibi olmamıştı. çok fakirdi. Yıllarca okuduğu ilmin semeresini, dünya nimetlerinden elde edememişti. Acaba, Hızır alerhisselâm ı bulabilir miydi? Eğer, bulabilirse, alacağı mükâfatla ömrünün son demlerini rahatça geçirebilirdi. Bulamazsa.

hiç değilse verilen mühle içerisinde rahat eder. sonra da iş hükümdarın insafına kalırdı.

Bu mülâhazalarla. hükümdara müracaat ederek. Hızır aler' hisselâmı bulabileceğini arzetti. Hükümdar. kendisine:

…. Yapacağın bu vazife gayet mühimdir. Zira. ülkemde düzen voktur. Milletim, bir türlü rahat edememektedir. Bütün brzuklukları. Hızır alevhisselâmın vereceği nasihatlerle düzeltebilecegimizi umuyorum. Mülkümün bekası ve devamı, ancak mil letimin refah ve saadeti, rahat ve huzuru ile kaim re kabii olabilecektir. dedi.

Hızır aleyhisselâmı bulabileceğini vâ'deden alim zat:

.-- Bana. iki atla biraz para veriniz, dedi. Atın birisine kon dim bineceğim, diğerine de Hızır aleyhissclâmı bindireceğim.

Hükümdar da ona istediği iki atla bir heybe dolusu altın ve üç ay da mühlet verdi. Alim, bunları alarak huzurdan ayrıldı.

Hayvanları evinin ahırına çekti. Aldığı para ile de evini tamir ve tezyin ettirdi. Ferih. fahur ve dört başı mâ mur bir ha.

vat sürmege başladı.

Bu arada, secde-i Rahman'a kapanarak:

.- Yâ Rab.. Hızır kulun aramakla bulunmaz. biliyorum Ben, bu işi üzerime aldım amma, dünyada hıç gülmedim. Burca nimetlerinden hiç birisi bana nasip olmadı. Ben, buna da ra- _zıyım. Zira, sen bana ilim gibi bir hazine ihsan buyurmuşsun.

Fakat, evlâd-ü yalim bu hazinenin kıymetini bilmezler. Onlar.

dünya saadetini ancak parada. givecekte ve yiyecekte bilirler.

Işte bunun içindir ki, ben de bu işe cür'et ettim. Yâ Rab.. bu âciz kulunu mahcup etme.. Hızır aleyhisselâmı bana gönder de halk içinde rezil-rüsvav olmavayım. diye niyazda bulundu.

ağladı ve inledi.

Rahat ve güzel günler çabuk geçermiş derler, doğrudur.

Verilen üç aylık mühlet de âdeta göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçti. Mihnet ve meşakkat içinde bulunan bir hasta için.

gecelerin de ne kadar uzadığını. âşık ile mâ'şukun buluştukları gecelerin de ne kadar kısa geldiğini düşünecek olursak, bunu daha güzel değerlendirebiliriz. Insanın. herhangi bir sıkıntısı. hastalığı veya derdi olduğu zaman dakikalar saat. saatler gün günler hafta. haftalar, ay, aylar da seneler gibi uzun gelir. Buna mukabil neş'e ve sürur içinde geçen günler de senesi aj gibi.

ayları da hafta gibi, haftaları gün gibi, günleri saat gibi. saatleri dakika gibi çabucak gelir, geçerler.

Bunun içindir ki, sürur ve rahatlıkla yaşayan kâfirlere, fâ sıklara ve zâlimlere dünya hayatı çok kısa gelir. Hiç ummadıkları bir ânda cansız at, o korkunç tabut kapılarına geliverince apışır kalırlar. Halbuki, mü'minler için dünya hayatı. bir hapishane hayatı gibidir. Bundan dolayı onlara çok uzun görü nür. Aslında, geçen zaman her ikisi için de birdir. Şu var ki:

zamanlar, mekânlar, rütbeler, mevkiler, fâni saadetler ve fe lâketler hepsi izafidir, geçicidir. Bâki olan. salih ameller ve ebedi saadetlerdir. Insana lâzım olan, arkasında temiz bir isim ve şerefli bir nam bırakmaktır. Bırakacağı o iyi isim ve namla.

valnız kendilerini değil, çocuklarını ve torunlarını da şereflendirirler. Bunun aksi olarak kötü bir isim ve nam bırakanlar da.

hem kendileri mahcup ve perişan geçer giderler, hem de arkalarında bıraktıkları onun kirli isim ve namı ile ömürleri boyun ca utanırlar.

Verilen üç aylık mühletin nasıl gelip geçtigini bilemeyen o alim zat da, üç ay sonra Hızır aleyhisselâmı bulmaktan ümidini

keserek atlardan birisine bindi ve digerini de yedegine alarak.

sarayın yolunu tuttu.

Sarayda ise, Hızır aleyihsselâmı karşılamak için büyük bir hazırlık yapılıyordu. Gözcüler, Hızır aleyhisselâmı bulacağını vâ'deden zatın yalnız başına gelmekte olduğunu hükümdara haber vermişlerdi. Sultan, hiddetinden yerinde duramıyordu.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.