Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Halife Me'mûn, kendi aka'idine uymayan Ahmed Ibn-i Hanbel'i, ölünceye kadar dögmek üzere cellâda… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 3 · s. 164

Ümmetin yahudisi olmaları, zikr-i cehrilerinden değil;

alimler ile yersiz çekişmelere, gereksiz münakaşa ve münazaralara girişmelerinden ve bâtılı hak, dalâleti hidayet gibi göstermek istememelerindendir. Daha, hak ile bâtılı, hidayet ile da.

lâleti ayırdetmekten âciz bulundukları halde, hiçbir aslı ve esası olmayan, mesnedi ve müstenidi bulunmayan sualnameler düzenleyerek, bununla ögünen ve böbürlenen bu zavallilar;

kitabı, sünneti-Nebiyyi, içtihad-ı ulemâyı reddetmekle neler kaybettiklerinin bile farkında olamayacak kadar gaflet ve dalâlet içindedirler. Sapık inanç ve itikadları, şüphe ve kuruntudan ileri gitmeyen şahsî ve indî ictihadları ile kendilerini tarik-i-ebrârdan sayan bu cehennem yolcularına acımamak cidden elden gelmiyor. Fakat, ne çare? Kitabı, sünneti, ictihadı reddeden, din ve şeri'at namına işledikleri cinayetleri, Hak yolu, ebrâr tariki bilenler, elbette kâfirlerden daha ziyade dalâlet içindedirler ve böyle olanlar da elbette ehl-i-nâr olacaklardır.

Zikr-i ilâhinin cehrisi, hafisi şahsın erdigi menzile göre, birbirinden efdaldır. Bazıları için zikr-i cehri, bazıları için de.

zikr-i hafi efdaldır. Namaz, zikr-i ekberdir. Beş vakit namazın, üç vakti cehri, iki vakti de hafidir. Cuma ve bayram namazları da, cehri zikre tâbidir. Islâmiyyeti kabul eden bir kimse, zikr-i cehri yapmadan, onun islâmını kullar kabul etmezler. Belki, o zat kalben kabul ettiği islâm ile mü'min olur amma islâmını izhar ve zikr-i cehride bulunmaz ise, kendisine islâm olduğu halde kâfir muamelesi yapılır. Ona, islâm kızı verilmez, islâm kabristanına defnedilmez, cizyeden ve haraçtan kurtulamaz.

Bunun aksi olarak, zikr-i cehri yaptığı halde, kalben iyman etmeyenler de, her ne kadar kullar nazarında mü'min gibi görünürse de, indallah kâfirdir. Bu Hadis-i şerifte de, böyle zâhiren iyman etmiş görünen ve hakikatte iyman etmeyen, sofi kılığına giren, âlimler ile münaza'a edenlerin, iymansız olduklarını aleyhissalâtü vesselâm efendimiz açık açık haber vermektedir.

Buna binaen, Hazret-i Ahmed-er-Rüfâ'i kaddesallahu sırrahul-âli efendimiz. sâliklerini âlimler ile münaza a etmekten men'etmiş re:

— Ulemâ ile münaza'a etmeyiniz. Ulemâ ile münaza'anız.

ancak kelimat üzerinedir. Hakikatte berabersiniz, buyurmuşlardır. Bununla da iktifa etmemişler ve sâliklerine âlimlere ve fakihlere itaat ve riayet etmelerini de tenbih buyurmuşlardır.

Halbuki. bu beyannameleri yayınlayan cahil ve gafil.

EHL-İ-SÜNNET ALIMLERINE hitabetmekle, kendisinin ehl-i sünnetten hariç bulunduğunu iymâ etmektedir. Biz de, kendisinden soruyoruz:

— Efendi.. Mezhebin ve meşrebin nedir? Müntesib olduğun tarikatin pirinin RÛFÂ'i olduğunu söylüyorsun…. Rüfâ'iler, ehl-i sünnet vel-cemaattendirler. Hem Rüfâ'i olduğunu iddia etmene, hem de başka bir yolda bulunmana cidden ve hakikaten taaccub olunur.

Kur'an-ı kerimin süreleri başındaki huruf-u-mukatta'a.

risâlemizin başında da işaret olunduğu gibi müteşabihattandır. Kalplerinde maraz, yani şüphe ve kuruntu hastalığı bulunanların, müteşâbihat ile ugraşacaklarını, Allah celle hazretleri, Sûre-i Al-i-Imran'ın 6. âyetinde beyan buyurmakta ve bu gibilerin fitne kasdıyla te'vile gideceklerini de açıklamaktadır.

Te'vil, ancak Allah ve Resûlüne mahsustur. Bir de, Allah Resûlünün asabından bazılarına bu sırları talim ve tefhim buyurmuş oldukları, ehlince mâlumdur. Netekim, Huzeyfe'tül-Yemani radıyallahü anh-ül-bâri hazretleri de bu mazharivyete erişenlerdendir.

Sanki, bütün müşkilleri halle muvaffak olmuş gibi, ikinci beyannamede kâbe örtüsünün neden siyah renkte olduğu sorulmaktadır:

Kâbe-i-muazzamanın örtüsünün siyah olması, celâle işarettir. Medine-i münevvere'de Aleyhissalâtü vesselâm efendimiz hazretlerinin türbelerinin yeşil ile örtülmesi de cemale işarettir.

Allahü azim-üş-şânın yüce varlığını, kıt ve kısır idraki ile ihata edemeyenlere tekrarlamak gerekir ki, vücud hak ile kaimdir. Görünen mevcudat ise fânidir. Fâni olan şey Allah olamaz. Allahu sübhanehu ve teâlâ bâki ve ebedidir. Bu kâ'inatın vücudu, evvel ve âhiri vardır. Hak, evvel ve âhirden de münezzehtir.

Hallac-1-Mansur, Cüneyd-i-Bağdadi ve Yunus Emre gibi zevat-ı âli-kadr; âşık-ı billâh olup Allahu talâ'nın dostları ve velileridirler. Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebine sâlik olan sünniler, Ehl-i kıbleyi tekfir etmezler, edemezler, Kaldı ki, bu gibi kadri ve şânı yüce zevata dil uzatmazlar. Bu zevatın sözleri, kendi iradeleri tahtında da değildir. İradesi ile, bilerek ve düşünerek bu sözleri söyleyenler, islâm değillerdir. Onlar, Fira'- un gibidirler.

Mest olanların kelâmı kendinden gelmez veli, Pes enel-hak nice söyler, kişi mansur olmadan..

Sen bu zevat-ı âli-kadre bakarak, kendini de onlardan zan.

netme!..

Ey Nesseriya; eyne Süreyya!..

Onlara bakarak, kendini de onlardan zannedersen. bâtıl kıyas yapmış olursun. Sen ve ben, karınca kaptan gibiyiz. Hani, sığır çamura basmış ve işemiş ve bastığı yer sidikle dolmuş.

Nasılsa o bataklıkta bulunan bir karınca, can havliyle bir saman çöpüne sarılmış ve boğulmaktan kurtulmuş amma, bir yandan da avaz avaz bağırıyormuş.

- Duyduk, duymadık demeyin.. Dünyada ikinci tufan koptu. Canını kurtarmak isteyen gemime binsin..

Sığırın idrarını umman ve tufan, saman çöpünü gemi, kendisini de Nuh Nebi zanneden bu karınca gibi, sen de kendini Cüneyd-i Bağdadi, Beyazid-i Bestami ve Yunus Emre ile bir mi tutuyorsun? Böyle bir kıyas-ı bâtıl ile o biçare karıncadan da daha gülünç olduğunu neden fark edemiyorsun?

Alla'ha dayan, sâ'ye sarıl, hikmete râm ol;

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol..

Risâlemizin hacmi elvermediğinden bu kadarı ile iktifa ediyoruz. Tevfik ve hidayet, Allahu tealâ' dandır.

Hidayete tâbi ve tevfike mazhar olanlara selâm olsun..

Bu risâlemizi okuyan, okutan ve dinleyerek âmil olanlar, iki cihanda aziz olsunlar.. Kıyâmet günü, livâ-i hamd altında, civar-i Mustafa'da ve civar-ı Aliyyil-Mürteza'da ve civar-ı Ehl-i beyt-i Mustafa'da ve civar-1 ashab-ü ensar-i bâ-sefada iskân olunsunlar ve âb-ı Kevser-i Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellemin ve Haseneyn-il-ahseneynin yed-i mübareklerinden nûş eylesinler. Hayatımızda sihhatimize dua ve mematımızda ruhumuza Fatiha okuyanlar, Allahu tâlâ'nın nârından azad olsunlar ve feyz-ü kerem-i ilâhi ile cennete dahil ve Firdevs-i â'lâda Civar-ı Mustafa'da iskân olunsunlar.. Matlâb-ı âli olan cemalullah ile müşerref olsunlar.. Bi-hürmeti TÂ-HÂ ve YÂSİN ve bi-hürmeti AL-İ YASİN ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn Kabul-ün-niyaz El-Fatiha.

EL-hac IRŞÂD

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.