Paralarının, mallarının ve eşyalarının bu haklı sitemleri karşısında ne diyeceğini bilemeyen mağrur ve şımarık zengin.
iş işten geçtiğini farketmişti amma, artık tamire fırsat ve imkân da yoktu. Hazret-i Melek-ül-mevtin darbe-i-seyfini yedi ve olduğu yere yığılıp kaldı. Dünyada yaptıklarından hesaba çekilmek üzere âhiret diyarına gitti. Fakat, kazandıkları kendisine yâr olmadı ve onunla hiç birisi kabre girmedi.
Ey mü'min:
Kazandığın paranın haram mı, helâl mı olduğunu anlamak istersen o parayı sarfettiğin işlere ve yerlere bak.. Helâl olup olmadığını o zaman anlarsın.. Melekler, izn-i-ilâhi ile insan şekline girerler. Cebrail Aleyhisselâm, Efendimize Dıhye't-ül-Kelbi şeklinde görünmüştür. Lût'un kavmini helâk etmeğe memur edilen melekler, Hz. Lût'a gayet güzel delikanlılar şeklinde görünmüşlerdir. Lût Aleyhisselâm, onları beni- Ademden sanmış ve kavminin şerrinden korumak için evinde saklamıştı. Kavmi, evinde delikanlılar sakladığını haber alınca, Hz. Lût'un evine hücum ettiler. O zaman, melekler Lût Aleyhisselâma:
— Biz insan değil, Rabbil-âlemiyn'in melekleriyiz. Kavminin mücrimlerini helâk etmeğe geldik dediler, ki bu vak'ayı Kur'an-ı Kerim böylece haber vermektedir.
Buharî ve Müslim adlarındaki Hadis kitaplarında da, meleklerin insan şeklinde göründükleri defaat ile yazılıdır.
Bedir harbinde, müslümanlara yardıma gelen melekler, insan şeklinde görünmüşlerdi. Onun için kimseyi incitme.. Bakarsın, incittiğin bir melek veya Allahu tâlâ'nın bir sevgilisi olabilir. Allahu tâlâ'nın sevgililerini incitenler, Allahu sübhanehu ve teâlâ'yı incitmiş olurlar.
Ölüme namzet olan kimse, ölüm ânında boğazı hırıldar ve yüzü kızararak dudakları mosmor olursa, azaba müstehak olduğuna alâmettir.
Eger, hali sâkin olur ve dili kelime-i şehadeti söylerse, kalben Allahu teâlâ'ya hüsn-ü-zanda bulunursa, bu hal hüsn-ü hâtimeye delâlet eder. Böylelerinin alınları ince ince, terler, gözlerinden hafif hafif yaşlar akar, dudaklarında bir nevi kuruluk belirir, yüzü sararır ve yüzü sağ tarafa dönük olursa..
bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir.
Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mevt o zatın ruhunu ağzından almak üzere yaklaşır. Fakat, o zatın ettiği zikirler, Melek-ül-mevte hitaben:
— Yâ melek.. Sana buradan ruhu kabzetmeğe yol yoktur.
Zira, bu ağız Rabbini zikretmiştir, derler ve yol vermezler..
— Melek-ül-mevt, Rabbil-âlemiyne niyaz ederek:
— Ağzından ruhunu alamadım, ne yapayım yâ Rab! diye sorar.
Başka bir uzvundan kabzeylemesi em-rü ferman olunur.
Bu defa, Melek-ül-mevt ölmek üzere bulunan zatın elinden ruhunu kabzetmek ister ve el de kendisine şöyle hitap eder:
— Sana, buradan da yol yoktur. Bu zatın ruhunu elinden de kabzedemezsin. Zira, bu eller yetim başı okşamıştır, ilim yazmıştır. Allah yoluna kılıç vurmuştur, der.
Melek-ül-mevt âciz kalır ve tekrar ne yapacağını istizan eder. Başka bir cihetinden kabzeylemesi emr-ü-ferman olunur.
Melek-ül-mevt, o mü'minin ruhunu ayağından kabzetmek üzere yaklaşır, ayak kendisine şöyle hitap eder:
- Bu mü'min, bu ayakları ile yürüyerek cemaate gitti.
Hasta ziyaret etti, ilim ve zikir meclislerine gitti; der.
Melek-ul-mevt, kulağından ruhunu kabzetmege teşebbüs eder. Fakat bu defa da kulak kendisine mâni olur:
— Sana buradan da yol yoktur. Bu mü'min, bu kulaklariyle Kur'an ve zikir dinledi, der.
Gözlerinden kabzetmeğe teşebbüs eder, bu defa da gözler kendisine hitap ederek:
— Bu mü'min bu gözlerle mushafa nazar etti, okudu ve mukaddes kitabımızı hatmetti. Mahlükata ibret gözü ile baktı, der.
Melek-ül-mevt, Allahu teâlâ'ya niyazda bulunur.
— Yâ Rab.. Bu kulunun bütün azaları bana galip geldiler.
Ruhu teslim etmiyorlar. Nasıl kabzedeyim?
Işte, bunun üzerine hitab-ı-izzet vârid olur:
— Yâ Azrail.. Avucuna benim ismimi yaz, o mü'min kuluma göster..
Azrail Aleyhisselâm, emri ilâhiyi yerine getirir ve ismullahı avucunun içine yazarak o mü'mine gösterir. Mü'min, o ismi görünce sevinir ve Allahu tâlâ'nın isminin berekâtı ile ruhunu teslim eder.
İşte mü'mine ikram.. Işte mü'minin son nefeste erdiği ilâhî lûtfu kerem.. Işin başı iymanda, ihlâsta.. Ne hal üzere yaşarsan, öyle ölürsün…. Nasıl ölürsen, öyle haşrolursun.. En büyük ni'met, iymandır. En büyük saadet, islâmdır. İymanını, islâmını kaybeden, her şeyini kaybeder.