Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hafız Esad Gerede, güzel sesli bir hafız idi. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 500

Hafız Esad Gerede, güzel sesli bir hafız idi. Genç; yaşında hakka yürüdü. Hafız arkadaşlarından biri, rüyasında görüp:

— Rabbin sana ne muamele etti? diye sorduğunda,

— Aman Kur'an okuyun! Rabbim, beni Kur'an okuduğum için affedip, cennetine koydu dediğini, Sofular imamı hafız Hacı Ali efendiden işittim. Bu Esad efendi benim de arkadaşım idi. Zamanımızın meşhur okuyucularından idi rahmetullahı.aleyh.

Ey mü'min!

Mushafı şerif, yüz on dört sûrei-şeriftir. Otuz cüzdür.

Bir cüz'ü dörder hizıftır. Cem'an yüz yirmi hizıf olur. Altı bin altı yüz altmış altı âyettir. Bin adedi vaad, yani müjde, bin adedi vaid, yani korkutucu, bin âyeti emir, bin âyeti nehiydir. Bin âyeti misaller ve ibretler beyanında, bin âyeti haberler ve kıssalar beyanındadır. Beş yüzü helâl ve haramı beyan eder. Yüzü, tesbih ve dua beyanındadır. Altmış altısı nâsih ve mensuh beyanındadır.

On dört secde âyeti vardır. Tefsiri Begaviyde zikr olunduğuna göre: Altı bin altı yüz altmış altı âyette, doksan dokuz bin altı yüz otuz altı kelime vardır. Üç yüz yirmi üç bin altı yüz yetmiş bir harf vardır. Elli altı bin yetmiş iki elif. On bir bin dört yüz yirmi sekiz Be, on bin yüz yetmiş. yedi Te, bin iki yüz yetmiş altı Se, üç bin iki yüz yetmiş üç Cim harfi

ve 3773-Ha, 2426-H1, 5642-Dal, 4699-Zel harfi ve 11673-R1, 1570-Ze, 5800-Sin, 2253-Şın, 2013-Sad, 1707-Dad ve 1270-Tı, 842-Z1, 9220-Ayn, 2220-Gayn, ve 8499-Fe, 6813-Kaf, 7500-Kef, 30432-Lâm, 26135-Mim, 26560-Nun, 25136-Vav, 19070-He ve 4720-Lâmelif, 25719-Ye harfidir.

Işte, bir kimse namazda Kur'anı-kerimi hatim ederse, her harfini okuyana ve dinleyene ne miktar sevap verildiğini Resûl aleyhisselâmın haber verdiğini söylemiştik. Hak teâlâ okumayı ve dinlemeği nasibi müyesser eylesin! Amin bi-hürmeti-seyyidil-mürselin.

Bir kimse, namazda Kuranı hatim indirirse, ister dinleyerek ister okuyarak her harfine verilen yüz sevap olduğuna göre, alacağı hasanat: Otuz iki milyon üç yüz altmış yedi bin yüz hasenedir.

Bir kimse, abdestli olarak Kur'anı okur ve yahut dinlerse, her harfine elli hasene verildigine göre, on altı milyon yüz seksen üç bin beş yüz elli hasene alır.

Bir kimse, abdestsiz olarak ezberden Kur'an okusa veyahut dinleyerek hatim etse, her harfine yirmi beş sevap aldığına göre, aldığı sevap sekiz milyon doksan bir bin yedi yüz yetmjş beş haseneye nail olacaktır.

Kur'anı-kerimi abdestsiz olarak okuması caiz olup, kitabı-kerim abdestsiz tutulmaz. Cünüb olarak ne okunur, ne de kitabı âzize cl vurulur. Cünüp olarak dinlenmesi caizdir.

Velâkin, mü'min cünüb gezmez. Cünüb olduğumuzda hemen yıkanmak lâzımdır. Allah celle Kur'anında: «Cünüb olduğunuzda vakit geçirmeden yıkanın, temizlenin,» diyor.

Kur'an okuyanın, hatim indirenin ve hatim indirtenin ne kadar büyük ecre nail olduğunu bildirdim. Efendimiz: «Ümmetimin en şereflileri, hâmili Kur'an olandır.» buyurması, hafız olanlara yahut Kur'an okuma nimetine nail olanlara. ne büyük bir şereftir.

Ey hafız-1-kur'an kardeşim! Ey Kur'anı okuma nimetine erişen hâk yoldaşım! Sana müjdeler olsun! Erdiğin nimeti gördün mü? Işte, miraçta, Efendimize sûrei-Bakaranın sonu

«Amener-Resûlü» bilâvasıta nâzil olup ve nice iltifatı Rabbani zuhura gelmiştir. Efendimiz: (Rabbim Miraçta bana doksan bin kelimât ile hitap etti. Otuz binini ehline, otuz binini herkese, diğer otuz bini ise benim ile Rabbim arasındadır)

huyurdular. Otuz bin kelâmı her ümmetine bildirdi. Otuz binini ehline bildirdi ki, bu zevat: Eha Bekir, Ömer, Osman,

Ali, Saad, Said Abdurrahman ibni Cerrah, Talha, Zübeyr, Eba-Saidil-hudri, Eba-Derda, Hüzeyfetül Yemani, Selman, Eba Hüreyre ve Îbni Abbas gibi zevatı âli-kadirdir. (Rıdvanullahi aleyhim ecmain.)

Allah teâlâ; Habibi edibine: «Ya Ahmed! Ya Resûlüm sen cenuetime girmeden diğer peygamberleri koymayacağım. Enbiyayı mürseline haramdır. Tâ ki sen cennete girmoyince diğer ümmetlere de haramdır. Tâ ki senin ümmetin cennetime girmeyince... Yani, sen ve senin ümmetin evvelâ connetime girecek sonra diğer peygamberler ve ümmetleri girecekler.»

Rivayet olundu ki...

Musa aleyhisselâm münacâtında: «Yarabbi! Tevratta bir ümmet vasf etmişsin. Onların kalpleri üzere nûr var. Sanki yıldızlar nûru gibi. Toprağı, onlara temiz kıldın. Bu kavim sana cemaatle ibadet ederler. Bunların, her namazına yetmiş namaz sevabı verilir. Bu kavim senede bir ay oruç tutarlar.

Hiç günahları kalmaz. Bu ümmet senin yolunda, senin dinin için savaşırlar. Hep günahları mağfur olur. Bu ümmet için beytullahı tavaf ederler diyorsun ve bu tavalarına mukabil onları günahlardan pâk ve tâhir kılacağını vaad buyuruyorsun. Bu ümmet, kıyamette haşr olduklarında bunların başından cevherler ve inciler dökülüp nûrlar içinde haşr olacağını bildiriyorsun. Bu ümmetin cebeli Tehâme kadar günahları olsa, ulema meclisine varıp oturmakla, ders dinlemekle günahlarını affedeceğini bildiriyorsun. Bu ümmetin, bir sevabına en azından on hasene; bir günahına, bir günah yazılıyormuş. Bu ümmetin, son ümmet olup, cennete her ümmetten evvel gireceklermiş. Bu ümmet, hangi ümmettir? Bu ümmeti bana nasip eyle, ben bu ümmete peygamber olayım! dediğinde:

— Ya Musa! O ümmet, ümmeti-Muhammeddir, cevabı verildi.

— Yarabbi! Ne sebep ile bu zevata bu muameleyi yapıyorsun? Hangi kerametten dolayı bu rıf'âte eriştiler? dediğinde Allahu teâlâ:

— Ya Musa! Onların, yani o kavmin Nebisi sevgili Muhammedimdir. O sebeple, bu ümmeti bu rif'âte eriştirdim. Muhammedim hürmetinedir. Yâ Musa! Seni, insanlar üzere seçtim. Seni, kelâmım ve risâletimle şerefyap ettim. Sen, bana şükür edicilerden ol! diye buyurduğunda Musa aleyhisselâm:

- Yarabbi! Mademki, o kavmi bana ümmet olarak vermedin, hiç olmazsa beni o kavimden eyle! dediğinde Allahu teâlâ:.

— Ya kelimim! Bu temennin olmaz. Zira, onlar son ümmettir. Ama, istersen sana onların sesini işittireyim dedi. Hz.

Musa:

— Seslerini işitmegi arzu ederim! dediginde cenabı-kadiri-kayyum:

— Ya Ümmeti Muhammed! diye nida ettiğinde; ana rahminde, baba sulbünde olan bütün ümmeti Muhammed bu dâveti ilâhiyyeye karşı «Lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk.» dediklerinde Allahu teâlâ bu icabeti, şeairi hacdan kıldı. Yani haccın farzlarından biri de telbiyyedir. İşte bu telbiyyenin sebebi budur.

Ne mutlu hazreti Resûlü-ekreme ümmet olana!

Yarabbi! bizi ümmeti Muhammed getirdiğin gibi, ümmeti Muhammed olarak yaşat ve Ummeti Muhammed olarak ruhumuzu kabz eyle! İşte Miraç. İşte miraçta olan hakkın bize ikraml.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.