Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Nemrud'un helâk olması yaklaştı. — 3. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 431

Ebâ-Cehil, ve süfehâ gürûhu, hemen Resûlüllahın karşısına geldiler. Ebâ-Cehil, alaylı bir vaziyette: «Ya Muhammed!

Sen, hakikaten peygamber misin?» dedi. Cenabı fâhri-risâlet de, Ebâ-Cehilin bu sorusuna ciddi ve vakur: «Evet! Ben Resûlüm. Ben Nebiyyim» buyurduklarında o gürûhu süfehâ, alay ve istihzaya başladılar, küstahlaştılar: «Sen nasıl peygamber olabilirsin? Sen, bir yetimsin. Mektebe gitmedin, hoca görmedin; seni, Eba-Tâlip büyüttü, onun yetimi ve garibisin. Bu garip ve yetimliğine bakmadan; haddini bilmeden, nasıl peygamberliğe kalkıyorsun? Böyle bir dâvaya kalkıp, kendini bizimle beraber görmeğe, belki de bize baş olmak niyetindesin. Bu dâvadan, bu sevdadan vazgeç! Eğer, peygamberlik gelse, böyle bir teklif vâki olsa; bana gelmesi, yahut benim emsâlim olan Utbe'ye, Ubey ibni Hâlef'e gelmesi lâzun. Bak; onlar da benim gibi okumuş yazmış kimseler! Onlar da, kavmin ileri gelenleri. Onların da, benim gibi köleleri hizmetçileri, malları, mülkleri, arazi ve ahbapları var. Hani senin ashabın, malın, mülkün nerede? Bak, benim arkamdaki ahbaplarıma, yâranıma!. Yârânımın hepsi zengin, hepsi, kavmimizin ileri gelenleri, senin başına toplanan bir çok kimse var ama, onlar benim ahbaplarım gibi zengin, münevver kişiler değil! Köleler, deve çobanları. Bizim artıklarımızla geçinen, bizlere hizmet gören hizmetçilerimiz. Senin başına toplanan bu kavmin erzelleri.. Benimle olanlar da bu kavmin azizleri, zengin kişileri, bu dâvadan vaz geç!»

Nasıl olur? Bu köle ve hizmetçilerle, bu köylü gürûhu ile beraber iyman edip bir mecliste oturabiliriz? Buna imkân var mı? Biz; kavmin ileri gelenleri, ulularıyız. Sana iyman edenler ise, kavmin fakirleri, köleleri deyip bir takım kalp kırıcı ve mantıksız sözlerle, Resüller Resûlünün kâlbi-pâk-i- Ahmediyelerini incitip def'olup gittiler.

Bu gürûhun arkasından, yine Ebâ-Cehilin delâlet arkadaşlarından, küfr-ü-inat yoldaşlarından, Übey Ibni Hâlef kâfiri. bir gürûh sefih kişilerle gelip onlar da Efendimize

Ebâ-Cehil gibi bir takım mantıksız sözlerle tecavüz edip: «Yâ- Muhammed! Sen, nasıl Nebi olursun?» gibi sözlerle Efendimizi incitip def'olup gittiler. Bunları takiben Velid İbni Mugiyre ve diger Kureys kavminin küfr-ü-inat, fıskı-fesat, delâlette olan uluları, birbirini takiben efendimize kuruyası dilleri ile cevrü-cefa edip def' olup gidiyorlardı.

Sanki, birbirleri ile sözleşmişlerdi. Hepsi gelip, Resûlüefham Efendimize bu yolda taarruz ediyorlar, çekilip gidiyorlardı.

Bu mantıksız tecavüzler, Resüller Resûlünü çok, ama pek çok üzmüştü. Bunlar, ne ânud kişilerdi, Yetimlik, fakirlik nübüvvete mâni mi olurdu? Hele, mektep, medrese, hoca, ustad görmeden, getirdiği bu Kur'anı-azimi hangi okumuş hangi görmüş kişi getirebilecekti? Okuma ve yazma, mektep medrese görmeden bu Kur'anın nüzülü bir mûcize idi.

Onları necâta, felâha, insanliga, cennete, Allaha çagıran bu Allah dâvetçisine, bu münciye, bu kurtarıcıya yaptıkları bu saygısızlık, bu istihza, bu küstahlık son haddini bulmuştu.

Resûl, ne demek? Nebiyliğin ne olduğunu bilmeyen yahut kasden inkâr eyleyen bu inatçı hasedciler; hükümdarlık, kabile reisliği ile nübüvveti karıştırıyorlardı. Hükümdarlara lâzım olacak sıfatları Nebiy aleyhisselâmda arıyorlar veya kasden bü inkâra gidiyorlardı. Yetim, büyümek, anasız ve babasız yetişmek, insanın elinde mi idi? Bunun, Nebiy olmak bakımından ne gibi mahzuru vardı? Hz. Adem'in ana ve babası mı vardı? Âdem aleyhisselâm, Nebiy ve Resûl değil mi idi? İsa aleyhisselâtu vesselâm efendimizin de anası olup, babası yoktu. O da Resûl ve Nebi idi.

Kudretullah ile Adem'in hilkatiyyeti üzre yaradılmıştı.

Dar görüşlü kişiler «Allahı biliyoruz!» deyip, bilmeyen, Allehinher gie h garolerden bir geyip «babasiz eyi uk minmaz!» deyip o pâkize, Imran kızı Hz. Meryem'e çirkin bir sıfat ile iftira ve Allah'ın lânetine uğramışlar; gördükleri mûcizât ki, gün gibi âşikâr iken, bu inatlarından vaz geçmemişlerdir.

Bu mûcizat, şöyle cereyan etmişti:

Hz. Meryem; yıkanmak veya çamaşır değiştirmek için, kendisi ile ailesi arasına perde çekmiş, perde arkasına geçtiginde Cebrail aleyhisselâm Meryem'in yanına gelmişti.

Allah tarafından emir olunup Âl-i Imrân sûresi: 45 Dikkat; meleklerde erkeklik ve dişilik, yemek ve içmek yoktur.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.

Nemrud'un helâk olması yaklaştı. — 3. bölüm — Menâkıbnâme — tarikat.org