Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Sultan Mahmudu Gaznevi, Hindistan'daki Türk Imparatorlugu padişahlarından biridir. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 313

Ayaz'ın oda kapısı kırıldı. Hasedler, birbirini çiğneyerek içeri girdiler. Yerde eski bir hasır, bir post, duvarda ise bir değnek, bir kepenek ve bir çift çarık asılı idi. «Yere gömmüştür» diyerek, döşemenin altını üstüne getirdiler, fakat hazineye ait bir tek şey bulamadılar. Hepsi mahcûp ve rezil olup yüzleri kızararak dışarı çıktılar. Yüzlerinin kızarması, mahçup olmaları bile kendilerinde bir insanlık hasleti, bir hâyâ alâmeti olduğunu gösteriyordu. Zira, öyleleri vardır ki, böyle durumlara düşüklerinde utanç bile duymazlar.

Ayaz, saraya döndüğü vakit, odasının kapısının kırıldığı ve içerisinin alt üst olduğunu hayretle gördü. Sultanın emri ile olduğunu söylediklerinde memnuniyetini izhar eyledi. Sultan, Ayaz'ı huzuruna aldı, kendisinden özür diledi. «Ayaz! Senin kapını kırmakla, senin hasedlerinin başını kırdım. Kapını açmasa idim, onların dili tutulmayacaktı» dediğinde, «Aman sultanım! Allahın kulunu, sultanın bendesini, şeyhin müridini, hocanın talebesini imtihan etmesi lâyıktır. Kulun Allahı, bendenin sultanı, talebenin hocayı, müridin mürşidini imtihan eylemege kalkışması küstahlıktır. Odamın degil kalbimin kapısını kırın, içini arayın, sizden başkasına muhabbed bulamayacaksınız. Nerede kaldı oraya cevher, dünyayı sığdırayım»

dediğinde, Sultan; «Ayaz! Sana bir şey soracağım. Duvara çoban değneği, çarık ve kepenek asmışsın. Bunların mânâları nedir?» dedi. «Sultanım! Bunlar sizce malûmdur. Saraya intisab etmezden evvel kepenekli çarıklı bir çoban idim. Siz bana selâhiyyet verdikçe nefsim kabarıyordu. Ben her akşam nefsime: «Sakın kibirlenme! Sen bir çoban oğlu çobansın! Sultandan yüz buldun diye çobanlığını unutma! Bak işte çarığın, kepeneğin, değneğin» diye nefsimi bununla ıslaha çalışırdım»

dedi.

Bu kıssayı iyi anlatmaya çalışsak ciltlerle kitap olur. Bu kadarla kifayet eyledik. Herkes, istidadı kadar anlasın. Şu kadarını söyliyeyim: Bu kıssa, Allah ile bir velinin arasındaki naz ve niyazı, Allahın veliye, velinin Allaha olan muhabbetini bildırmektedır. Dünyaya ve ahıret saadetıne sebep olacak bır kıssadır. Oku; Tekrar, tekrar oku. Kışırda kabugunda hıkayenın zahırınde kalma, hısse al. Ayazın bu davranışı sana bu önderdir. Nerede olursan ol, haddini bil aslını unutma. Butur dünyanın anahtarları sana verilse, Cihana Süleyman aleyhigselâm gibi hükmetsen, kulluğunu unutma senden ve herkesten büyük, kudretli olan Allahı unutma.

Ey gafil uyan! Rihleti nâgâhı unutma!

Yol korkuludur. Korkusu çok râhı unutma!

Mağrur oluber devleti dünyayı deniye, Sakın yitirip dinini Allahı unutma!...

Sen, kendini ne zannetmektesin? Babandan kalan mallara mı yoksa iskemlene, mevkiine mi güveniyorsun? Âriyet olan rütbene mi dayanıyorsun? Babandan kalan malın, ilk sahibeleri dirilmiş olsalar, sen de baban da o maldan bir hisseyi zor alırsınız. Sizi, hemen kapı dışarı ederler. İskemlenin ilk sahibi dirilse, kendinden sonra gelenlerin hepsi ayakta kalır.

Rütbeni yakında soyunacaksın. Musâlla da rütben okunmaz.

«Er kişi niyetine» derler. Ne mutlu «er» olabilene! Zira, ER- LIK bıyıkla, sakalla değil, erkek diye ona derler ki; mal, rütbe, kasa, evlât, o kişiyi zikri ilâhîden alıkoyamaz. Allah için herşeyi, her menfaatini terk eden erkektir. Namazunı kılan, zekâtını veren Allahtan başka, Resülden gayri, hak için, hak yolunda kimseden korkmayan erkektir.

Malına güvenme bir kıvıleım kâfi gelir. İskemleye dayanma, birgün altından alırlar. Nice kişileri o iskemle aldattı.

Mahkeme kadıya mülk olmadı. Han'a inen, handa kalmadı.

Yolcu yolunda gerek.

Işte bu sırrı Kur'andır, Küllü men aleyha fândır.

Iki kapılı bir handır, Konan geçer, karar olmaz...

Allaha güven, ona dayan! Uzun yollara seyahat var. Korkulu geçitlerden geçeceksin. Yollar korkulu, bu yollarda kendine azık al, kendine bir dost ara, bul! Allahı unutma! Güneş dogmadan para kazanmak için yollara düşüyorsun. Bu kazandığını ya yemek nasip olacak, yahud olmayacak. Elbette, çalışacaksın! Helâl lokma arayacaksın! Alın terin ile kazanacaksın. Şerefli insan, çalışır, kazanır, yedirir, giydirir. Hayırlı insandan hayvanlar bile fayda görür. Yüzsüz, arsız, tufeyli müslüman olmaz. Yüzsüzlük ve arsızlık, hayâsızlıktır. Hâyâ ise, imandandır. Hâyâsı olmayanın iymanı yoktur.

Müslüman, namuslu olur. Eline, diline, beline sâhib olur.

Müslüman, vakarlı olur. Nâmerde el açmaz. Yer, ve yedirir, bazan yemez, yedirir. Giyer, giydirir. Bazen giymez giydirir.

Müslüman temiz olur. Kalbinde Allah korkusu ve Allah sevgisi, peygamber aşkı bulunur. Zahiri temiz, bâtını temiz olur.

Dili gıybetten, küfürden, seb'den lâf taşımakdan, yalandan, dünya ve âhirete yaramaz sözden, acı kelâmdan berî olur. Dili Kur'an ile, tevhid ile, zikrullâh ile nurlu olur. Her sözü ile nâsı irşâd eder. Her ahvali, akvali insanlara ibret ve misal olur. Müslüman, intizamlı, çalışkan olur. Doğru olur.

Ey erken saatlerde dünya için çalışanlar! Bu çalıştığınız geçici dünya için. Ebedi âhiret için neden çalışmıyorsunuz?

Bir gün, yine gün doğacak, velâkin senin cansız ceşedinin üzerine fâni için kazandığın kalacak. Ahiret için kazandığın ise seninle gidecektir. Burada bırakacağın, düşmanlarına taksim olacak olan bu mallar bu paralar için ne kadar harissin. Seninle gidecek, seninle kalacak olan âmâli, âhirete ise ne kadar tenbelsin. Halbuki, orada baki kalacaksın. «İymanımı kurtarayım» diye bile içine bir korku düşmemiş.

Saidil-Hudri radiyellahu anh: «Bir kimse, iymansız gidersem ben ne yaparım? diye bir korku duymazsa o kimse iymansız ölür.» diyor. Hadis-i kudsî'de Allah: «Dünyada benden korkanı, âhirette ben, korkutmam!» buyuruyor. Dünya hevesi ve nefsin için kaç gece uykunu terk ettin. Bir çok geceler uyku uyumadın. Rabbin rızası, Allah sevgisi, Allah korkusu ile kaç gece, uykunu terk eyledin! Bir düşün; yetmiş sene yaşasan, yüz onaltı bayram namazı kılarsın. Hepsi sayılıdır. Resul aleyhısselamın gece ıbadet etmekden ayakları şışmıştı.

Senin ise, uykudan gözlerin şişiyor. Çok uyuma! Yakında büyük, uzun uykulara yatacaksın. O uzun uyku gelmeden evvel fazla uyuma!..

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.