Hz. Osman radiyellahu anh efendimiz; li-hikmetin, bir ramazan fıtrasını fukaraya, bayram namazından sonra verdi.
Resûl aleyhisselâma gelip, fıtrasını bayram namazından sonra verebildigini söyleyince, Efendimiz: «Ey Osman! Bu zamanda verdiğin fıtra ile birlikte bir de köle âzâd etsen, yine de bayram namazından evvel vereceğin fitrenin sevabina nail olamazsın.» dediler. Buna binaen, fitreyi bayram namazından evvel vermelidir.
Ramazanda her ibadet böyledir. Bayramdan evvel verilen bcş küruş sadaka, ramazana hürmeten beş lira sayılır.
Bayramdan sonra verilen beş kuruş ise elli kuruş sayılır. Defteri âmale oylece yazılır. Ramazanda bire yüz, ramazandan sonra bire on'dur. Allah dilerse kat kat ecirler, sevaplar yazar.
Bayramda müslümanların yapacağı vazifeler şunlardır:
Hamama gidip gusül etmek, yahud evinde yıkanmak. Yeni, yahut temiz elbise giymek. Camiye giderken, güzel kokular sürünmek. Tekbir getirerek camıye gitmek. Ramazan bayramı ise, camiye giderken imsakten sonra tatlı bir şey yemek. Kurban bayramında ise, hiç bir şey yemeyip, namazdan sonra, kurban eti ile iftar etmek lâzımdır. Böyle yapmak sünnettir.
Ramazan bayramı ise, camiye giderken mutlaka tatlı bir şey yemek lâzımdır. Bayram namazı niyetine evden çıktığında yüksek sesle tekbir etmek lâzımdır. Bu, cerhen olacaktır. Fakat beldemiz de, yüksek sesle, cerhen tekbir etmek âdet olmadığından, tekbiri kendi duyacağımız şekilde getirmek lâzımdır. Mümkünse, bayram namazı için camiye gittiğimiz yol ile döndüğümüz yol başka olmalıdır. Zira, yerler, toprak ve taşlar, yevmi kıyamette bizler için şahidlik edeceği, haberlerde varid olmuştur. Ziyaretlere biraz geç başlamak, hattâ bayramın birinci günü öğleden sonra, ikinci ve üçüncü günleri ise, sabah ondan sonra başlamalı. Yemek vakitlerinde ziyaret edecegimiz hane sahiplerini iz'aç ve rahatsız etmemeliyiz. Tabiî, bu ziyaretlerde bulunmak keyfiyeti ziyaret edilecek kimselerin uzaklığı, yakınlığına bağlıdır. Ziyaretlerde, çok fazla oturmamak, ziyarete gittigi haneye, eli bog gitmemek, ufak da olsa bir hediye götürmek, ve bir yeşil yaprakla da olsa mutlaka hane sahibinin muhabbetini kazanmalıdır.
Dargınların barışması lâzımdır. Ana ve babalarımız öldü iscler, onların sevdiklerini ziyaret şarttır. Böyle yapmakla, onların hâtıralarına hürmet edip, onların ruhlarını şâd etmiş oluruz. Hocalarımızı, hısım akrabayı ziyaret etmek her halde lâzımdır. Uzakta iseler mektup ve tebrik kartları ile hatırlarını sormak, bayramlarını tebrik etmck âdâbı-islâmiyyedendir. Ölmüşlerimizin kabirlerini ziyaret etmek, ziyaret esnasında onların hâtıralarını anmak, sağlıkta oldukları gibi kabirlerinin yanlarında oturup, bir miktar Kur'ân okuyup, akıbetimizi düşünmek, yakın bir zamanda bizleri de buraya getirip, 'mâlimizle başbaşa kalacağımızı tefekkür etmemiz lâzımdır. Kabirlerin üzerindeki otları koparmamalıdır. Zira.
bu otlar, Allahı zikr eder. Bunların bu zikrinin, kabirde yatanlara faydası vardır.
Kadınlarımızın, yalnız başına kabristana varmaları caiz değildir. Birkaç hanım bir araya gelip kabirleri ziyarete gidebilir. Ölülerimizin ruhları için sadaka verip, Allah rızasını tahsil ederek hasıl olan ecir ve sevabını ruhlarına bağışlayıp, ölülerimizin ruhlarını şâd etmemiz lâzımdır. Hele, yapılan bu hayırlar, bayram ve cuma günlerinde olursa, hasıl olan sevab dil ile tarif edilemez. Ramazan bayramında bir kimse, baba ve anasının kabrini ziyarete gitse, her adımına bir hasene yazılır.
Ana, babası sağ iseler; yahud ikisinden birisi sağ ise;
ellerini öpüp, gönüllerini alıp, onlara ihsan etse, alınlarından öpüp ikrâm etse, Allah böyle yapan evlada cennetini ihsan ve ikram eder. Ana ve babasına karsı, bu hakları yerine getirmez ise, bu nimeti-ilâhiyyeden Allah o evlâdı mahrum edip, nârina atar.
Bayram günü, bir kimse fakire ikram ve ihsan etse, Allah da ona ikram ve ihsan eder. Bir kimse, böyle bir bayramgününde kapısına gelen, kendisinden yardım talep eden bir fakiri mahrum etse, Allah o kimseyi nimetinden mahrum eder, ona âhirette merhamet nazarı ile nazar edip afvı mağfiretine lâyık kılmaz.
Bir kimse, bayram gününde bir fakirin canı istedigi bir yemegi pışirip ona yedirse, Allah celle hazretleri fakire ikrâm eden o kimseye, yarın âhiret gününde yakut ve inci ilt süslenmiş bir saray hediye eder, cennet nimetleri ile o kimseyi nimetlendirip kendisine in'âmı ihsanda bulunur.
Bir kimse, bayram namazını kılıp, mescidden çıktıktan sonra, ramazandan evvelki kötü âdetlerine dönmeyerek, ramazanda aldığı ahlâk-ı islâmiye üzre temiz bir mümin olarak hareket ederse, günahlarından anadan doğduğu gün gibi tertemiz olur. Mescidden evine gelinceye kadar da her adımına on hasene yazılır.
Bir kimse, bayram günü bir fenalık yapar ise; Allah o kuluna hitaben: «Seni, ramazanım hürmetine affettim, suçlarını bağışladım; nârımdan âzâd ettim. Benden utanmadan nasıl fenalık ediyorsun? Halbuki, ben senin her yaptığını görüyor, her fikrini biliyor, her sözünü işitiyorum» der ve o kula rahmet nazarı ile bakmayıp, gazab nazarı ile nazar eyler. Rahmetinden uzak olur, tekrar cehenneme müstehak olur.
Allah celle, o günde isyan eden kula hitaben: «Ey âsi kulum! Ben, seni rahmetime dahil ettim. Sen ise, nâra girmek istiyorsun. Ben, seni kulluğumdan kovmak ve kullarımdan ayırmak ıstemıyorum. Sen, _benden uzaklaşmak istıyorsun.
y na rica ene. tine seni a edeypt en narlar tibben ol yım.» der.
Bir kimse, bayram gününe, hürmeten, evinin nafakasını çoğaltır ise, Allah da o kuluna bereket kapılarını açar, fakrü-zaruret kapılarını kapar. Dünya ve âhirette mesrur eder.