Ara
Menü
3 dakikalık okuma

Hereke muhasarasından kurtulan düşmanı; Türkler kovalar iken, bir müslüman Türk gazisine atılan bir… — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 115

Bu devirde bu kılınmaz, iki vakte indirelim» gibi sözler sarf edip, kendin kılmadığın halde, mü'minlerin ibadetine de dil uzatıp onlara hakaretler savuruyorsun.

Dinsiz isen, dinsizligin ile başbaşa kalıp, dört kitabı okuyup kendine bir din ara ve «Din'len», dindar olan «Din'lenir».

Kendine din bulmayan, yani din'lenmeyen kişi; âhirete yorgun gider. Dünyada da rahat edemez. Böyleleri en sonunda intiharla hayatlarını mahvediyorlar. Dindar ol, dinlen. Dindar.

Ol, safaya er.

Ben nice dindar olanları biliyorum, bunların hepsi köylüler, esnaflar, cahil kimseler deme! Onların iymanına bir vakıf olsan, onların namazdan, oruçtan aldığı zevki bir alsan; bir vakit namazı yüz güzel kadına degişmezsin. Bir gün tuttuğu orucun zevkine bütün dünyayı degişmezsin.

Bak; hak yoluna can feda edenleri sana yukarıda yazdım.

Ölümü din ve imanlarından ötürü hayatlarına tercih ettiler.

Demek bu iymanın bir zevki var ki, ölümlere, cefalara, habislerin bu ezâlarına ehemmiyet bile verdirmiyor. Şu hadiseyi yazmadan geçemeyeceğim:

Müslüman bir hammal, bir çeşmeden abdest alıyordu.

Oradan geçen delikanlı, yanında bulunan kız arkadaşına şöyle hitab etti: «Bak şu serseme! Ayaklarıı yıkamakla cennete gideceğini zannediyor.» Bu konuşmayı Allah bana duyurdu. O zavallı gence karşı Allah bana şu cevabı verdirdi: «Cennete dahi girmese, ayaklarını yıkadı. Serinledi ya. Kâfi; halbuki sen ondan da mahrumsun» dediğimde bir şey söyleyemeden çekilip gittiler. Allaha, bunlara hidayet etmesi için dua ettim.

Evet; bu gibiler için dua edelim. Onları kınayıp hakir görmeyelim, ve doğru yolu gösterelim. Diyeceksiniz ki; kendilerini din uğruna feda edenler işçi, köylü, esnaf ve buna mümasil kişilerdir. Hayır. Hayır! Nice hükümdar ve hükümdar hanımları ve kızları, peygamberler, yüksek kumandanlar da Allah yoluna çekinmeden canlarını feda etmişlerdir. Tarihleri bir oku. Hepsini bu risalede yazmama imkân yok. Demek ki, inanç, aşk ve muhabbette bir zevk var ki, hükümdarlıklarını, din ve iyman uğruna feda ediyorlar. Evet; inanmak da bir zevktir ki, o zevki ne hükümdarlıkta, ne de başka zevkte bula bilirsin.

Ama, tad duymaya çalış. Allah cümlemize duyursun, o zevki tattırsın, iyman ve ibadet lezzetini hissettirsin. Amin, bi-hürmetil-mürselin.

Bak; Hz. Asiye bir hükümdar ailesi iken, nasıl iyman ve Allah yolunda saltanatını terk eyledi. Canıni cefalara lâyık görüp safaya erişti. Sana ibret için yazayım; Firavun alelâde bir hükümdar değildi. Devlet otoritesini din ile karıştırmış, kendisini halkına tannı olarak tanıttırmıştı. Ağzından çıkan söz sanki âyet idi. Her dediği ve istediği yerine getirilir, ona karşı kimse duramazdı. Böyle bir saltanata sahip olan firavunun hanımı da aynı saltanata ortak idi. Fakat Allaha iyman, nebiyye iyman lezzeti, bu lezzet ve zevklerin fevkinde olduğu için, firavunun ailesi Hazreti Asiye; Hz. Musa'nın nübüvvetini kabul eyleyip Allaha âşık bir kul ve Hz. Musa'ya sadık ve onun dininde sâbit bir insandı. Din ve iymanını senelerce gizlemişti. Gizli yerlerde Allahına ibadet ve taatte bulunmuştu.

Hz. Mâşitenin başına gelen o musibete gösterdigi sabır ve tahammüle hayran kalmış ve Cenabı hakkın, Hz. Mâşite ile kocasına ve kundaktaki çocuğuna karşı gösterdigi iltifatı rabbanisine meftun olup, kendisi de din ve iymanını açıklamak suretile rütbe-i şehadete ermeyi ve rütbe-i şehadetteki lezzeti, zevki tatmayı ve sonradan gelecek mü'minlere Allah yolunda canını feda etmek zevkinin dünya zevklerinden üstün, hükümdarlık lezzetinden daha tatlı olduğunu bildirip, hak yolunda şehide olmaya azm etmiş ve bu hususta örnek olmak istemişti.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.