Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hereke muhasarasından kurtulan düşmanı; Türkler kovalar iken, bir müslüman Türk gazisine atılan bir… — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 2 · s. 115

Hereke muhasarasından kurtulan düşmanı; Türkler kovalar iken, bir müslüman Türk gazisine atılan bir düşman

oku, o gazinin bir gözüne saplanır. Bunu gören diger gaziler, yaralanan arkadaşlarına «Geri kal; gözünden oku çıkarsılar» dediklerinde, o gazi: «Allah, Muhammed ugruna cenk eden benim her tarafum bir göz olsa da her birine ok isabet eylese, gazadan geri dönmem. Allah yoluna bir kafada bir göz kâfidir!» cevabını vermiştir.

Bu vatan nimetini bedava buldun, kıymetini bilmiyorsun, Kıymetini bilmediğin bu nimet, birgün elinden gider «Şükür ederseniz sizleri çoğaltırım» diyor mevla.

Şükür ise, elde bulunan nimetin kadri kıymetini bilmekle olur. Bu nimetin elinden çıkmamasını istiyorsan, Rabbine bu şekilde şükr et, Onun kıymetini bil, muhafaza et. Verilen nimete karşı nankör olma. Dedene sövme. Onlara rahmet oku.

Onları an. Sana emanet bırakılan vatanı lâyık olduğu gibi koru, sen de bir gün başkalarına terk eyleyip gittiginde, lâyık olanlara bırak ki; gaziler, şehidler senden dâvacı olmasın. Küçük kız çocuklarımız, bu vatanın yakı bir zamanda anneleri olacak. Küçük erkek yavrularımız, bu vatanı koruyacaklardır. Iffetsiz bir anne iyi evlâd yetiştiremez, dinsiz, ahlâksız bir erkek de vatanı koruyamaz.

Ey bu milletin çocukları! Sürünüz olan bu milletten sorumlusunuz. Alınlarınız secdede çürüse, oruç tutup açlıktan ölseniz yarın mahşerde, Abau ecdadınız yakanıza yapışacak.

Ellerinden kurtulamazsınız. Vatan yavrularını dogruluga, namusa, vicdana, dine, iymana sevk ediniz! Onları terbiye edip iyi yetiştiriniz. Düşman ırzımız ile oynuyor. Hergün gazetelerde ne korkunç haberler okuyoruz, ne feci olaylara gahid oluyoruz. Müslüman, Türk vatanında böyle bir şeye rast gelinmesi ne kadar acı. Bu derece rezil hareketleri, Afrika'nın amazonları, Avustralya'nın medeniyet uğramamış bölgelerinde bile görmek mümkün değildir. Bunları görüp de sabır eyleyenin sabrı ancak eşekte bulunan sabır gibidir.

Allah ve Muhammed yoluna aykırı bir hareket gördün mü, ona sabr etme! Hemen, müdahale et! Yoldan sapan kimseyi doğru yola çevirmek için elinle müdahale et! Buna kâdir değilsen dilinleonu o iştenvaz geçirmek üzere nasihat et! Bunu da yapacak kadar kendinde iymân kuvveti bulamıyorsan, hiç olmazsa yoldan çıkan o kimseye sevgi besleme! O, senin düşmanındır. Çünkü, seni de Allah yolundan alıkoyacaktır.

Allah yolundan sapan kişi, senin öz evlâdın, hanımın ve ana, baban dahi olsa, eğer ona karşı buğz etmez, sevgi beslersen

cehenneme beraber girersiniz. Onlara doğru yolu göstermek, kötü yoldan çevirmek için elinden geleni yap! Başıma belâ açarım diye korkma!

Bütün dünya kâfir olsa, sen dini Muhammedden dönmeyeceksin. Allaha giden yol İslâm yoludur. Bunun kapısı Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem, nihayeti ise Allah celle celâlühudur.

Kim ki Islâmdan başka dine talip oldu, o kişinin talep ettiği din, indi ilâhide merduttur. Böyle bir kişi, dünyada zulmette, âhirette ise hüsrandadır, nârdadır. Zira, indi ilâhide din, ancak İslâm dinidir. Hakka giden doğru yol ise, iymân yoludur. İşte, sorumlu olduğun aile efradını, arkadaşlarını bu yola çağır. Böyle yapmaz isen, âhirette onlar senden dâvacı olacaklar ve: «Yarabbi, Hak yolunu bildiği halde, bize göstermedi, bizim irtikâp ettiğimiz günahları gördüğü halde bizi ikaz etmedi» diyecekler.

Allahu sübhanehu göyle buyuruyor: «Islâmdan, iymândan küfre giden bir kavim nasıl olur da benim yardımıma lâyık olabilir? Onlar Resûlümün hak nebi olduğunu kavlen, fiilen görmüşlerdir. Onlara âşikâr mucizei ilmiye, mucizei-kevniye, mucizei-vücudiyye gelmiştir ve onlar bu mucizeleri elleriyle tutar gibi tutmuşlar, gözleri ile görmüşler ve kulaklanı ile duymuşlardır. Sonra da dini islâma Muhammed aleyhisselâtu vesselâma ve Kur'ana sırt çevirmişlerdir. Böyle zalim bir kavme benim yardımım olmaz.»

İslâm dini, aziz bir dindir. Bu dinin neresinde bir kötülük, çirkinlik mevcuttur? İslâmın emrettiği bir gey zahirde belki bize kerih gibi görünebilir. Fakat, o aslında kerih değildir. Bilâkis bizim görüşümüzde ve anlayışımızda kerâhat vardır.

Böyle bir emirle karşılaşınca üzerinde dur, araştırma yap.

Göreceksin ki, o kerâhat senin görüş ve anlayışındadır. Zaten, Kur'ânı iki zümre inkâr eder. Biri ahmak, cahiller, kendini henüz hayvanlıktan kurtaramayanlar. Diğeri ise, inatçı münkirler. Güneşi balçıkla sıvamaya kalkanlar. Kur'ânı Kerimin misli olmayan bir kitap oldugunu ve Hazreti fahri-alem efendimizin hak nebî oldugunu yakıynen bildikleri halde, inat ve hasedlerinden, kibirliliklerinden iyman etmeyenler.

Işte, bu gürühtan gayrı ehli insafın, aklı selim sahiplerinin Kur'ânı-mübiyne ve âhir zaman nebiysi, Resûller sultanı,.

enbiyalar serdarı, ins ve cinnin nebiysi ve Resûlüne îyman etmemeleri mümkün degildir. Az bir tahsil görüp de, dinsiz olanlar, dine diyanete yan çıkıp inkâra yeltenenler ve bunlara mümasil kişiler dinsiz degildir. Bunlar edebsizdir. Dinsizim diyen kişi bu mevzuda birkaç fakülte bitirip, bütün dinlerin en ince noktalarına kadar vakıf olduktan sonra, dinler arasında mukayese yapacak durumda olup da henüz iymana gelmeyen, gönlü boş, hakikatı arayana derler. Yoksa birkaç sene tahsil edip, henüz kendi dininden haberi olmayan, tarihinden, an'anesinden, büyüklerinden haberi olmadan dini Islâmın aleyhinde bulunan ve Kur'ânın metnini dahi okuyamayan cahiller ne kâfirdir, ne de dinsizdir. Böyleleri cahil edebsizlerdir. «Bu din hakkında ne gibi bilgin var ki Islâmın emrini veya yasak ettiğini beğenmiyorsun?» diye sorulduğu vakit, sana, dinde olmayan bir takım safsatayı İslâmın rüknü gibi haber verirler.

Görürsün ki, bunların ne âyetten, ne hadisten, ne de hâdiseden haberleri vardır. Fakat inatları yerindedir.

Kur'ân; bizleri âlim olmaya ve ilime teşvik etmekte. İlk inzal edilen âyeti: «OKU» olan bir dinin ne için aleyhindesin?

Tabiî; sen başı boş olarak yaşamak istiyorsun. Kur'an seni bir takım emirler ve nehiyler ile insan, olmaya dâvet ediyor.

Bu hal senin nefsine ağır geliyor. Senin, diğer insanlara karşı yapmak istediğin hareketleri, sana yapmağa kalksalar, birine razı olmazsın. Hep sen üstün olmak istersin. Sana hesap sorulmasına taraftar değilsin. Kur'anı Kerimin senin de yaptıklarından hesaba çekileceğini haber vermesi, seni nâra atacağı tehdidini duymak, işine gelmiyor. Bunları sana haber veren âyetleri okuyanı susturmak istiyorsun. Susturamayınca da, inkâr edip işin içinden çıkmak gafletini akıllılık zannediyorsun. Yahud, inandığını söylüyorsun, fakat âyetleri kendi yanlış anlayışına göre tevil edip, «Beş vakit namaz çoktur.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.