Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Bu kıssayı ibret ile oku. Bir ananın bir oğlu vardı. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 344

buyurdular. Abdullah oğlu Cabir ve Abdurrahman bin Semerne (R.A.) şöyle rivayet ediyorlar:

Bir gün, biz Resülüllahın meclisinde oturuyorduk, bir zat gelip Resûl aleyhisselâma hitaben: «Ya Resûlallah! Bir kimse evlâdına Kur'an öğretse ve yahut öğrettirse, Allah o zâta ne kadar sevap verir?» dediginde; Resûlullah (A.S.)

şöyle buyurdular: «Kur'an Allah kelâmıdır, ne sevap vereceğini Allah bilir.» dediginde Cebrâil aleyhisselâm gelip: «Ya resulallah. Allan Celle sana selam ediyor ve şoyle buyuruyor ki; bir kimse evlâdına Kur'anı Kerimi ögretse, yahut ögrettirse on bin kerre beytimi hacetmiş ve on bin kerre düşman ile benim, rızam için cenk etmiş ve on bin aç müslümamı doyurmuş ve on bin çıplak giydirmiş ve İsmail aleyhisselâm evlâdından on bin köle âzad etmiş gibi sevap yazarım ve Kur'- anın her harfine on bin günahın!, affederim: buyuruyor, dedi. Cebrail Aleyhisselâm: «Ya Resûlallah! Allah, (Elif Lam Mim) cümlesi harf değil belki (Elif), (Lam), (Mim) üç harftir. Her harfi başına on bin günahı affolur. Her okuyuşünda namazda ise her harfine yüz, abdestli ise her harfine yirmi beş, abdetsiz ezbere okursa her harfine on sevap verilecegi diğer kütüb-ü sahîhada mevcuttur.»

Cebrail Aleyhisselâm devamla: «Ya Resûlallah! Kur'an okuyana, Kur'an karanlık kabirde nûrdur. Mizanda sevap kafesinde ağırlıktır, mahşerde şefi'dir, sıratta yoldaştır, cennette delildir, cennette yüksek derece alınmasına vesiledir, okunması dertli kalblere şifadır» dedi.

Aişe anamız diyor ki: Evlâdına Kur'an okutan ana ve babaya bu ihsan-ı ilâhiyyeyi Resûlüllah Cebrail'den işitince şöyle buyurdular:

«Vah! Şu ümmetimden olup ta evlâtlarına Kur'an, edeb, ahlâk öğretmeyen ana ve babalara, veyl olsun, azap olsun onlara ben onlardan bizarım, onlar da benden beridir.» Yani öyle olan ve çocuğuna Kur'anı ve İslâmı öğretmeyen ana ve babayı islâmlığa kabul buyurmuyorlar. Maazallah; ne kadar büyük bir tehdid. Kendilerinin böyle ana ve babalardan ezaandığını beyan buyuruyorlar. Resûl aleyhisselâm buyurdular ki «Bir kalbte Kur'an yoksa o gönül haraptır, virandır.»

Muaz bin Cebel diyor ki: «Ben Resülden işittim. Allahü Teâlâ kıyamette Kur'an ehline hitaben: (Ehlim olanlar gelsinler), diyerek dâvet edecek ve başlarına kızıl yakuttan gayet müzeyyen bir tac giydirip, şû-aı güneş gibi şûle veren nûrlar içinde olan bu zata: (Ey Kur-anı hıfzeyleyen razı oldun mu?)

diyerek sordugunda, o dahi (Razı oldum, razıyım Ya Rab,)

dediğinde; kiramen kâtibin: (Ya Rab, bu kuluna daha ikram et), deyip niyaz ederler. Allahü Teâlâ emreder, bu hafızı Kur'ana cennet elbiseleri giydirilir. Allah celle, yine kendisine:

— Razı oldun mu? diye sorar. O zat razıyım der. Melekler daha ihsan eyle! diye niyaz eylerler. Allah der ki: Aç sağ elini. O hafızı Kur'an sağ elini açar, razı oldum senden der ve rıdvan ile doldurur, benden razı oldunmu? diye Tekrar o kula sorar. Razıyım Ya Rabbi dediğinde; Melekler: — Ya Rabbi bu kuluna ihsanını artır! diye dua ve niyaz ederler. Allahü Teâlâ bu kişiye güneş gibi parlayan bir nür ihsan ederek meleklere, alın bu kulumu cennete götürün Etrafında yetmiş bin melek oldugu halde cennete ithal ederler. Kendisine Kur'anın her bir harfine bir derece-i Cennet verirler ki her derecenin aralığı yüz yıllık yoldur. Bu nimeti ilâhiyyeye nail olan zata melekler Kur'an okumasını söylerler. Kur'anı kerimi okumaya başlayınca uçmaga koyulurlar.

Hızlı okudukça hızlı, yavaş okudukça yavaş uçarak beyaz bir inciden yüksek bir saraya konar. O sarayın sayılamıyacak kadar çok kapısı vardır. Kızıl altındandır bunların ka pısı. Her bir kapının önünde bir bahçesi vardır, her bir bahçede türlü agaçlar ve her agacın üstünde türlü türlü yemişler vardır. Yine o sarayın bahçesinde türlü ırmaklar akar, her ırmagın kenarında köşkler ve saraylar vardır ve o köşklerin içinde hûriler ve hizmetçiler. Gözlerin görmediği kulakların işitemedigi, âdem oglunun kalbine gelemiyen nimetler ihsan olur.»

Kur'an okuyan zatı, melekler ellerinde hediyelerle gelip ziyaret ederler ve Allahın selâmını tebliğ ederler. Kur'an okuyan kimsey'i bu veçhile ve bu surette ikram ettikleri gibi Allah Teâlâ emreder ki: (Bu Kur'an okuyan zatın ana babasını getirin) der.

Kur'anı okuyanın ana ve babası da getirilir, hafıza yapılan ikramın yarısı ana ve babasına da yapılır. Ana ve baba Allaha hamdedip: (Yarab. Biz bu nimetlere lâyık değildik, bizlere ne sebepten bu ihsanı ediyorsun? Biz bu nimetlere, bu kerametlere lâyık amelde bulunmadık). Dediklerinde; melekler: (Sizlere bu ihsan-1 ilâhî, çocuklarınıza Kur'an okuttuğunuz için verildi.)

derler.

Resûlullah (S.A.V.) buyurdu: «Kur'an okuyan çocukların ana ve babaları, ölüp kabir azabına düçar olsalar, evlâtlarının okuduğu Kur'an berekâtından kabir azapları def'olur.»

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.