Rabbimiz, cümlemize rahmeti ile muamele buyursun...
Bunlar bir musallinin namazda en azından Allaha yaptığı tesbihat ve tekbirattır. Eğer zahirin temizliğine riayet edildiği gibi, batını temiz olup o kalp şehrine Allah ve Resûlünün muhabbetini koyarak, Allaha secde eden mü'min, Allah kabul buyurur ise ne gibi ecre nail olacağını ne dil tarif eder, ne de ecri yazmağa kalemler kâfi gelmez. Mü'minler; Efendimizin gözü nûru olan bu namazı ihmal etmiyelim. Insan yaptığı ibadeti unutmalı, yaptığı suçu ise unutmamalıdır. Burada yaptığım bu hesap mü'minleri namaza teşvik ettiğimdendir. Bir günde kırk rekât namaz vardır. Yâni beş vakit namaz sünnetleriyle kırk rekât namaz yapar.
Ey âşıkı sadık! V'ey gaflet uykusundan uyanık! V'ey Hakka ve Resûlüne yanık!
Namaz kılanların, Allah indinde ve Resûlünün yanında ne büyük bir mertebeye erdiklerini ve ne yüce makamlara eriştiklerini sizlere bildiriyorum. Haftanın her günü ve gecesinde, kılacakları nafile namazlarından nail olacakları sevapları, mûteber kitaplardan birer birer alarak siz aziz müslümanların bilgilerinize sunuyorum. Dikkatle okumayı, ibret almayı ve ihlâs ile kılmayı Allah cümlemize nasip ve müyesser eylesin...
Amin... Bi-hürmeti seyyid-il-mürselin….
Her müslümana; kız ise dokuz yaşından, erkek ise oniki yaşından itibaren beş vakit namaz kılmak farzdır. Bu namaz, Hakteâlâdan bir emri azimdir. Terkeden, yâni kılmayan fâsık, günahkâr olur. Inkâr eden ise, islâmdan çıkar...
— Ben, namaz kılınam amma kalbim temizdir, diyenlerin âkibetlerinden korkulur.
Kılanlar, va'di ilâhiye mazhar olurlar. Tenbelliklerinden dolayı kılmayanların işleri, Hakteâlâya kalmıştır. Allah, dilerse bu namazsızları affeder. Dilerse, âzab eder. Kılan mü'minlere, müjde-i-ilâhi muhakkaktır. Bu zevat-i-âli-kadir, rahmet-i-ilâhiyye nail olarak cennete girerler. Bu sebeple, kılmadığın, kılamadığın namazları kılarak kaza eyle! Namazı sakın küçümseme! Zira, bütün ibadetlerin cem'i namazdadır. Gök ehlinin ibadetleri de namazda cem'olmuştur. Ömrünü ibadetsiz geçirme!
Ahiret sermayesi namazdır.
Bir takım sapıkların:
— Sofuların namazı, bizim niyazımız vardır, demelerine aldanma!..
— Biz, salât-i-dâimundayız, diyenlerin sözlerine kulak asma!..
Sünnetine, vâcibine, farzına, müstehabına, tâdil-i-erkânına riayet ederek namaz kıl!.. Zira, Resûlüllah ve evlâtları, zevceleri, âli, ehl-i-beyti, ashabı, ensarı ve cemi evliyâ, evtâd ve aktâb namazlarını kılmışlardır. Onlar:
— Biz, salât-i-dâimundayız! diyerek namazlarını aslâ ter etmediler.
Ey, salât-i-dâimundayız! diyen fâsık!.. Sen mi, salât-i-dâimundasın, yoksa Resûlüllah mı? Sen mi yükseksin; yoksa Resûl aleyhissalâtü vesselâm mı? Kıyas dahi kabul etmez. Sen, bir âsi beni-âdem; o ise onsekiz bin âleme rahmet... Olsa olsa, o salât-i-dâimundadır. Öyle olduğu halde, beş vakit namazı terketti mi? Çünki, namaz vakitler üzere farzolmuştur:
(Esta'izû-billâh: Innes-salâte kenet alel-mü'miniyne kitaben mevkuta).
Meâli şerifi: Muhakkak, namaz malûm vakıtlarda mü'min lere farzdır.
Beş vakit kılan, salât-i-dâimundadır. Kılmayan fâsıktır, Allaha âsidir. Onlar, Salât-i-dâimunda değil; salât-i-kaimunda bile değildir. Ehl-i-beyt-i-Mustafa mı yüksek, sen mi? Evlâd-1-Resûl mü yüce, sen mi? Evliya'ullah mı yüce, sen mi yücesin? Bu zevat-i-âli-kadir:
— Biz, salât-i-dâimundayız! demişler, namazların! eda etmişler, her farz olan vakitte namaza daim olmuşlardır.
Sana ne oldu ki;
— Ben, salât-i-dâimundayım, diyerek namazını kılmaz, Allah ve Resûlünü, ehl-i-beyti ve evliya'ullahı gücendirir; İblis'i memnun edersin...
Belki de, sen bana cevap olarak:
- JL1 -
— Onlar, talim-i-ümmet için namaz kıldılar, diyebilirsin...
Ben de sana derim ki:
— Iyi ya işte!.. Eğer; ümmet isen, sen de kıl!.. Onlar, sana talim için kılmışlar, örnek olmuşlar. Ummet değil isen; evliyalıktan dem vurma!.. Hristiyan isen kiliseye, Yahudi isen havraya, Mecusi isen tapınağa git!.. Tarikattan, hakikattan, marifetten ne hakla dem vuruyorsun A, bî-namaz!.. Allaha âsi kişi!.. Hakka giden enbiya ve evliya yoluna oturup, her Hakka gideni şeytan ve delâlet yoluna çağınyorsun? Sen, esir-i-nefs-işeytan olmuşsun!.. Sözlerinle, Haktan dem vuruyor, fiillerinle şeytana uyuyorsun!.. A, nefsini bilmeyen kişi!.. Müslüman ve mü'mine lâyık olan, Allah ve Resülünün ve onun îtretinin gittiği yoldan gitmektir. Yoksa, bütün iddiaları bir kuru davâ ve boş emektir:
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, Şahsın görünür rütbe-i-aklı eserinde..
Namazı kılan, muhakkal dinini yaptı. Kılmayan ise. muhakkak dinini yıktı. Kazava kalan namazlarını mutlaka ikmâl eyle!.. Sonra, nafile namazları da kıl ki, Hak Resûlünün verdiği müjdeye eresin!.. Yolculuğa çıktın; yakında vatan-ı asline döneceksin!.. Oraya hediye götürmen lâzımdır, eli boş gidemezsin, gitmemelisin!..
Bir hadis-i-şerifte, âhiret hediyeleri beyan buyurulmuştur.
Vatan-ı-asline dönerken, ilk defa buluşacağın zat, Melek-ülmevt'tir. Yâni, Azrail aleyhisselâmdır. Ona, dört hediye götürmen lâzımdır. Bunlar kazaya kalan ibadetleri kaza etmen; namaz, oruç, zekât, kurban ve Hac ile hukuku ibâdı yerine getir.
mendir. Öleceğini unutmamak, âkibetinden emin olmamak ve korkmaktır. Yusuf aleyhisselâm, peygamber iken duasında:
— Ya Rabbi!.. Beni, mü'min olarak öldür; salihlere ilhak eyle!.. diye niyaz ettiğini, kur'anı-azimüşşânda Allah celle beyan buyurmaktadır.
Ruhun hediyesi dörttür:
Az yemek, az uyumak, az söylemek ve doğru olmaktır.
Böyle yaparsan, ruhunu azaptan korur ve onu en büyük hediyen ile memnun etmiş olursun.
Dönüp, dolaşıp varacağın yer kabirdir. Oraya da hediye götürmen lâzımdır. Şu dört hediyeyi de kabir için hazırla:
Teheccüt namazı kıl!.. Kur'an oku!.. Daima temiz ol!.. Lâf götürüp getirme!.. Dostları, birbirine düşman etme!.. Fesad eyleme ki, kabrin hediyesi de bunlardır. Bu güzel hareketlerin de kabrinin hediyesi olacaktır.
MUNKİR-NEKİR denilen iki suâl meleği vardır ki, bu iki melek kabre giren mevtaya gu soruları sorarlar:
— Rabbin kim? Peygamberin kim? Dinin hangi dindir?
Kitabın, kıblen nelerdir? Mü'minler nendir?
İşte, bu meleklere de hediye götürmen lâzımdır. Bunların hediyeleri de; yalancılığı terketmek, kibirden soyunup tevazu sahibi olmak, hak sözü dinleyip kabul etmektir.
Mizanın hediyesi de dörttür:
Güzel ahlâk sahibi olmak, Kur'an ahlâkı ile ahlâklanmak, Resûlün sünnetlerine ittiba etmek. Allahı unutmamak ve Mevla'yı zikreylemektir. Gosterışı ve rıyayı terketmek, mahlükata eza ve cetayı layık görmemek, eza ve cefa ettigi kişilere haklarını helâl ettirmektir.
Sıratın hediyesi de dörttür:
Haramdan ve şüpheden sakınmak, gazabını yutmak, cemaata devam etmek ve dini emirlere gayret ve himmet göstermektir.
Cehenneme de hediye lâzımdır. Şu dört hediyeyi de ona götür:
Allah yoluna malını tasadduk etmek.. Allah korkusundan ağlamak, ana ve babaya - Allaha isyanları olmadığı takdirde - itaat etmek ve ana-babaya isyanı terketmek de, cehennemin hediyeleridir.