Münafıkın alâmetleri üçtür: Nifak sahibi yalancıdır. Yalan söyler. Vaadinden ve ahdinden döner, sözünde durmaz.
Emanete ihanet eder. Bu sıfatlar münafık sıfatıdır. Mü'minin sıfatı ise: Zarurete belâlara darlıkta, musibetde sabreyleyenlerdir ki, işte Habibim iymanda sadık olanlardır. Haktan ittika edenlerdir, diyor Allah. Yoksa farz olan mücerret kıbleye yönelmek değildir. Vakit ise zahirde namaz vaktinin geldiğini bilmek farz olduğu gibi, hakikatta, herşeyin vaktinin geldiğini tayin farzdır. Niyet her namazda yapıldığını bilmek farzdır.
Islâmda her şey niyetledir buyrulmuştur. Batın niyeti, bir daha bu terkettiğin kötü sıfatlara dönmemeğe, rücu etmemeye niyettir. Iftitah tekbiri farzdır. Hakikatta iftitah tekbiri ile, dünya ve mâsivayı geriye atıp huzura vardığının farkına varmaktır. Ezanın okunması, Israfil'in sûruna işarettir. Ezanı işitip camiye koşmak, kabirlerden kalkıp mahşere gitmemize remzdir. Camiye vardığımızda mahşer yerine cem' olmaya işa.
rettir. Saf bağlandıkta, bütün insanların saf bağlıyarak huzur-u ilâhiyede kıyamda durmalarına âlemdir. İftitah tekbiri alan kimse huzuru izzete hesap vermeye duran, kimseye alâmettir. Hesabı okunup, Allaha karşı mahcubiyetinden rükûa varıp, i'tirafı zünûp ederek: (Yâ Rabbi! Seni noksan sıfattan tenzih ederim. Azimsin. Benim günahım senin rahmetin katında şey'i kalîldir) diyerek yalvarmasına teşbihtir. Sonra cebrolunup, oku oku kitabını denildiğinde rükû ile sücud arasında, kavmeye işarettir. Defterini okuyup öyle irtikap ettiği günahlara tesadüf ederek, tekrar korku, huşû ile secdeye kapanarak (Aliyyül A'lâ olan Allah, seni noksan sıfattan tenzih ederim) diyerek yalvarmasına birinci secde işarettir. Tekrar olarak kalk, defterini oku, diye emrolunca Allahü Ekber diye kalkıp mahcubiyyetinden ikinci defa secdeye kapanması, namazdaki ikinei
secde buna alâmettir. Tahiyyete oturması, her yaptığı yüzüne vurulmuş, nân hak ettiğinin farkına varmış, sağına bakıp, kendine şefaatçi arayıp bulamayıp, tekrar soluna bakıp şefaatçı araması, namaz selâmına teşbihtir. Zahiren kıyamda rükû da, kavme de, secde de, tahiyyat da selâm da, ama hakikatta bu halde olmasını bilmesi namazın budu, huşuundandır.
İmam-ı Ali efendimiz (R.A.) namaza duracağı zaman kâh kızarırlar, kâh beyaz olurlarmış. Bu hali gören ehli beyti ona sormuşlar: (Yâ imam! Namaza duracağınız zamanda sizler kâh kırmızı, kâh bembeyaz oluyorsunuz!) cevaben: (Huzuru Hakka çıkıyorum. Bu kolay mı?) diye buyurmuşlardı. Yine iftitah tekbiri ile huzura vasıl oldu mu, dünyadan ayrıldığına alâmettir. Zahiren kıyamda durması, mânen, (Ya Rabbi! Senin önünden, başka ve senin dostlarından başkasına kıyam etmiyeceğim) demesidir. Zahiren rükû farzdır. Batınen (Ya Rabbi!
Senden başkasına rükû etmem. Senin düşmanlarına müdaram, muavenetim yoktur) demesidir. Hamd edenlerin hamdini işiten sensin, deyip, zahiren secde farzdır. Batınen (Ya Rabbi! Ancak, sana secde ederim. Ben hiçtim, beni topraktan getirdin, yine hiç olacağım) deyip, ikinci secdeye kapanması namazın sırlarındandır. Anlattıklarım, bu hususta bir hiç mesabesindedir.
Işte, bu tarzda namaz kılanlara veyl ve azap olmaz. Veyl, azap, Allaha secde ederek, Allah düşmanlarına yardım edip, secdegâhını bilmeyen mürâiyyedir.
Veyl ve azap; Hz. Mevlânâ'nın dediği gibi, namazda başını secdeye koyup, kıçını yukarıya dikmeyi namaz zannedenlere.
dir. Bu veyl ve azap ki bunlar namazın ve islâmın hakikatini bilmeyip, bütün fenalıkları yapar, cümle fena huylarla sıfatlanır ve Allahın bütün men ettiği cürümleri irtikâp ederek namaz kılanların, bu namazları onlar Allaha yaklaştırmayıp, bilâkis Allahtan uzaklaştırdığı için, bunlara, kitab-ı kerimde Allah (Veyl, azap olsun o namaz kılanlara) demiştir. Ya namaz kıldığı halde kötülüğü terk etmiyene, namazında sehvedene, muaveneti men'edene, Allahın azabı, olursa hiç namaz kılmayarak, bu fena huylarla huylanan kimselere ne gibi azap ve ikâb olacağını bir düşünün müminler….
Diğer bir âyeti kerimede, namaz insanı fuhşiyyattan korur, münkirattan meneder, dediğine göre bir kimse hem namaz kılıp, o kıldığı namaz onu fuhşiyyattan, münkirattan men etmiyorsa, demek ki böyle olan kimseler namaz kılmayıp, namaz gösteriyor demektir. Allahın istediği gibi namaz kılsalardı, o namaz onları fenalıklardan, münkirattan men'edecek idi. Hakkıyla namaz kılan kimseye kıldığı namaza ihsan olan şu nimetlere bakınız. Aleyhissalâtü vesselâm Efendimizin şu müjdesi namaz kılanlara ne büyük eşarettir. Kıyamet kopup insanlar mahşere cem' olunca, ve insanlar arasında bazı kimselerin yüzleri yıldızlar gibi nûrdan pırıl pırıl parlıyacak. Melekler bunlara hitap edecekler: (Ne âmel ile bu dereceye vasıl oldunuz?)
sualine karşı. (Bizler dünyada ezan okunduğunu duyduk mu hemen abdest almaya koşar, huzurullaha çıkardık) diyecekler.
Bazı kimselerin yüzü ay gibi parlak nûrlar saçacak. Bunlara sual olduğunda, (Bizler, abdestli olup ezanı Muhammediyeyi böyle abdestli dinler, mescide Rabbimizin huzuruna çıkardık)
diyecekler. Bazı mü'minlerin yüzleri ise güneş gibi ziyadar olup, bunlara (Siz ne gibi amelle bu mertebelere nail oldunuz?) sualine, (Bizler helâldan kazanıp helâldan yerdik. Kazancımızın bir kısmını fukaraya, yoksullara ikram ederdik. Namaz vakitlerinden evvel mescitlere gelir, ezanı mescitlerde dinlerdik.
Rabbimiz, bizlere bu dereceleri ikram etti) diyecekler. Şu müjdeye bakın! Mü'minler Resûl Aleyhisselâm buyurup, bizleri irşat ediyorlar. Bir mü'min, namaza imamın ilk tekbiri ki, iftitah tekbiri deriz. O ilk tekbir ile girmesi onun hakkında bin hac ve bin omre haccı (ki senin her vakitte yapman caiz olan bir ibadettir) yapmışcasına sevaba nail olur. Bu ilk tekbir ile namaza giren mü'min, Uhud dağı kadar altını infak etmiş gibi ecre girer. Her rekâtına bir sene Rabbine ibadet etmişcesine sevap verilir. Nârdan, nifaktan beri olup, cennetteki mekânını bu dünya âleminde iken görür de cennete hesap görmeden dahil olur, buyuruluyor. Tabii bu müjde hakka hakkıyle kulluk edip namaz kılanlaradır. Yine şu müjdeye bakınız: Resûl Aleyhisselâm buyurdu: Bir mü'min namaza durup Allahü Ekber dedi mi, Allah meleklerine emreder:
— Kulumun günahlarını kaldırın ki, bana temiz olarak
ibadet etsin. Melekler de günahını kaldırırlar, o kul namazı bitirdi mi melekler: « Ya Rabbi! Bu kulun günahlarını yine üzerine yükleyelim mi? diye sorduklarında hitabı izzet gelip, (Ey meleklerim, keremime lâyık değildir. Kaldırttığım günahı tekrar yazdırayım. Onun bütün hatalarını affettim), der.» Efendimizin şu müjdesine bakınız; Mü'minler, ümmetimden şu kimse ki, temiz ve helâl su ile abdest alıp imamın arkasında namaza durursa, o kimse Allahu zülcelâlin rahmetine müstehak olur.
Yine aleyhisselâtü vesselâmdan naklolundu: «Bir mü min beş vakit namazı cemaatle kılar ise, o musalli beş müjde ile tebşir olunur:»
1 - Dünyada fakirlik isabet etmez.
2 — Kabrinde azap görmez.
3 — Mahşerde kitabı sağ tarafından verilir.
(Sağ tarandan kitabını alanlar ehli cennettir. Eğer bir kimsenin kitabı solundan veyahut arkasından verilirse ehli nârdır.)
4 — Sıratı yıldırım gibi geçer.
5 — Azapsız hesapsız cennete dahil olur.
Sahibi kerem (S.A.V.) efendimiz, şöyle teşbih ettiler ki:
(Bir kimsenin kapısı önünden bir nehir geçse, o kimse günde beş kerre o nehirde yıkansa, o kimsede kir kalmadığı gibi, beş kerre huzuru izzete dahil olanda günah kalmaz. Zira rahmetl ilâhiyyeye dabil olup mazhan güfran olur.) Bir şişeyi necasetle doldurup denize bıraksalar denizin suyu o şişenin dışını temizler. O şişenin içine nüfuz edemediği gibi dışını temizleyip, içini temizleyemiyenler, aynı o şişe gibi dışı temiz olup, içerisi kirli kalır. Onun için bu nehre beş kerre giriyorsun, içini ve dışını temizle ki, affa hakkı ile mazhar olasın, dünyada iken cennetteki makamını göresin.
Dış temizliği abdest, necasetten taharettir. Intizamdir.
Doğruluktur. İç temizliği ise, u'cub, kibir, riya, hasetten, gazaptan, dünya hırsından, tama'dan, haram yemeden, düşünmeden söylemeden, şehvetten; kalbini temizlemektir. Hâk'tan ve Resûle muhabbetten gayrini kalbine koymamaktır. Azizim, bu güzel sıfatlar sende olursa, hak sana ikâb etmez. Kanaatkâr olursun, fakrın ateşinden beri olursun da vücudun kabirde azap görmez, herkesin vücudu mânada kendi kabridir. Bak hakka, hakkı ile kulluk edene dünyada hakkın ikramına..