— Birkaç yerinde vardır! Diye haber verdi.
Bu sebeple, bu mübârek kitaba devam eden rahmet-i Hudaya vâsıl olacağına ve Hazret-i Risaletpenahın sevdiği kişiler arasına katılacağına şüphe yoktur. Şeyh Hazretleri bu kitaba (Delâil-ül Hayrat ve Şevarik-ul Envar) adını koydu. Hak Teâlâ
sâ'yini meşkûr, günahını mağfur ve rahmetine müstağrak eylesin. Amin!..
Hazret-i Şeyh, deniz kenarında «Esfa» diyarına hicret edip ilim, âmel ve muhabbet ile talebelerini terbiye ile meşgul oldu.
On beş sene «Esfa» şehrinde kaldı. Oradan da hicret edip «Koval» diyarına gitti. Oradan da Delâil-i Hayrat kitabını tâlim ve neşretmekle etrafdan üzerine insanlar cem olup kendinden feyziyâb oldular, kemâle eriştiler. Irşâda kâdir olanlardan (12165) on iki bin yüz altmış beş kadar talebesi kendinden sonra halkı irşad ettiler. Ve kendileri «870» Hicri senesinin Rebiülevvelinin «16» günü sabah namazının ikindi rekâtının secde-i saniyesinde mesmûmen teşrif-i Dar-ül Ukba ettiler. Hak teâlâ Rahmet eyleyip kabirlerini pür nûr ve dâr-1 cezâda şefaatlarını cümlemize müyesser eylesin. Amin!
O şehirde kendi yaptırdığı câmi-i şerîfin içerisine öğle namazında defolundu. 77 sene sonra kâfir o diyarı zapteyleyince şeyhin talebeleri:
— «Biz üstadımızın cesedini burada kâfir elinde bırakmayız. Kemiklerini olsun diyar-ı islâma götürelim.»
Diye kabrini açtılar baktılar ki, Hz. Şeyhin vücudu şeriflerine aslâ bir zarar gelmeyip; defolduğu şekil üzere bulunmaktadır. Kendisini sevenlerden bazı kimseler; mübârek alnına parmağı ile basıp sonra kaldırdığında yine kan cem' olurdu.
Hayatta olan insan gibi... Orada hazır bulunanlar; bunu gözleriyle gördüler. Mübârek cesedini alıp Marakeş'e nakledip oraya defnettiler. Rahmetullahi aleyhi.
Bu kitabı okuyanların dünya ve âhiret nimetlerine nail olacakları muhakkaktır. Nail olunacak nimetlerden birisi;
Alem-i menâmda Hazret-i Resûlüllahın cemalini müşahededir.
Bir kimse Resûlü âlem-i mânâda görüp iltifatına nail olursa.
şefaatine de nail olacağı şüphesizdir.
Bir zat, Resûlüllahı (S.A.V.) rüyada görmek istermiş, bir türlü görmek müyesser olmazmış. Arif'i billah bir zat-ı şerife gidip derdini anlatır ve bir tavsiye ister, yalvarır, niyaz eder.
Arif-i billah olan zat-ı şerif:
— Oğlum; cuma akşamı çokça tuzlu balık ye!.. namazı kıl!
Sı içme yat!.. görürsün, der.
O zat da efendinin tavsiyesine uyarak çokça tuzlu balık yiyip yatar. Sabaha kadar dereler, çeşmeler, pınarlar görüp oralardan sular içer. Sabah olur. Arif-i billaha koşarak:
— A efendi! Resûlü görmedim!.. Sabaha kadar hararetden rüyamda çeşmelerden, pınarlardan su içtim. Hâlâ hararetden yanıyorum.
Deyince:
— İşte tuzlu balığı yiyince suya nasıl iştiyakın artıp sabaha kadar su gördünse; Resûlüllaha da öyle yanmalısın ki;
mübârek cemâlini müşahede edesin, der.
Aşk ile salâvata devam eden de, Allahın Resûlünü muhakkak görecektir.
Akl-i selîm sahibi olanlar için bu anlattıklarımız kifayel edecekdir. Bu tavsiyemizi tutanlar ve bu risalemizden ibret alanlar; gece ve gündüz, bilhassa cuma günü ve cuma gecesi Resûlüllaha aşk ile salâvat-ı şerife okuyup muradlarına nail olacaklardır.
Ya Rabbi!.. bizim bu risalelerimizi okuyup dinleyenleri, ve sözlerimizle amel eyleyenleri iki cihanda aziz eyle! Cümlemizden râzı olup kusurlarımızı afveyle. Bizi iki cihanda Habibin Muhammed aleyhisselâma bağışla. Burada bizi ona ümmet eylediğin gibi; iyman ile ruhumuzu kabzeyle. Sekerat-ı mevtimizde gözümüzden perdeyi gider. Cemâli Muhammed Mustafa (S.A.V.) ile müşerref eyle. Bize ölüm acıları duyurma. Kabrin zulmetinden, kabir azabından bizleri rahmetinle azâd et. Biz.
leri Habibinin «Liva-il-Hamd»i altında mahşer günü cem'eyle!..
Nâr-ı câhîminden azâd eyle. Cennet-ü Cemalinle müşerref kıl!..
Amin!..
Buyurun günahlarımıza tevbe edelim:
Estağfir-ullah!.. Estağfir-ullah!.. Estağfir-ullah!..
Estağfir-ullah-el'azîm-el'kerim Ellezi Lâ llâhe illâhe illa hu..
El'-Hayy-el' Kayyum ve netûbu ileyh!.. ve nes'elüt-tövbete ve.l' mağfirete ve hidayete innehu hüve-l-gafür-ür Rahim. Va'fü anna vağfir lena ve'rhamna inneke entet-tevvab-ür'Rahim.
Ilâhi!.. Yâ Rabbî!.. Ilâhi Yâ.. Rabbi!.. Ilâhi Yâ.. Rabbî!..
Ya Rabbi!.. Eğer benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, vesair azalarımdan sana karşı şirk, küfr, isyan, büyük küçük günah sâdır olduysa; ben onlardan rücu ettim. Tövbe ettim. Nedâmet ettim.
Şimdi senin rahmetine geldim. İhsanına sığındın. İtiraf-ı zünub ediyorum. Tövbe ediyorum. Afvını diliyor; göz yaşları döküyorum!.. Tövbe Ya Rabbi.. Tövbe bir daha sana karşı isyan etmiyeceğime tövbeler olsun. İmanımı tecdid ediyorunı. Senin mağfiretine sığınıyorum. Eğer, sen beni afvetmezsen beni kim afveder? Eğer, sen beni bab-ı lûtfundan kovarsan, hangi kapıya iltica ederim? Asiyim, keremine geldim. Mücrimim, ihsanı affına geldim. Sen, keremi bol padişahsın!.. Benim tövbemi kabûl et. Suçumu bağışla. Habibin hürmetine, Kur'anın izzetine, Islâmın devletine, Hüseynin kanı, Fatımanın demi hürmetine, Haticenin vefası, Aişenin safası, Alinin çektiği cefası hürınetine. Ebu Bekri Sıddîkîn sıdkı, Omerin adlî, Osmanın hayâsı hürmetine, Aşere-i mübeşşere hürmetine. Ashabı saffa safiyetine, Ehl-i Bedrin celâleti, Uhudun, şühedası izzetine. Tâ be seher gözlerine hab-ı gaflet girmeyen âşıklar, bağrıyanık sadıklar, ilâhî kelimatın hakkına kanlarından kendilerine kefen biçen şüheda, âmil olan ulema, sâbir olan fukara hürmetine, ben kuluna afvu nazarınla bak!.. Sana teslimim ister affet ister yak!.. Beni senden dûr etme. Habibine bağışla, aşkın ile nakışla. Affın ile şâd!.. Cennetinle dâd!.. cemâlinle müşerref kıl Yâ Rabbi!..
Peygamberlerin evveli Adem (A.S.) âhiri benim nebîm, senin sevgili Habibin Muhammed, bütün âlemlere rahmet, inayet, her ikisinin arasında ne kadar nebî Resûl geldiyse inandım, iyman ettim. Dilimle ikrar, kalbimle tasdik ettim.
Âmentü-billâhi ve melâiketihi ve kütübihi ve rüsûlihi velyevm-il-âhiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi min-Allahi teâlâ vel' ba'sübad-el' mevt.
Eşhedü enlâ ilâhe illl Allah. Ve Eşhedü enne Muhammedün- Abdühü ve resûlühu kelime-i tayyibesi ile çene kapamak nasib-i müyesser eyle. Âmin.
Bi hürmeti seyyid-il-mürselin ve bi-hürmeti âli-Abâ-bi-hürmeti ve izzeti Lâ Ilâhe ill Allah.
Sübhane rabbike rabb-il-izzeti amma yasifune ve selâmün ale-] mürselin vel-Hamdülillahi Rabbil-âlemin.
Süzlerimizin tesiri için, Allah rızası için okuyanların ve din- Ieyenlerin selâmet bulması için.
El-fatiha El-Hac HU Meydan benimdir Aşkın dinimdir Göynüm yerindir Elhamdülillah Aşkını verdin İhsanlar kıldın Göz yaşımı sildin Elhamdülillah Aşkın gönlümde Virdin dilimde Değil elimde Elhamdülillah Aşkınla derde İrdim ben kadre Sıyrıldı perde Elhamdülillah Dosta kul oldum Devletin sürdüm Didarın gördüm Elhamdülillah Dosta giden yol Dostuna kul ol Hak ile hak ol Elhamdülillah Can kuşu pazar Tellalda gezer Beratım yazar Elhamdülillah Oldum divane Girdin devrane Sem'a pervane Elhamdülillah Dostum Muhammed Çektim çok zahmet Erişti rahmet Elhamdülillah Aşkînin canı Ocur cananı Buldu dermanı Elhamdülillah İR$ÂD