«Lâ ilâhe illâllah, Muhammedün resûlullah» tır. Bu şart yanan mum gibidir. Diğer dört şart ki: Namaz, Oruç, Zekât, Hac'dır.
Bu yanan mumu, bu dört şart ile muhafaza altına al. Bu da kâfi değil. Fenerin camı kınlır. Etrafına tel çevir ki fenerin camı kırılmasın. Tel de güzel ahlâktır. Güzel ahlâk sahibi olmazsan kıldığın namaz, tuttuğun oruç, verdiğin zekât, ettiğin haccın faidesi olmaz. Fenerir etrafinda tel olmazsa cam kırılır, cam kirılınca mum söner, yani iman gider. Imansızların halini Allahü Teâlâ yukarda okuduğum âyeti kerimede böyle beyan ediyor: Ne korkunç âkıbet! Allaha sığınırız.
Kâfirler, imansızlar küfürleri derecesinde bölük bölük cehenneme sevkolunurlar. Cehenneme varınca, cehennemin kapıları açılır. Cehenneme, o korkunç azaba sürüklerler. Onların feryad-u figan ile inleyerek, birbirlerini levmederek, azâb-ı ilâhînin dehşet ve şiddetinden Allah diye feryat ettiklerinde zebânîler onlara: (Sizlere kendi cinsinizden, yani benî âdemden Alla
hın bu gününü, bu azabını bildiren âyetlerini, nebîleriniz okumadılar mı? Sizi bu ateşle korkutmadılar mı? Size, bu acı günleri, bu acı demleri haber vermediler mi?) dediklerinde... Kâfirler cevaben: (Bize Resûller geldiler, bu azabı bildirdiler, âyetleri tebliğ ettiler. Fakat, biz inanmadık. Bize bu azap hak oldu.
Biz mütekebbir idik, bize hiçbir süz te'sir etmedi.) Öyle ise haydi cehenneme giriniz, orada ebedi kalınız. Inkârlarımızın imansızlığınızın cezasını çekiniz. Orası yani cehennem, ne kadar kütüdür, ne çirkin yerdir. Hakkı kabul etmeyen, Rabbine isyan eyleven, zalimlerin yeridir diyeceklerdir. Cehennem yedi tabakadır. Yani üstüste yedi mekândır. Resûlullah (S.A.) böylece haber vermiştir.
Birinci tabakası «SAİR» dir. Burada mü'minlerden günalıkâr olanlar, kul ve hayvan haklarına riayet etmeyen, zina, livâtâ eden, ana ve babaya âsi olan, harpte düşman önünden kaçan, yetim hakkı yiyen, mahlükata zulüm eden, namaz kılmayan, zekât vermeyen, yalan söyleyenler cezalarını çekecektir. Ve iman.
ları sebebi ile cezaları bitince Resûlullah (S.A.V.) in şefaati ile nârdan azâd olacaklardır.
Ikinci tabaka «LEZZA»dır.
Uçüncü tabaka «SAKAR»dır.
Dördüncü tabaka «CAHIM»dir.
Beşinci tabaka «CEHENNEM»dir.
Altıncı tabaka «HÂVIYE»dir.
Yedinci tabaka «HUTAME»dir ki, burası çok korkunç ve çirkin bir verdir.
Burada münafıklar ebediyyen kalacaklar ve azapları eksilmevip bilâkis artarak yanacaklardır. Nârın şiddetine dayanaayacaklardır.
® Ûy*üT5 Fe mâ asberehüm alennâr (Bakara - 175)
Onlar, ateşin şiddetine dayanamayacaklardır.
Muaz bin Cebel (R.A.) Resûlullah (S.A.V.) e hitaben: «Ya Resûlallah
7.99.
Yevme yünfehu fissüri Fete'tüne efvacen Ayetinin mânası nedir» diye sordu. Mânayı şerifi: «O gün sûr üflendi mi bölük bölük gelirsiniz.» demektir.
Muaz bin Cebel hazretleri ilâve ediyorlar:
«Resûlüllah (S.A.V.) o kadar ağladı ki, bu âyetin mânasını tefsir ederken gözlerinden akan yaşlarla elbisesi ıslandı. Ve şöylece tefsir buyurdular:» diyorlar. «Yâ Muaz! bana bir emr-i azîmden sual ettin decliler.» Ve devam buyurdular. «Benim ümmetim onbir bölük üzere haşrolunurlar. Birinci bölük kabirlerinden elsiz ve ayaksız olarak haşrolur ve huzûr-u izzete öylece gelir. Bir münâdi Allahın vaîdini ehl-i mahşere ilân eder. (Bu elsiz, ayaksız haşrolanlar ahlâksız günahkâr kişilerdir. Bunların uğradığı bu azabın sebebi, bu hainler, Hazreti Muhammed gibi bir nebiyye ümmet olup o mübarek nebî'nin nasihatlarına, okuduğu âyetlere, buyurduğu hadislere ehemmiyet vermeyip, komşularına eza ve cefa eden denîlerdir. Bunların cezaları nâr, girecekleri yer, cehennem dir) diyip nâr'a sevkedileceklerdir» buyurdu. Komşu hakkının ne olduğu, ne gibi bir vebâle sebep olacağını bu hadis-i şerîfin meâlinden de anlayabilirsiniz. Resûlullah (S.A.V.) buyurdu: «Cebrail (A.S.) bana komşu hakkında malûmat verdiği zaman, komşu komşunun malına ortak ve vâris olacak zannettim.» buyurdular. Hazreti Peygamberin yolunda olan bir kimse komşusuna ezâ ve cefa etmez. Yine Resûlullah (S.A.V.) «Komşusu aç iken, karnını doyuran, mü'min değildir»
buyurmuşlardır.
Size islâm büyüklerinin Kur'andan ve hadisten nûrlanıp bizlere öğrettikleri, «komşu hakkına nasıl riayet edileceğini»
bildiren bir kıssayı nakledelim.