Ara
Menü
4 dakikalık okuma

Hazret-i Bilâl-i Habeşi Radiyallahu Anh, müşriklerin azıharından Ümeyye ibni Halef'in kölesi idi. — 2. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 148

Sıddîk Radiyallahu anh beyaz köle ile ikiyüz gümüş para vererek Hazret-i Bilâl'i satın aldı ve Allahu tâlânın rzası için azat etti. Ebû Bekr Sıddîk Radiyallahu anh, Bilâl-i Habeşî'yi alıp götürürken Umeyye, arkadan bir kahkaha atarak, güya onu aldatmış gibi, Sıddik Radiyallahu anh ile alay ediyordu...

Sıddik Radiyallahu anh geriye bakarak, «bu gülmenin se bebi nedir?» dedi. Umeyye gülmeye devam ederek: «Benim in.

dimde iki para etmez siyahî bir köleyi, böyle güzel bir köleile değiştirdiğin gibi, üstelik de bu kadar para verdin. Düpedüz seni aldattım, onun için gülüyorum.» dedi. Sıddîk-ı âzam Radiyallahu anh efendimiz: (Behey ahmak! Kıymetli bir mücevheri, çocuk gibi, bir iki cevize değiştin de haberin yok...) diye cevap verdi. «Evet, Bilâl Radiyallahu anh, haddizâtında, misli olmayan bir cevherdi. Mukabilinde, sana verdigim köle ve para ise, Bilâl Radiyallahu anhın bahasına nibsetle bir iki ceviz gibidir. Zira ben, onun görünüşüne bakmam. Cevherine, hakikatine baka.

rım. Sen ise, Bilâl'in şekline ve rengine, sûretine bakarsın. Ha.

kikati görmekten âcizsin, gafilsin. Bu sebepten, servetimin hepsi Bilâl'e feda olsun» dedi.

Evet, Bilâl Radiyallahu anh, haddizâtında misli olmayan bir cevherdir, bir cevher-i muazzamadır. Onun kıymetini, kad.

rini ancak, Allahu teâlâ ve O'nun Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem bilir. Eğer sen satarken tamah edip, daha mal isteseydin, bütün malımı fedâ edecektim. Yine vermeseydin, o kadar daha borç mal alıp Bilâl için bedel olarak verecektim. Buna rağmen yine de inat etseydin, verdiğim malın birkaç mislini daha borç alıp Bilâl'i senin zulmünden kurtaracaktım. Velhâsıl Bilâl için hesapsız mal verilse yine onun bahası değildir. Bu cihetle Bilâl gibi bir cevheri, elinden pek ucuza aldım. «Elhamdülillâh ki, bu şeref bana nasip oldu.» deyince, Umeyye kâfiri,

«Eyvah, ben ne yaptım, keşke daha fazla para, mal isteseydim.»

diye kahroldu.

Sarraf gerek cevhere, Nadân bilesi değil!

Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Miraçtan döndüğünde, Bilâl Radiyallahu anh'a iltifat edip, «Yâ Bilâl, senin gibi makbul-i Ilâhî olan bir ümmetimin olduğuna hamd ediyorum. Sen öyle Mahbub-ı Habibsin ki...» buyurmuşlar. Işte Hazreti Bilâl Radiyallahu anh böyle bir cevher-i ilâhîdir.

Eshab, bir gün etendimize: « Yâ Resûlallah, Bilâl ne kadar siyah, bunun sebebi nedir?» diye sormuşlar. Saadetle buyurmuşlar ki: «Bilâl'in siyahlığı, yarın cennette hürilerin yüzlerinde ben olacak, hûriler bununla tezyin olacaklardır.» buyurmuşlar. Ve yine buyurmuşlar ki: «Ben sâk-i arşta idim. Bilâl mescide giderken, ayakkabılarının sadasını işittim.» Cennette: «Ey Cennet seni Bilâl'e verdim.» dediğinde Cennet de dedi ki «Yâ Resûlallah Ebû Bekr Sıddik Radiyallahu anhın parası ile alınmış bir köleyi mi verdin! Oysa Mekke kadınlarının birisi bile, ona varmamıştı.» Hazreti Habibullah aleyhisselâm buyurdular ki: Ey Cennet, sen onun siyahlığına nazar etme. Gecenin gündüz üzerine fazileti malûmdur. Bilâl Radiyallahu anh ne diyor, biliyor musun? «Büka'mı başıma bürüyüp kalbimi şevk-i ilâhî ile harekete getirip, seher vakti çektiğim bir âhımı sekiz cennete değişmem. Her ne vakit ki, ciğerimi ve kalbini yakan aşkı Ilâhi ve aşkı Resûl ateşine yandığımda, melâike-i Mukarrebin-i Aşkın hürmetine Ateş-i aşka bırakırım.» diyor dediğinde Cennet, bu haberi, mahbubu hûda efendimizden işittiğinde Hz. Bilâl'in indi Ilâhîde ve indi Resûlde ne büyük bir mevkii olduğunu o vakit anladı.

Velhâsıl cennet ile Bilâl Radiyallahu anh arasında akdi iz.

divaç yapıldı. Yâni sekiz cennet Bilâl Radiyallahu anhın emrine verildi.

Resûlüllah Aleyhisselâm Efendimiz Miraçtan avdetinde, meseleyi Bilâl Radiyallahu anha müjdeledi. Bilâl Radiyallahu

anh Resûlüllah Aleyhisselâmın ayaklarına kapanarak: (Yâ Nebiyallah! Ummetinin menzillerini gördün. Ben kuluna ise cennet makam olmuş) Peygamberimiz Aleyhisselâm da Bilâl'e: «Yâ Bilâl Nasıl memnun oldun mu? Cennetler senin emrine veril.

di.» Hazreti Bilâl Radiyallahu anh dedi ki: (Yâ Resûlallah! Bir kimse senin yüzünü bir kere görmeğe iki cihanı vermez mi? Sekiz cennetin hûrisine, gılmanına, köşküne mi tamah etsin? Se nin cemâl-i mübarekin, bana herşeyden makbuldür. Bana cennet değil, senin nûr-u cemâlin gerek!) Bilâl (R.A.) Habibi Ekrem aleyhisselâma böylesine dost idi; kemâl-i îman da böyle olmak gerektir.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.