Ara
Menü
5 dakikalık okuma

Hazret-i Bilâl-i Habeşi Radiyallahu Anh, müşriklerin azıharından Ümeyye ibni Halef'in kölesi idi. — 1. bölüm

Müstakil anlatıMuzaffer Ozak, İrşad, Cilt 1 · s. 148

Hazret-i Bilâl-i Habeşi Radiyallahu Anh, müşriklerin azıharından Ümeyye ibni Halef'in kölesi idi. Siyahîlerdendi, fakat kalbi nûrdan da ak idi. Ümeyye ibni Halef ise Din-i Islâmın ve Peygamber aleyhisselâmın amansız düşmanlarındandı. Vakta ki, Bilâl-i Habeşî îman ile müşerref oldu. Ümeyye ibni Halef, bunu haber aldıktan sonra, her gün Hazret-i Bilâl Radiyallahu anhı, cebren Islâm dininden döndürmek emeliyle onu kumluğa gütürüp, haddinden ziyâde ezâ ve cefa ederdi. Şöyle ki: Hazreti Bilâl Radiyallahu anhı, güneşin en sıcak zamanında, ateş gibi kızmış kumlara yatırıp, üzerine ağır taşlar koyarak, dikenli bir sopa ile döver ve bu da yetişmiyormuş gibi, ayakları ile teper ve oruluncaya kadar döğdüğüyle yetinmeyip bilâhare Bilâl Radiyallahu anhın mübârek vücuduna diken batırırdı. Dikenlerin açtığı yaralardan sızan kanlarla Bilâl Radiyallahu anhın vücudu perişan hale gelirdi. O halde bile, Hazreti Bilâl Radiyallahu anhın ağzından, Sevgililerin ismi işitilir, (Yâ Ehad! Yâ Ah med!) adâsından başka bir söz çıkmazdı. Hazret-i Bilâl Radiyallahu anhın KALBI AŞK-I ILAHI ve muhabbet-i Muhammedi ile dolmuş idi, bu dikenlerin batırılması ve bu şiddetli dayak Hazret-i Bilâl Radiyallahu anhın aşkını ve îmanını eksiltmek şöyle dursun bilâkis, melânet gördükçe, ezâ ve cefâ arttıkça onun Habibullah aleyhisselâma karşı, îman, aşk ve muhabbetini o nisbette arttırıyordu. O derece ezâ ve cefâ görmesine rağ.

men bir kerre olsun Halef'e tâbi olmadı. Hazret-i Bilâl Radiyallahu anh, Hak yolunda, Muhammed aleyhisselâmın aşkı uğru.

na, canını, cesedini fedâya yemin etmişti.

Kafir Ümeyye ise, her gün Bilâl Radiyallahu anhı, kızgın kumlara gömer, «Ehad, Ahmed» demeye devam edersen, Din-i Islâmdan dönmezsen, ey siyah köle! Seni bundan daha beter döğe döğe, hırpalayıp, sonunda da öldürürüm, diye söylerdi.

Bu kâfir, ezâ ve câfayı arttırdıkça Hazret-i Bilâl Radiyallahu anhın aşkı da o nisbette artar ve onun (Yâ Ehad! Yâ Ahmed!)

feryatları Ümeyye İbni Halef'i çileden çıkarırdı. Ümeyye kâfiri Bilâl Radiyallahu anhı her gün bu şekilde döğmeyi âdet edinmişti. Hazret-i Bilal Radiyallahu anh ise, o hallerde bile

«Ehad, Ahmed» demekle teselli bulur ve bundan zevk duyar.

Günlerden bir gün, Ebâ Bekr Sıddîk Radiyallahu anh oradan geçerken hazin hazin «Yâ Ehad, Yâ Ahmed!» sadâsi kulağına geldi. Mübarek gözleri yaşardı. Şu bîçare, Allah dediği için, sahibi tarafından, bu ezâ ve cefâyı görüyordu. Bütün kabahati Allah birdir demekti. Ne büyük bir suç idi bu! Hele Resûl Aleyhisselâm'a Ahmed diyordu, bu ne cinayetti! Hazret-i Ebû Bekr Sıddîk Radiyallahu anh «Allah» sadâsının geldiği tarafa doğru yürüdü. Baktı ki, Ümeyye'nin kölesi siyahî mü'min Bilâl Radi.

yallahu anh, insafsız Ümeyye'nin işkencesi altında, bîtap bir halde iken bile, dilinden Allahu teâlâ ve Resûl aleyhisselâmın ism-i şerifini zikretmekten geri durmuyor, bunda teselli buluyor, bunun üzerine Hazreti Ebû Bekr Sıddîk Radiyallahu anh ona: «Sabreyle, ya Bilâl!» dedi, «sabreyle...» Aradan bir zaman geçti, bir iş için Ebû Bekr Sıddîk Radiyallahu anh, tekrar ora.

dan geçiyordu, yine dayak faslını ve Bilâl Radıyallahu anhın, hazin hazin inleyerek «Yâ Ehad, Yâ Ahmed!» diye feryat edişini gördü ve dayanamadı, koşarak, huzur-u Resûl Aleyhisselâma geldi ve « Yâ Resûlallah!» Bilâl senin ateş-i aşkına giriftâr olmuştur. Müşrikler Bilâl Radiyallahu anhı çarınıha germişler ve çıplak bedenini dikenli ağaçlarla dövüp, kanlar içinde bırakı yorlar. Vücudunun her bir yerinden kanlar akıyor. Hâin Ümeyye, vurdukça Bilâl Radiyallahu anh «Allahu Ehad, Resûl Ahmed» sözünden başka şey söylemiyor. Hükmü ilâhiyeye teslim olmuş, o cefâ altında sabr ve terekkülle bekliyor. Sıddik Radiyallahu anh, Bilâl Radiyallahu anhın ahvalini anlatırken, Sul.

tan-ı Kevneyn efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Bilâl Radiyalahu anhın kurtarılması için çâre nedir? dediler. Ebû Bekr Sıddik Radiyallahu anh: «Yâ Resûlallah, bunun çâresi Bilâl'i Ümeyye'den satın almaktır. Sahibi her neister ise vermeli, her halde Bilâl Radiyallahu anhı kurtarmalıyız. Zira Bilâl Radiyal lahu anh, esir-i aşkı ilâhîdir. Fakat düşmanının zulmü altında inemektedir. Artık onu zâlimlerin zulmünden kurtarmak bize vâcip oldu.» dedi. Hazreti Resûlüllah alcyhisselâm: «Yâ Ebû Bekr, benim tarafımdan vekil olarak, yarı bahasına benim için ver, ödemek üzere, benim sana borcum olsun. Varın Bilâl'i satın alın» dedi. Ebû Bekr Sıddîk Radiyallahu anh da: «Bu işte, kudretimin yettiği kadar, mal ve paramı sarfedeceğim yâ Resülallah» diye cevap verdi. Sonra 'hemen yola çıktı, Ümeyye'- nin evine varıp, kapısını çaldı.Umeyye kâliri, kapıyı açtığında, Hazret-i Sıddîk Radiyallahu anh, şiddetli bir lisan ile: «Ey Al.

lahın düşmanı! Bu ehlullah Bilâl-i günâhsız olduğu halde, niçin bu derece döversin? Ey din düşmanı! Bu ne hased ve ada vettir? Bu ne düşmanlıktır? Sen, bir Allah dostunu dövmekte.

sin, eğer senin kendi dinine îmânın, ihlâsın ve hürmetin olsay dı, dininde sadık olan bir kimseye, bu derece zulmetmeye vic.

danın rıza göstermezdi. Ona merhamet ederdin. Fakat malûm oldu ki, senin kendi dinine de, putlara da sıdkın îmanın yokmuş.» dedi. Zâlim Umeyye ise: «Madem ki senin merhametin varmış, bu köleyi sana satayım, alır mısın?» dedi. Hazret-i Sıd dîk Radiyallahu anh: «Eğer bu köle diye hakaret ettiğin sultanı, bana satarsan, Allaha bin defa şükür secdesi ederim...» dedi.

Hazreti Sıddik Radiyallahu anhın da gayet güzel, kuvvetli, beyaz, fakat kalbi kara, kötü ruhlu bir kölesi vardı. Umeyye zâlimine, beyaz köleyi sana vereyim, ona mukabil, bu siyah köleyi bana verir misin? dedi. Sonra Ebû Bekr Radiyallahu anh, kendi beyaz kölesini getirdi. Umeyye ibni Halef bu beyaz kölenin iş yaptırılabilecek kuvvette biri olduğunu gördü. Ebû Bekr Sıddik'in Radiyallahu anh, böyle bir köleyi elinden çıkarmak

isteyişine şaştı. Fakat sonra, Bilal Radiyallahu anhı mutlaka satın almak için ona getirdiğini düşününce; zerre kadar kıymet vermediği, hattâ işkence ettiği siyahî kölesi Bilâl Radiyallahu anhı satarken mümkün olduğu kadar kâr etmeyi düşündü.

Zira, Ebû Bekr Sıddik Radiyallahu anhın ne olursa olsun Bi lâl Radiyallahu anhı satın alacağını sezmişti. Bu sebepten ayak diretip, (Beyaz köle üzerine bir miktar da para isterim) dedi.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir menkıbedir. Tarihî bir tutanak gibi değil; yolun hafızasını, değerlerini ve anlatı dilini taşıyan bir rivayet olarak okunmalıdır.