20. anlatı
Yine nakledilmiştir ki: Bir gün, Mevlânâ hazretleri, Ârif Çelebi hazretleri:in annesi Fatma Hatun için oğlu Sultan Veled'e mektup yazıp ona saygı göstermesini ve son derece riayette bulunmasını tavsiye etti. O mektubun sureti şudur:
“Bugün sen oğlumuzun nikâhında bulunan ve hakkında
“Zekeriya ona kefil oldu” (K., III, 37) âyeti (söylenebilen), sana, seni denemek için teslim edilen, şehzademiz, gönül ve gözümüzün ve bütün dünyanın gönül ve gözünün aydınlığı Fatma Hatun'un gözetilmesi için (şunu) vasiyet ediyorum: Umulur ki oğlumuz ona haksızlık etmez. Bir an bile kadının gönlüne “Babamın ölümünden sonra vefasızlık ediyorlar” diye bir düşüncenin girmemesi için oğlumuz ona hiçbir zaman bilerek veya bilmiyerek kötü bir harekette bulunmaz ve ona karşı olan murakabe vazifesini de bırakmaz. O kadın, cevherinin temizliğinden, şehzâdelik unsurundan ve tevarüs ettiği sabırdan dolayı şikâyette bulunmaz; çünkü:
Şiir:
Ördek yavrusu dün doğmuş olsa da, deniz suyu ancak onun göğsüne kadar çıkar.
Fakat Selâhaddin'in temiz olan çocuklarının koruyucusu ilâhi ruhların gözetilmesinden sakınmak lâzımdır. Zira 'Cennette zürriyetlerini biz onlara katarız' (K., LJI, 21) buyurulmuştur. Allah, Allah, Allah, Allah Allah, Allah Allah. Bu babanın, kendinin ve bütün kabilenin yüzünü ak etmek için Fatma Hatunun hatırını aziz tutasın. Her gün ve geceyi, dügün günü ve gecesi gibi bilesin. Sen onu gönül ve can tuzağı ile avlamaya çalış. Onun avlandığını ve artık avlanmağa ihtiyacı kalmadığını zannetme; çünkü bu, işi sathi görenlerin mezhebidir. Bunlar hakkında Kur'an'da “onlar, dünya hayatının dış yüzünü bilirler?” (K., XXX, 6) buyurulmuştur. Fatma Hatun eskiyecek unsurdan değildir. Tanrı'nın ezeli inayeti, onların kapı ve duvarlarını daima nurlu ve ıtırlı bulundurmıyacak kadar az değildir. “İncir, zeytin ve Tur-i Sina ile yemin ederim ki” (K., XCV, 1 -2) âyetinde buyurulan bu yemin cansız şeyler üzerine yapılmıştır. Çocukların kıymeti o dereceye ulaşmıştır ki bir gün Peygamber: 'Ey Ali! Eğer sen, benim ciğerimin toprak üzerinde süründüğünü görseydin ona ne yapardın” buyurdu. Ali: “Buna cevap veremem. Ey Tanrı nın elçisi! Göz çukurumu onun barınağı, kalbimin içini onun sığınağı yap ve yine de nefsimi onda kusur ve cürüm işlemiş-
F: 11. 162 /33
lerden say”, dedi. Peygamber (Tanrı'nın selât ve selâmı onun üzerine olsun): “Fatma benden bir parçadır. Çocuklarımız yeryüzünde yürüyen ciğerlerimizdir,) dedi. O ruhları incitme, bir incitme, yüz ve hattâ bin incitme değil, daha da fazladır.
Şiir:
Dünyadan ve candan geçmek zor değildir. Zor olan, mahalleyi terketmektir.
Şiir:
Bu ayrılık, yüzü sararıp solan âşıkın ayrılığı degil, ruh ve cesedin ayrılığıdır.
Şiir:
Senden hata çıkmıyacağını ben de biliyorum. Fakat âşıkların kalbi kötü düşünceli olur.
Oğlum sen bu vasiyeti gizli ve saklı tutasın ve hiçbir kimseye söylemiyesin. Tanrı daha iyi bilicidir.”
21. anlatı
Yine mahrem dostlar rivayet ettiler ki: Sultan Veled ve Kirake hazretlerinin arasında biraz kırgınlık olmuştu. Mevlânâ hazretleri hemen merhamet buyurup Kirake'den (Tanrı ondan râzı olsun) özür dilemek için kendi mübarek eliyle şu mektubu yazıp Cemaleddin-i Kameri ile gönderdi:
Şiir:
Benim ruhum, senin ruhunla karışıp birleşmiştir. Senin ruhunu inciten her olay beni de incitiyor.
Celâli celil olan Tanrı'yı şahit tutar ve Yüce Tanrı'nın temiz olan zâtına yemin ederim ki, o muhlis çocuğun incinip duyduğu keder ve endişeden bizim keder ve endişemiz on misli fazla olur. Sizin haklarınız ve hakikat nurlarının doğusunun ve şeyhlerin sultanının (Selâhaddin'in) (Tanrı onun ruhunu kutlasın) hakları; ihsanları ve efendilikleri, bu duacının boynuna öyle bir borçtur ki, bu hiçbir teşekkür ve hizmetle eda edilemez. Ona teşekkür, yine Yüce Tanrı'nın hazinesinden istenebilir. Sen çocuğumun bu babadan hiçbir şeyi gizlemiyeceğini, kimden incinirse bana bildireceğini umarım. Ben de inşallah imkân nispetinde yardım etmeyi kendime minnet bilir ve hiç kusur etmem. Eğer aziz oğlum Bahaeddin, sizi incitirse, Tanrı'ya tekrar tekrar yemin ederim ki, gönlümü ondan çeker, onun selâmını almam, benim cenazeme gelmesini istemem. Bunun gibi, ondan başka kim böyle yaparsa ona da aynı muameleyi yaparım. Fakat hiç gam yememeni ve kederlenmemeni istiyorum. Çünkü celâli celil olan Tanrı ve onun kulları sizin yardımcınızdır. Sizin hakkınızda her kim fena söylerse (bil ki), deniz köpeğin ağziyle pislenmez ve şeker dengi bir sineğin konmasiyle kıymetten düşmez. Ve yakinen bilirim ki, eğer bu gibi kimseler “Biz mazlumuz” diyerek yüz bin türlü yemin etseler, yine bence onlar zâlimdirler. Sizi sevmiyen ve duacınız olmıyanları mazlum tanımam ve onların yemin ve özürlerini kabul etmem. Vallahi, billâhi, tallahi sana fena söyliyenin hiçbir özürünü, yeminini, hilesini, ağlamasını kabul etmem. Mazlum sizsiniz. Onun için size hürmet ederler, sizi hanım ve efendizade diye çağırırlar. İster yüzünüze karşı, ister arkanızdan riyasız olarak ayıplanacaklarını düşünmeden kendilerinin mücrim olduklarını üzerlerine alsalar da yine onlar zâlim, siz mazlumsunuz; çünkü sizin ve o sultanın (Selâhaddin) hakkı onların yaptıklarının yüz mislidir. Tanr'ya yemin ederim ki, böyledir, Tanrı'ya yemin ederim ki böyledir. Tanrı bana öyle bir gönül parlaklığı vermiştir ki, eğer ben nezaketim icabı cemaate zorla gülsem, onlar can ve gönülden Hak ile ve Hakkın kulları ile doğru olmadıkça, hilelerini suya atmadıkça, amellerini değiştirmedikçe, Tanrı kullarının ayağının toprağı ve kölesi olmadıkça, yüzlerine karşı ve arkada samimiyet beslemedikçe gönlüm onlara ısınmaz. Bu babanın (yani Mevlânâ'nın) itikadı şudur: İnşallah bu halde ölür ve bu halde mezara giderim. Allah aşkına! Allah aşkına! bu babadan hiçbir şey saklamayınız ve durumu bir bir söyleyin de imkân nispetinde Tanrı'nın yardımı ile size yardım edeyim. Siz Tanrı emanının nüshası ve bu dünyada o sultanın eseri olduğunuz için, o sultanın temiz ruhu sizin bereketiniz ve sebebinizle o 164 /34
âlemden bu âleme binlerce yardımda buluzuyor. Yeryüzü sizin bu feyzinizden hâli kalmasın. Sizin ve çocuklarınızın gönlü kıyamete kadar gam, keder görmesin. Ey âlemlerin rabbi olan Tanrı! Amin.
Şiir:
Selâhaddin'in nuru, yükselsin; âşıkların canlarının gözüne dökülsün.
Lâtif olan ve yolu lütfa uğrıyan her ruh, Selâhaddin'in toprağiyle karışsın.
22. anlatı
Yine bir gün Mevlânâ hazretleri semâda büyük
neşe içinde idi. Şeyh Selâhaddin hazretleri de bir köşede oturmuştu. Mevlânâ şu gazeli söyledi.
Şiir:
Bu son anda dinin salâhı olan Selâhaddin'den başka feryada koşan yok, eğer sen onun sırrının sırrından bir şey biliyorsan, (bunu) kimsenin bilmemesi için ağzını kapat.
Aşkın göğsü koş bir sudur. Canlar o suyun üzerinde çerçöptür.
Onun yüzünü gördüğün vakit soluma; çünkü nefes aynaya ziyan verir.
Güneş âşıkın gönlünden doğar ve âlemin her tarafı nurla dolar.
Ve bunun gibi şahbeyti şeyhin mubarek adı ile süslü olan güzel gazeller söyledi ve bunlar divanlara tesbit edildi.