Ara
Menü

Otuz yıl sonra mürşidiyle karşılaşma

Maksûd Dede etrafında nakledilen anlatı

Tokatlı Maksûd Dede gençliğinde bir sanat sahibiydi. Bir gün Habîb-i Karamânî'nin vaazına katıldı; işittiği sözler gönlüne yerleşince meclis dağıldıktan sonra şeyhin hücresine gidip hizmetinde kalmak istedi. Habîb-i Karamânî murakabeden sonra, “Seni irşad edecek aziz henüz hilâfet seccadesine geçmedi” dedi.

Maksûd Dede bu işaret üzerine on beş yıl memleketinde kaldı; ardından İstanbul'a giderek on beş yıl daha bekledi. Nihayet bir cuma günü Ayasofya'da namaz kıldı, Sünbül Sinan'ın vaazını dinledi ve zikir halkasına katıldı. Otuz yıl önce kendisine bildirilen mürşidin Sünbül Sinan olduğunu anladı. Elini öpmeye vardığında Sünbül Sinan, Habîb-i Karamânî'nin eski sözüne işaret ederek onu kabul etti.

Maksûd Dede yıllarca hizmet ederek yolunu tamamladı; hilâfetle önce Hayrabolu'ya, sonra Siroz'a gitti. Ya'kūb Efendi onu görmek için Siroz'a vardığında şehir kenarında nurlu yüzlü bir ihtiyar kendisini karşıladı ve daha sorulmadan “Oğul, Maksûd'u mu ararsın?” dedi. Böylece Ya'kūb Efendi aradığı kişinin karşısındaki zat olduğunu anladı.

Okuma notu

Bu metin gelenek içinde aktarılan bir anlatıdır. Tarihî olay, belge veya kronolojiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.