Menâkıbnâmenin on ikinci anlatısında Emîr Sultan, Âşık Suyu’ndan abdest alırken çevresindeki dervişlerden biri Bursa halkının onun kimyaya ulaştığını söylediğini bildirir. Emîr Sultan kimyanın iki türünden söz eder: bakırı çeşitli maddelerle altına çevirmeye çalışan sanat ve velîlerin mânevî nefesine nispet edilen kimya.
Rivayete göre iki avucunu suyla doldurur, suyu sağ elinin üzerine döker ve “altın ol” der. Eli, bileğinden dirseğine kadar som altın görünümüne bürünür. Orada bulunan dervişler ve sâlihler bunu görür. Ardından “su ol” buyurmasıyla elinin yeniden eski hâline döndüğü anlatılır.
Emîr Sultan çevresindekilere halkın kendisini kimyanın hangi kısmıyla bildiğini sorar; hazır bulunanlar hayret içinde ellerini ve ayaklarını öper. Bu kayıt maddî kimya öğretisi değil, velâyetin dönüştürücü kudretini anlatan menkıbevî bir motiftir. Önceki “sudan geçme” başlığı kaynakta karşılığı bulunmadığı için düzeltilmiştir.