Menâkıbnâme Sultan Murad’ın çok kıymetli, hızlı ve kusursuz görünüşlü; fakat yanına yaklaşanlara saldırdığı için binilemeyen bir atı bulunduğunu anlatır. At yalnız kendisine bakan seyisi yaklaştırmakta, başkalarını yaralamaya çalışmaktadır. Sultan Murad atı elden çıkarmaya kıyamaz; sonunda onu ancak Emîr Sultan’ın zapt edebileceğini düşünerek bütün takımıyla birlikte hediye gönderir.
Atın ağzına ağır bir gem vurulur, ayakları zincirlenir ve birkaç seyis tarafından güçlükle Emîr Sultan’ın kapısına getirilir. Emîr Sultan bir dervişe, ata kendisinden selâm götürmesini ve önceki sahibinin Allah’ın emrine itaatte gevşek olduğunu, yeni sahibinin ise itaatkâr bulunduğunu söylemesini emreder.
Rivayete göre at bu sözleri işitince üç defa başını sallar; yüzünü yere sürerek teslimiyet gösterir. Bundan sonra edep ve şeriat ölçüsüne bağlı kimseye karşı gelmeyeceği anlatılır. Bu, hayvanın velîyi tanıması ve itaati temasını taşıyan gelenek anlatısıdır; Sultan Murad devrine ait ahır kaydı olarak okunmaz.