Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
Seyyid Mahmud b. Seyyid Bulak b. Seyyid Taki SUfi-i Halveti b. Seyyid Fahreddin b. Seyyid Ali Ekber b. İmam Hasan-ı Aske ri b. İmam Aliyy-i Naki b. İmam Muhammed-i Taki b. İmam Musa Rıza b. İmam Mu sa Kazım b. İmam Ca'fer es-Sadık (radıya'lliıhü anhüm). Tahsilleri ve Nisbetleri: Buhara'da tahsil-i kemalat eylemişlerdir. Hace Muhammed Baba es-Simmasi hazretleri, müşarünileyhi, yüksekliği hasebiyle evladlığa kabul etmiş idi. İntisabları Gavs-ı A'zam bir gün cemaatıyla beraber giderken bir yerde durdu ve Buhara tarafına doğru yönel di. Bu esnada, o beldenin büyüklerinin kokusunu teneffüs ettiğini söyleyerek şöyle dedi: "Benim ve fatımdan yüzelliyedi sene sonra bir kişi doğacak. Bu zat Muhammedi meşrebli ve Bahaeddin Mu hammed en-Nakşıbendi isimlidir. O zat, nimetinin çokluğuyla temeyyüz eder." Gavs'ın dedikleri aynen oldu. Rivayet edilir ki: Şah-ı Nakşıbend, görevi aldığı zaman, şeyhi Emir Gülal'ın telkinlerine de muhatab oldu.
Emir Gü lal kendisine, yüce Allah'ın isimleriyle meşgul olmasını emretti. lsm-i a'zam, kalbine yerleşince, nakşolununca, Şah-ı Nakşıbend'e ınkıbaz hali hasıl oldu. Bunun üzerine Hz. Bahaüddin sahraya çıktı. Tam bu esnada Hızır (a.s.)'ın kendisine doğru geldiğini gör dü. Hz. Şeyh, Hızır'ı karşıladı ve ona selam verdi. Selamdan sonra Hızır, Hz. Bahaeddin'e şöyle dedi: "Ey Bahaeddin! Bana Gavs-ı a'zam'dan, ism-i a'zam hakkında ma'lumat ulaştı. Ben de, sana onu tel kin ediyorum." Bu söz üzerine Hz. Bahaeddin-i Nakşıbend, kendisindeki inkıbaz halinin, Hızır (aleyhi's-selıiın)'ın bereketiyle izale olması için ona doğru yürüdü. Ertesi gece, Şah-ı Nakşıbend, rüyasında Gavs-ı a'zam'ı gördü. Gavs-ı a'zam, sağ elinin parmaklarıy la onun göğsüne doğru işaret etti ve 'lsm-i A'zam'ı batınına nakş etti. Çünkü beş parmak "Allah" lafzının yazılışı gibidir. Hz. Bahaeddin-i Nakşıbend bu esnada öyle birşey gördü ki, onda "Allah" ke limesi şekillenmişti.
Gördüğü bu rüya ülkesinde duyulunca, Hz. Bahaüddin'e bunu tekrar tekrar soruyorlardı. O da ce vap olarak şöyle diyordu: "Bu hal, Gavs-ı a'zam'ın bana nimetler lutfettiği mübarek gecelerdeki feyizlerden bir feyiz, inayet lerden bir inayettir. O geceden beri, bendeki halin değişerek arttığını görüyorum." işte, "Şah-ı Nakşıbendl" isminin şöhret bulması, Gavs-ı a'zam'ın, Hz. Bahaeddin'in'kalbine bunu nakşetmiş olmasındandır. Nitekim o da, müridlerinin kalblerine nakşetmektedir. Hz. Şah-ı Nakşıbend'e, Gavs-ı a'zam'ın: "Ayağım, Allah'ın bütün veli kullarının omuzları üzerin dedir." sözü hakkında ne dersin diye sorduklarında şöyle cevap vermiştir: "Ayağım, yani benim basiretim ve gözüm anlamındadır. " Allah Teala, cümlesinden razı !sun." (H) Hz. Pir Muhammed Bahiieddin Şiih-ı Nakşıbend 31 Emir Gülal'edir. Hace Abdülhalık-ı Gucdüvani'den de iktibas-ı feyz eylemiş idi. Emir Gülal'in halaka-i zikr ü tesbihine devam ettiği halde, Hace Abdülhalık-ı Gucdüva ni'nin /10/ feyz-i rGhaniyyetlerinden iktibas sırasındaki emr ve vasiyyeti üzerine zikr i aleniye dahil olmazlardı.