Envar’a göre Sultan III. Ahmed’in annesi ağır şekilde hastalandığında Nûreddin Cerrâhî saraya davet edildi. Pîrin duası ve nefesiyle hastanın iyileştiği anlatılır; padişah da o gece kendisini Topkapı Sarayı’nda misafir etmek ister.
Akşam vakti şiddetli bir fırtına çıkar ve odadaki balmumlarını yakmak güçleşir. Padişahın kendisine mânalı biçimde baktığını gören Nûreddin Cerrâhî’nin pencereye yönelip “Yâ Hak” diye seslendiği; bunun üzerine fırtınanın dindiği ve şamdanlardaki mumların kendiliğinden alev aldığı nakledilir.
Kaynak, bu hâlin ardından pîrin “Mevlâ zikridir zikri” nakaratlı ilâhisini okuduğunu ve padişahın metnin yazıya geçirilmesini emrettiğini söyler. Böylece menkıbe yalnız keramet anlatısı olarak kalmaz; Cerrâhî zikir ve ilâhi repertuvarında yaşayan bir metnin ortaya çıkış hikâyesine bağlanır.