Gelenek içi anlatı
Bu bölüm kaynak biyografideki bağlamıyla verilir; tarihî biyografiyle aynı kesinlik düzeyinde değerlendirilmez.
Rahm eyle bu memlûkun olan Vassâf’ına
Bekler kerem ü lutfunu yâ Nûreddîn
Mülâhaza:
Âtîde arz eylediğim Şeyh Nasrullâh hakkında Hadîkatü’l-Cevâmi’de
gördüğüm ma’lûmât, elyevm Yıldız Dede Dergâhı şeyhi Nûri Efendi tarafından
bildirilen terceme-i hâliyle muvâfık düşmüyor. Nûri Efendi’nin dediğini yazdığım
gibi, Hadîka’dan da biraz bahs edeyim:
“Yıldız Dede’nin ismi Necmeddîn’dir. Hîn-i fetihte Yıldız hamâmının yeri
kilise imiş, kendisine temlîk olunmuş, o da hamâm yaptırmış, hamâmın külhanında
vefât etmiş, oraya defn olunmuştur. Kabri fi’l-hakîka hamâmın arkasına müsâdiftir.
Bu hamâmda bir kurna vardır ki, şeyh-i mûmâileyh yıkanırmış. El-ân alâmeti vardır.
Merzâ burada yıkanır, hâceti olanlar teberrüken gusl ederler.
Aradan zamânlar geçmiş, Köstendilli Ali Efendi hulefâsından Seyyid Mustafa
Dede, hamâm sâhibi Kemânkeş Muhammed Efendi’den aldığı müsâade ile, hamâm
civârında sâkin olmuş. Sultan Mahmûd Hân-ı evvelin ibtidâ-yı cülûsunda rikâb-ı
Humâyûn’a arzuhâl vererek burada keşfen kendine ma’lûm olan kabrin ihyâsını ricâ
etmiş. Pâdişâh-ı nev-câh, ibtidâ-yı hayr olarak is’âf mes’ûlünü emr edip, kabir keşf
olunmuş. İttisâlinde yeniçeri çorbacılarından onbeş bölük çorbacının hânesi satın
alınarak bir mescid ve türbe ve iki hücre inşâ edilmiştir.”
Hadîka’daki ma’lûmât burada bitti.