Sefîne, Hasan Burhâneddîn'in İstanbul'a dönüşünde doğrudan Cihangir'e yerleşmediğini kaydeder. Önce Eyüp'te Baba Haydar'ın Nakşibendî zâviyesinde dört yıl kadar zâviye-nişîn olarak oturmuş, ancak bundan sonra Tophane tarafına, Cihangir Câmi-i şerîfine nakletmiştir.
Metne göre asıl zâviyesini bu caminin civarında kendisi inşa ettirmiş ve irşâd-ı ibâda orada başlamıştır. Yani Cihangir'deki uzun postnişinlik devri hazır bir tekkenin devralınmasıyla değil, yeni bir yapının kurulmasıyla açılmıştır.
Çerçeve. Bir Halvetî şeyhinin yıllarca bir Nakşibendî zâviyesinde oturması, XVII. yüzyıl İstanbul'unda tarîkat sınırlarının mekân düzeyinde ne kadar geçirgen olduğunu gösterir; zâviye-nişînlik çoğu zaman aidiyetten çok, boşalan bir vakıf görevinin doldurulmasıdır. Bu bölüm kerâmet değil idarî ve mekânsal bir seyir anlatır; menkıbe değil kayıt niteliğindedir. Metinde bu geçiş için verilen yıl rakamının mîlâdî karşılığı bozuk olduğundan burada yıl verilmemiş, yalnız sıralama korunmuştur.