Ara
Menü

Veled Çelebi İzbudak

Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi Evlâd-ı Mevlânâ’dan Necîb Çelebi merhûmun oğludur. Necîb Çelebi, Yenikapı Mevlevîhânesi türbesinde medfûn ve rahmet-i Hakk’a makrûndur. Veled Çelebi, lugaviyyûndan ve fuzalâ vü urefâ vü şuarâ-yı zamândan bir edîb-i nükte- dândır. Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi Efendi b. Mustafa Necîb Çelebi b. Abdurrahmân-ı Râbi’ Çelebi b. Muhammed Bahâeddîn Çelebi b. Ahmed Çelebi b. Abdurrahmân-ı Sâlis Çelebi b. Bayram…

Doğum
1867
Vefat
1953
Unvan
Mevlevî, müellif ve araştırmacı

Hayatı ve irşad çevresi

Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi

Evlâd-ı Mevlânâ’dan Necîb Çelebi merhûmun oğludur. Necîb Çelebi,
Yenikapı Mevlevîhânesi türbesinde medfûn ve rahmet-i Hakk’a makrûndur. Veled
Çelebi, lugaviyyûndan ve fuzalâ vü urefâ vü şuarâ-yı zamândan bir edîb-i nükte-
dândır.
Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi Efendi b. Mustafa Necîb Çelebi b.
Abdurrahmân-ı Râbi’ Çelebi b. Muhammed Bahâeddîn Çelebi b. Ahmed Çelebi b.
Abdurrahmân-ı Sâlis Çelebi b. Bayram Çelebi b. Abdülhalîm-i Evvel Çelebi b.
Abdurrahmân-ı Evvel Çelebi b. Ebû Bekir Çelebi b. Ferruh Çelebi b. Hüsrev Çelebi
b. Kâdî Paşa Muhammed Çelebi b. Cemâleddîn Çelebi b. Âdil-i Sâlis Çelebi b. Ârif-i
Sânî Çelebi b. Âdil-i Ekber Çelebi b. Ulu Ârif Çelebi b. Sultân Veled b. Hz.
Mevlânâ
(azzema’llâhu zikrahû ve kaddesa’llâhu esrârahum).
Terceme-i hâlleriyle tezyîn-i sahîfe eylemek ârzûsunda bulunarak
kendilerinden bi’l-vâsıta ba’zı mertebe ma’lûmât istedim. Aradan zamân geçtiği hâlde
ricâmı is’âf buyurmadılar. Sefîne’mize zamânımız ricâlinin terâcim-i ahvâlini de
yazmak mecbûriyyeti olduğundan, bu yoldaki mürâcaatımıza karşı âsâr-ı istiğnâ vü
terâhî gösterilmesine diyecek sözüm yok; istediğim ne ihsândır, ne de sadakadır. Hem
kendine, hem kendime vesîle-i rahmet olacak bir ma’lûmâtı Sefîne’ye dercden
ibârettir. Ulu zevât, garaz ve ıvazdan hâlî olarak, “Fülân adam bizi eserine yazmak
istemiş, uluvv-i himmetine müteşekkiriz, is’âf mes’ûlüne gayret-kâr olmak
insâniyyeten lâzımdır.” nazariyyesiyle şitâbân olmaları iktizâ eylerken, tarîk-ı
istiğnâya sâlik olmaları, doğrusu nazar-ı iltifât ile görülmez.
Mektûblar yazmak, posta
ile alınması mefrûz cevâb-nâmenin zarfına bile tarafımdan pul yapıştırılıp o zâtı
masrafa sokmamak ve ale’l-ekser vapur, şümendüfer masrafı ihtiyâr ile mahall-i
ikâmetlerine kadar gitmek, zamân zâyî’ eylemek gibi fedâ-kârlığa karşı hüsn-i
mukâbele görmeyince mahzûn olmuyorum, der isem yalan söylemiş olurum.
Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzî değil
Çekdiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir
Tezkire-i Fatîn’e zeyl yazmakla meşgûl eâzım-ı üdebâ-yı zamândan İbnü’l-
Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi dahi aynı derd ile müteessirdir. Ba’zan bu bâbda
hasb-i hâl ederiz. Müşârünileyh asabiyyü’l-mizâc olduklarından, ziyâda
mütehevvir olurlar; “Eserimde o gibilerin hâlini ahlâfa teşhîr edeceğim.” diyorlar ki,
hakları vardır. Zîrâ bizler, ne paralarından, ne eşyâlarından hiçbir şey isteyenlerden
değiliz. Allah rızâsı için bir eser yazıyoruz. Cenâb-ı Hakk’ın o gibilere ihsân
buyurduğu meziyyât-ı fâzılayı takdîr ile, onlardan eserlerimizde bahs etmek istiyoruz.
Edilecek fedâkârlık suâllerimize doğru cevâb vermekten ibârettir. Yoksa indî olarak
yazacağımız bir bahsin sıdka, kizbe ihtimâli olduğundan ahlâfa doğru ma’lûmât ile
hizmet etmek isteriz.
Ehl-i istiğnâya yâ Rab vir biraz insâf sen
Her ne ise sadede rücû’ edelim:
İstediğimiz ma’lûmâtı müşârünileyh, bir gün olur verirse onu derc ederiz.
Kendisi hakkındaki ma’lûmât ve istitlââtım şundan ibârettir:
Târîh-i velâdeti 1284/(1867-68) olduğu Remzî Dede’nin Târîhce-i Aktâb’da
görülen şu beyitlerinden nümâyândır:
Bahâeddîn Veled sâhib-fazîlet
Odur seccâde-pîrâ-yı tarîkat
Binikiyüz ile seksendörtde dehre
Gelüp âsârı virdi dehre behre
Halîm-i evvelin sâbi’ hafîdi
Kemâlât ehlinin şeyh-i ferîdi
Veled Çelebi’nin ilm ü edebe ziyâde meyli vardır. İyi tahsîl görmüştür. Bir
zamân Bâb-ı Âlî’de Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi’ne devâm eylemiş, orada hayli
müddet hizmetle mazhar-ı terakkî olmuştur. Bu sıralarda sahâif-i matbûâtta mühim
makâleleri görülürdü. Tarîkaten nisbeti Bahâriyye Mevlevî şeyhi Hüseyin Fahreddîn
Efendi’yedir. Galata Mevlevîhânesi meşîhati vekâleti uhde-i fâzılânelerine tevcîh
edildi. Burada bir müddet bulundular. Sonra 169. sahîfede bahs eylediğim vechle,
Galata Mevlevîhânesi şeyhi Muhammed Atâullâh Efendi’nin yerine asâleten geçtiler.
(Hâl-i hayâtında yerine âharının ta’yîni Atâullâh Efendi’nin bâis-i teessür ü irtihâli
olmuştur.)
Burada Veled Çelebi, Mesnevî-i şerîf okuturlardı. Gider, dinler, müstefîd
olurdum. Tâ ki Meşrûtiyyet devri geldi, Konya’daki Çelebi Abdülhâlîm Efendi
İstanbul’a geldi. Burada gençliği ve lâubâlîliği netîcesi çelebilikle gayr-i kâbil-i
te’lîf ba’zı hâlâtı görülüp, devletçe çelebilikten azl ve İstanbul’da ikâmete me’mûr
edilince, Veled Çelebi Konya’da, Âsitâne-i Pîr’de seccâde-nişîn-i meşîhat
olmuşlardır.
Yine Remzî Dede’nin âtîdeki manzûmesinden Halîm Çelebi’nin infisâli
1328/(1910), tekrâr meşîhate iâdeten ta’yîni 1337/(1919) senelerinde olduğu Veled
Çelebi’nin dokuz sene kadar çelebilik makâmında kaldıkları nümâyândır:
Halîm-i evvelin sânîsi geldi
Sene binikiyüz doksan bir idi
Cenâb-ı Vâhid’in mahdûmudur bu
Makâmda üç sene kaldıkda yâ hû
Vukû’-ı infisâli bâ-irâde
Bin üçyüz yinrmi sâli hem sekizde
Bin üçyüzle otuzyedi olup sâl
Tebeddül eyledi dünyâda ahvâl
Yine Abdülhalîm bâ-işâret
Makâm-ı ceddine geldi nihâyet
Yerlerine ise Üsküdar Mevlevî şeyhi Ahmed Celâleddîn Dede Efendi’yi
getirmişlerdir ki, bahsi geçmiştir.
Veled Çelebi ilm ü irfân ile mümtâz ve beyne’l-üdebâ ser-efrâz olduklarından
bu makâma revnak vermişlerdir. Pâdişâh-ı zamân Mehmed Reşâd Hân-ı hâmis
merhûmun, Yenikapı Mevlevî şeyhi Osmân Efendi merhûma intisâb-ı kadîmi olmak
ve Mevlevî bulunmak hasebiyle Veled Çelebi’nin devre-i meşîhati parlak olarak güzer
eyledi; hattâ Konya’dan İstanbul’a da’vet-i pâdişâhî ile geldi. Topkapı Sarayı’nda
Mecîdiyye Köşkü’nde pâdişâh nâmına misâfir edildi ve dâimâ huzûr-ı pâdişâhîye
kabûl olunur ve hazret-i pâdişâh ile müsâhebât-ı tasavvufiyyede bulunurdu..
Pâdişâhın irtihâlinde Abdülhalîm Çelebi tekrâr Âsitâne-i Pîr’e çelebi olmak
ümniyyesiyle müddeiyyâtına devâm ve şiddetle ikdâm ediyordu. İnkilâb-ı saltanatın
te’sîrinden bi’l-istifâde muvaffak oldu, Veled Çelebi açıkta kaldı, Abdülhalîm Çelebi
yine çelebi oldu.
Veled Çelebi, Âsitâne-i Pîr’de iken imzâsını şöyle atardı:
“ed-Dâî el-Hakîr el-Fakîr İbn-i Hz. Mevlânâ eş-Şeyh Huccetu’llâh
Muhammed Bahâeddîn Veled Hâdimü’s-sâdâti’l-Mevleviyye fi’l-âsitâneti’l-kudsiyye.”
Nitekim, Şeyh Gâlib’in terceme-i hâli sırasında aynen kitabımıza telsîk
eylediğim Hak gazatesindeki makâle-i mufassalası zîrindeki imzâ bunun aynıdır. Bu
makâleyi okuyanlar Veled Çelebi’nin sâha-i edibeyyâtta ne mühim bir müdekkik-i
ârif olduğuna hükm ederler. Cidden takdîr ve iftihâr olunur.
Galata Mevlevîhânesi — XVIII. yüzyıl ön cephe gravürü
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASIGalata Mevlevîhânesi — XVIII. yüzyıl ön cephe gravürü

Galata Mevlevîhânesi’nin XVIII. yüzyıldaki ön cephesini gösteren tarihî gravür. Mimari ayrıntılar, üretildiği dönemin görsel tanıklığı olarak değerlendirilmelidir.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Aradan zamân geçtiği hâlde ricâmı is’âf buyurmadılar. Sefîne’mize zamânımız ricâlinin terâcim-i ahvâlini de yazmak mecbûriyyeti olduğundan, bu yoldaki mürâcaatımıza karşı âsâr-ı istiğnâ vü terâhî gösterilmesine diyecek sözüm yok; istediğim ne ihsândır, ne de sadakadır. Hem kendine, hem kendime vesîle-i rahmet olacak bir ma’lûmâtı Sefîne’ye dercden ibârettir.

Metni gösterMetni daralt

Aradan zamân geçtiği hâlde ricâmı is’âf buyurmadılar. Sefîne’mize zamânımız ricâlinin terâcim-i ahvâlini de yazmak mecbûriyyeti olduğundan, bu yoldaki mürâcaatımıza karşı âsâr-ı istiğnâ vü terâhî gösterilmesine diyecek sözüm yok; istediğim ne ihsândır, ne de sadakadır. Hem kendine, hem kendime vesîle-i rahmet olacak bir ma’lûmâtı Sefîne’ye dercden ibârettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 2

Hem kendine, hem kendime vesîle-i rahmet olacak bir ma’lûmâtı Sefîne’ye dercden ibârettir. Ulu zevât, garaz ve ıvazdan hâlî olarak, “Fülân adam bizi eserine yazmak istemiş, uluvv-i himmetine müteşekkiriz, is’âf mes’ûlüne gayret-kâr olmak insâniyyeten lâzımdır.” nazariyyesiyle şitâbân olmaları iktizâ eylerken, tarîk-ı istiğnâya sâlik olmaları, doğrusu nazar-ı iltifât ile görülmez. Mektûblar yazmak, posta ile alınması mefrûz cevâb-nâmenin zarfına bile tarafımdan pul yapıştırılıp o zâtı masrafa sokmamak ve ale’l-ekser vapur, şümendüfer masrafı ihtiyâr ile mahall-i ikâmetlerine kadar gitmek, zamân zâyî’ eylemek gibi fedâ-kârlığa karşı hüsn-i mukâbele görmeyince mahzûn olmuyorum, der isem yalan söylemiş olurum.

Metni gösterMetni daralt

Hem kendine, hem kendime vesîle-i rahmet olacak bir ma’lûmâtı Sefîne’ye dercden ibârettir. Ulu zevât, garaz ve ıvazdan hâlî olarak, “Fülân adam bizi eserine yazmak istemiş, uluvv-i himmetine müteşekkiriz, is’âf mes’ûlüne gayret-kâr olmak insâniyyeten lâzımdır.” nazariyyesiyle şitâbân olmaları iktizâ eylerken, tarîk-ı istiğnâya sâlik olmaları, doğrusu nazar-ı iltifât ile görülmez. Mektûblar yazmak, posta ile alınması mefrûz cevâb-nâmenin zarfına bile tarafımdan pul yapıştırılıp o zâtı masrafa sokmamak ve ale’l-ekser vapur, şümendüfer masrafı ihtiyâr ile mahall-i ikâmetlerine kadar gitmek, zamân zâyî’ eylemek gibi fedâ-kârlığa karşı hüsn-i mukâbele görmeyince mahzûn olmuyorum, der isem yalan söylemiş olurum.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 3

Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzî değil Çekdiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir Tezkire-i Fatîn’e zeyl yazmakla meşgûl eâzım-ı üdebâ-yı zamândan İbnü’l- Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi dahi aynı derd ile müteessirdir. Müşârünileyh asabiyyü’l-mizâc olduklarından, ziyâda mütehevvir olurlar; “Eserimde o gibilerin hâlini ahlâfa teşhîr edeceğim.” diyorlar ki, hakları vardır. Zîrâ bizler, ne paralarından, ne eşyâlarından hiçbir şey isteyenlerden değiliz.

Metni gösterMetni daralt

Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzî değil Çekdiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir Tezkire-i Fatîn’e zeyl yazmakla meşgûl eâzım-ı üdebâ-yı zamândan İbnü’l- Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi dahi aynı derd ile müteessirdir. Müşârünileyh asabiyyü’l-mizâc olduklarından, ziyâda mütehevvir olurlar; “Eserimde o gibilerin hâlini ahlâfa teşhîr edeceğim.” diyorlar ki, hakları vardır. Zîrâ bizler, ne paralarından, ne eşyâlarından hiçbir şey isteyenlerden değiliz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 4

Zîrâ bizler, ne paralarından, ne eşyâlarından hiçbir şey isteyenlerden değiliz. Cenâb-ı Hakk’ın o gibilere ihsân buyurduğu meziyyât-ı fâzılayı takdîr ile, onlardan eserlerimizde bahs etmek istiyoruz. Edilecek fedâkârlık suâllerimize doğru cevâb vermekten ibârettir.

Metni gösterMetni daralt

Zîrâ bizler, ne paralarından, ne eşyâlarından hiçbir şey isteyenlerden değiliz. Cenâb-ı Hakk’ın o gibilere ihsân buyurduğu meziyyât-ı fâzılayı takdîr ile, onlardan eserlerimizde bahs etmek istiyoruz. Edilecek fedâkârlık suâllerimize doğru cevâb vermekten ibârettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 5

Ehl-i istiğnâya yâ Rab vir biraz insâf sen Her ne ise sadede rücû’ edelim: İstediğimiz ma’lûmâtı müşârünileyh, bir gün olur verirse onu derc ederiz. Kendisi hakkındaki ma’lûmât ve istitlââtım şundan ibârettir: Târîh-i velâdeti 1284/(1867-68) olduğu Remzî Dede’nin Târîhce-i Aktâb’da görülen şu beyitlerinden nümâyândır: Bahâeddîn Veled sâhib-fazîlet Odur seccâde-pîrâ-yı tarîkat Binikiyüz ile seksendörtde dehre Gelüp âsârı virdi dehre behre Halîm-i evvelin sâbi’ hafîdi Kemâlât ehlinin şeyh-i ferîdi Veled Çelebi’nin ilm ü edebe ziyâde meyli vardır. Bir zamân Bâb-ı Âlî’de Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi’ne devâm eylemiş, orada hayli müddet hizmetle mazhar-ı terakkî olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Ehl-i istiğnâya yâ Rab vir biraz insâf sen Her ne ise sadede rücû’ edelim: İstediğimiz ma’lûmâtı müşârünileyh, bir gün olur verirse onu derc ederiz. Kendisi hakkındaki ma’lûmât ve istitlââtım şundan ibârettir: Târîh-i velâdeti 1284/(1867-68) olduğu Remzî Dede’nin Târîhce-i Aktâb’da görülen şu beyitlerinden nümâyândır: Bahâeddîn Veled sâhib-fazîlet Odur seccâde-pîrâ-yı tarîkat Binikiyüz ile seksendörtde dehre Gelüp âsârı virdi dehre behre Halîm-i evvelin sâbi’ hafîdi Kemâlât ehlinin şeyh-i ferîdi Veled Çelebi’nin ilm ü edebe ziyâde meyli vardır. Bir zamân Bâb-ı Âlî’de Matbûât-ı Dâhiliyye Kalemi’ne devâm eylemiş, orada hayli müddet hizmetle mazhar-ı terakkî olmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Öğütleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Terceme-i hâlleriyle tezyîn-i sahîfe eylemek ârzûsunda bulunarak kendilerinden bi’l-vâsıta ba’zı mertebe ma’lûmât istedim. Aradan zamân geçtiği hâlde ricâmı is’âf buyurmadılar. Sefîne’mize zamânımız ricâlinin terâcim-i ahvâlini de yazmak mecbûriyyeti olduğundan, bu yoldaki mürâcaatımıza karşı âsâr-ı istiğnâ vü terâhî gösterilmesine diyecek sözüm yok; istediğim ne ihsândır, ne de sadakadır.

Metni gösterMetni daralt

Terceme-i hâlleriyle tezyîn-i sahîfe eylemek ârzûsunda bulunarak kendilerinden bi’l-vâsıta ba’zı mertebe ma’lûmât istedim. Aradan zamân geçtiği hâlde ricâmı is’âf buyurmadılar. Sefîne’mize zamânımız ricâlinin terâcim-i ahvâlini de yazmak mecbûriyyeti olduğundan, bu yoldaki mürâcaatımıza karşı âsâr-ı istiğnâ vü terâhî gösterilmesine diyecek sözüm yok; istediğim ne ihsândır, ne de sadakadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 2

Ulu zevât, garaz ve ıvazdan hâlî olarak, “Fülân adam bizi eserine yazmak istemiş, uluvv-i himmetine müteşekkiriz, is’âf mes’ûlüne gayret-kâr olmak insâniyyeten lâzımdır.” nazariyyesiyle şitâbân olmaları iktizâ eylerken, tarîk-ı istiğnâya sâlik olmaları, doğrusu nazar-ı iltifât ile görülmez. Mektûblar yazmak, posta ile alınması mefrûz cevâb-nâmenin zarfına bile tarafımdan pul yapıştırılıp o zâtı masrafa sokmamak ve ale’l-ekser vapur, şümendüfer masrafı ihtiyâr ile mahall-i ikâmetlerine kadar gitmek, zamân zâyî’ eylemek gibi fedâ-kârlığa karşı hüsn-i mukâbele görmeyince mahzûn olmuyorum, der isem yalan söylemiş olurum. Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzî değil Çekdiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir Tezkire-i Fatîn’e zeyl yazmakla meşgûl eâzım-ı üdebâ-yı zamândan İbnü’l- Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi dahi aynı derd ile müteessirdir.

Metni gösterMetni daralt

Ulu zevât, garaz ve ıvazdan hâlî olarak, “Fülân adam bizi eserine yazmak istemiş, uluvv-i himmetine müteşekkiriz, is’âf mes’ûlüne gayret-kâr olmak insâniyyeten lâzımdır.” nazariyyesiyle şitâbân olmaları iktizâ eylerken, tarîk-ı istiğnâya sâlik olmaları, doğrusu nazar-ı iltifât ile görülmez. Mektûblar yazmak, posta ile alınması mefrûz cevâb-nâmenin zarfına bile tarafımdan pul yapıştırılıp o zâtı masrafa sokmamak ve ale’l-ekser vapur, şümendüfer masrafı ihtiyâr ile mahall-i ikâmetlerine kadar gitmek, zamân zâyî’ eylemek gibi fedâ-kârlığa karşı hüsn-i mukâbele görmeyince mahzûn olmuyorum, der isem yalan söylemiş olurum. Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzî değil Çekdiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir Tezkire-i Fatîn’e zeyl yazmakla meşgûl eâzım-ı üdebâ-yı zamândan İbnü’l- Emîn Mahmûd Kemâl Beyefendi dahi aynı derd ile müteessirdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 1

Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi Evlâd-ı Mevlânâ’dan Necîb Çelebi merhûmun oğludur. Necîb Çelebi, Yenikapı Mevlevîhânesi türbesinde medfûn ve rahmet-i Hakk’a makrûndur. Veled Çelebi, lugaviyyûndan ve fuzalâ vü urefâ vü şuarâ-yı zamândan bir edîb-i nükte- dândır.

Metni gösterMetni daralt

Muhammed Bahâeddîn Veled Çelebi Evlâd-ı Mevlânâ’dan Necîb Çelebi merhûmun oğludur. Necîb Çelebi, Yenikapı Mevlevîhânesi türbesinde medfûn ve rahmet-i Hakk’a makrûndur. Veled Çelebi, lugaviyyûndan ve fuzalâ vü urefâ vü şuarâ-yı zamândan bir edîb-i nükte- dândır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 2

Tâ ki Meşrûtiyyet devri geldi, Konya’daki Çelebi Abdülhâlîm Efendi İstanbul’a geldi. Burada gençliği ve lâubâlîliği netîcesi çelebilikle gayr-i kâbil-i te’lîf ba’zı hâlâtı görülüp, devletçe çelebilikten azl ve İstanbul’da ikâmete me’mûr edilince, Veled Çelebi Konya’da, Âsitâne-i Pîr’de seccâde-nişîn-i meşîhat olmuşlardır. Yine Remzî Dede’nin âtîdeki manzûmesinden Halîm Çelebi’nin infisâli 1328/(1910), tekrâr meşîhate iâdeten ta’yîni 1337/(1919) senelerinde olduğu Veled Çelebi’nin dokuz sene kadar çelebilik makâmında kaldıkları nümâyândır: Halîm-i evvelin sânîsi geldi Sene binikiyüz doksan bir idi Cenâb-ı Vâhid’in mahdûmudur bu Makâmda üç sene kaldıkda yâ hû Vukû’-ı infisâli bâ-irâde Bin üçyüz yinrmi sâli hem sekizde Bin üçyüzle otuzyedi olup sâl Tebeddül eyledi dünyâda ahvâl Yine Abdülhalîm bâ-işâret Makâm-ı ceddine geldi nihâyet Yerlerine ise Üsküdar Mevlevî şeyhi Ahmed Celâleddîn Dede Efendi’yi getirmişlerdir ki, bahsi geçmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Tâ ki Meşrûtiyyet devri geldi, Konya’daki Çelebi Abdülhâlîm Efendi İstanbul’a geldi. Burada gençliği ve lâubâlîliği netîcesi çelebilikle gayr-i kâbil-i te’lîf ba’zı hâlâtı görülüp, devletçe çelebilikten azl ve İstanbul’da ikâmete me’mûr edilince, Veled Çelebi Konya’da, Âsitâne-i Pîr’de seccâde-nişîn-i meşîhat olmuşlardır. Yine Remzî Dede’nin âtîdeki manzûmesinden Halîm Çelebi’nin infisâli 1328/(1910), tekrâr meşîhate iâdeten ta’yîni 1337/(1919) senelerinde olduğu Veled Çelebi’nin dokuz sene kadar çelebilik makâmında kaldıkları nümâyândır: Halîm-i evvelin sânîsi geldi Sene binikiyüz doksan bir idi Cenâb-ı Vâhid’in mahdûmudur bu Makâmda üç sene kaldıkda yâ hû Vukû’-ı infisâli bâ-irâde Bin üçyüz yinrmi sâli hem sekizde Bin üçyüzle otuzyedi olup sâl Tebeddül eyledi dünyâda ahvâl Yine Abdülhalîm bâ-işâret Makâm-ı ceddine geldi nihâyet Yerlerine ise Üsküdar Mevlevî şeyhi Ahmed Celâleddîn Dede Efendi’yi getirmişlerdir ki, bahsi geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 3

Topkapı Sarayı’nda Mecîdiyye Köşkü’nde pâdişâh nâmına misâfir edildi ve dâimâ huzûr-ı pâdişâhîye kabûl olunur ve hazret-i pâdişâh ile müsâhebât-ı tasavvufiyyede bulunurdu.. Pâdişâhın irtihâlinde Abdülhalîm Çelebi tekrâr Âsitâne-i Pîr’e çelebi olmak ümniyyesiyle müddeiyyâtına devâm ve şiddetle ikdâm ediyordu. İnkilâb-ı saltanatın te’sîrinden bi’l-istifâde muvaffak oldu, Veled Çelebi açıkta kaldı, Abdülhalîm Çelebi yine çelebi oldu.

Metni gösterMetni daralt

Topkapı Sarayı’nda Mecîdiyye Köşkü’nde pâdişâh nâmına misâfir edildi ve dâimâ huzûr-ı pâdişâhîye kabûl olunur ve hazret-i pâdişâh ile müsâhebât-ı tasavvufiyyede bulunurdu.. Pâdişâhın irtihâlinde Abdülhalîm Çelebi tekrâr Âsitâne-i Pîr’e çelebi olmak ümniyyesiyle müddeiyyâtına devâm ve şiddetle ikdâm ediyordu. İnkilâb-ı saltanatın te’sîrinden bi’l-istifâde muvaffak oldu, Veled Çelebi açıkta kaldı, Abdülhalîm Çelebi yine çelebi oldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 4

İnkilâb-ı saltanatın te’sîrinden bi’l-istifâde muvaffak oldu, Veled Çelebi açıkta kaldı, Abdülhalîm Çelebi yine çelebi oldu. Veled Çelebi, Âsitâne-i Pîr’de iken imzâsını şöyle atardı: “ed-Dâî el-Hakîr el-Fakîr İbn-i Hz. Mevlânâ eş-Şeyh Huccetu’llâh Muhammed Bahâeddîn Veled Hâdimü’s-sâdâti’l-Mevleviyye fi’l-âsitâneti’l-kudsiyye.” Nitekim, Şeyh Gâlib’in terceme-i hâli sırasında aynen kitabımıza telsîk eylediğim Hak gazatesindeki makâle-i mufassalası zîrindeki imzâ bunun aynıdır.

Metni gösterMetni daralt

İnkilâb-ı saltanatın te’sîrinden bi’l-istifâde muvaffak oldu, Veled Çelebi açıkta kaldı, Abdülhalîm Çelebi yine çelebi oldu. Veled Çelebi, Âsitâne-i Pîr’de iken imzâsını şöyle atardı: “ed-Dâî el-Hakîr el-Fakîr İbn-i Hz. Mevlânâ eş-Şeyh Huccetu’llâh Muhammed Bahâeddîn Veled Hâdimü’s-sâdâti’l-Mevleviyye fi’l-âsitâneti’l-kudsiyye.” Nitekim, Şeyh Gâlib’in terceme-i hâli sırasında aynen kitabımıza telsîk eylediğim Hak gazatesindeki makâle-i mufassalası zîrindeki imzâ bunun aynıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 5

Veled Çelebi, Âsitâne-i Pîr’de iken imzâsını şöyle atardı: “ed-Dâî el-Hakîr el-Fakîr İbn-i Hz. Mevlânâ eş-Şeyh Huccetu’llâh Muhammed Bahâeddîn Veled Hâdimü’s-sâdâti’l-Mevleviyye fi’l-âsitâneti’l-kudsiyye.” Nitekim, Şeyh Gâlib’in terceme-i hâli sırasında aynen kitabımıza telsîk eylediğim Hak gazatesindeki makâle-i mufassalası zîrindeki imzâ bunun aynıdır. Bu makâleyi okuyanlar Veled Çelebi’nin sâha-i edibeyyâtta ne mühim bir müdekkik-i ârif olduğuna hükm ederler.

Metni gösterMetni daralt

Veled Çelebi, Âsitâne-i Pîr’de iken imzâsını şöyle atardı: “ed-Dâî el-Hakîr el-Fakîr İbn-i Hz. Mevlânâ eş-Şeyh Huccetu’llâh Muhammed Bahâeddîn Veled Hâdimü’s-sâdâti’l-Mevleviyye fi’l-âsitâneti’l-kudsiyye.” Nitekim, Şeyh Gâlib’in terceme-i hâli sırasında aynen kitabımıza telsîk eylediğim Hak gazatesindeki makâle-i mufassalası zîrindeki imzâ bunun aynıdır. Bu makâleyi okuyanlar Veled Çelebi’nin sâha-i edibeyyâtta ne mühim bir müdekkik-i ârif olduğuna hükm ederler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.