HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
ŞEYH HACI HALİL AKİF EFENDİ
Ankara'da neşr-i feyz eylemiş mşayih-ı kiram-ı Şa'baniyye'dendir. Şeyhi Seyyid Efendi nam zattır. Alim, arif, mücahit bir zat-ı kerimü's-sıfat idi. Ankara'da bir mes cidi ihya ile orada cem'iyyet-i zikr teşkil ederdi. Dervişleriyle maan Haremeyn-i muh teremeyni ziyaret emeliyle l stanbul'a gelip, buradan ol canib-i al'iye azimet etmiş ve memleketine İzmir tankıyla avdet etmiştir. Sinnen elliyedi, ellisekiz raddesinde iken 1 3 1 2/( 1894-95 ) senesinde orada azm-i alem-i beka eyledi.
(Kuddise sırruhU) MUALLİM KAZIM BEY Balada tercüme-i halini yazdığım Ahmed Şükrü Efendi hazretlerinin damad-ı muhteremleri ve müşarünileyh Şeyh Hacı Halil Akif Efendi'nin nail-i feyzidir. Pede ri lşkodralı Mustafa Bey'dir. lstanbul'da Edirnekapısı Mezaristanı'nda medfûndur. 76. Şeyh Behcet Efendi pederimiz, Fatih dersiamlarından ders vekili Hal is Efend i merhumun talebesi olduğunu söyledi ler.
Kazım Bey 1 1 Zi'l-hicce 1 288/( 20 Şubat 1 872) tarihinde lstanbul'da Fethiye'de Draman Mahallesi'nde doğmuş, Hafız Paşa Mekteb-i İbtidaisi'nde ve Fatih Rüşdi-i Askerisi'nde ve Darüşşafaka'da ikmal-i tahsil ile 1 308/( 1 890-9 l ) 'de neş'et ederek Telgraf Posta Muhasebe Kalemi'ne ve bi'l-ahare Musiki Istılahatı nam eseri te'lifin den dolayı Musika-i Humayun'a çırağ edilmiş, birbuçuk sene sonra 1 3 1 1/( 1 893- 94 )'de Maarif Nezareti'nde Meclis-i Kebir-i Maarif huzurunda bi'l-imtihan Ankara İ'dadisi Türkçe Usul Defteri ve Coğrafya muallimliklerine ta'yin olunmuştur.
İşte bu sırada aziz-i müşarünileyhe intisab ve ikinci esmaya kadar feyz-yab olmuştur. Dokuz buçuk ay sonra 1 3 1 2/( 1 894-95 )'de İstanbul'da Topkapı Rüşdisi Farisi ve riyazi mua:l limliklerine ta'yin ve Merdin riyazi muallimliği de uhdesine tevcih olundu. Maarif Mektubi ve Sicil Kalemlerinde de hizmeti sebk ederek mümeyyizliğe irtika eyledi. Sonra Maarif müfettişi oldu. Ba'de'l-Meşrı1tiyye İstanbul, Kabataş, Üsküdar Bezm-i Alem zükur ve inas sultanilerinde musiki tedrisatıyla ifa-yı vazife eylemiştir. 1 3 1 2/( 1 894-95)'de Ahmed Şükrü Efendi'ye damad oldular.
Musiki intisabları, meş hı1r alim Mevlevi Zekai Dede Efendi merhumdandır. Kazım Beyefendi buyuruyorlar ki: "Avan-ı saba.verimde tahminen oniki yaşlarında iken büyük pederimle Küçük mustafapaşa'da kibar-ı meşayıh-ı Ruffüyye'den Karasarıklı İbrahim Efendi Derga hı'na giderdik. O zaman dergahın şeyhi Ali Efendi idi . Teberrüken arakıyye giydim. Mektebde tahsilim hengamında, ta ki musiki sınıfına gelinceye kadar kendimin mu siki ile alaka-dar olduğumu bilmezdim.
Hocam merhfimdan gördüğüm kemalata hay ran olarak ilm-i musiki ameliyyatıyla iştigal etmekte iken diğer taraftan tahsil-i ilm ü fendeki terakkiyyatın ilcaatı hasebiyle hoca merhumdan musikinin /1 16/ dahi el bette ibtina eylediği esasat u nazariyyat hakkında eslafın yazmış oldukları asardan su al-cevab ederek, kendilerinden şifahen ahz-ı ma'lumat etmekle beraber kevseri edva rı, Safiyyüddin Abdülmü'min'in vücuda getirdiği diğer bir edvar ile Yenikapı Mevle vihanesi kütüphanesindeki Şeyh Abdülbaki Dede merhumun yazdığı diğer bir edvar, üstad- ı merhum tarafından nazar-ı ıttılfüma vaz' edilmiştir.
Bunun üzerine 1 305/( 1 887-88) tarihinden i'tibaren gerek hocamdan öğrendiğim, gerek mezkur ed vardan gördüğüm hakayık u dakayık-ı musikıyyeyi yazmak suretiyle, Hayatü'l-Ervah namında bir eser-i musiki te'lif ettim. Musiki Istılahatı nam eser-i diger, şark u garb musikilerinin nazariyyarından bahis musiki nazariyyatı, bir de her iki musikinin ya rım perdeleri hakkında diğer bir risale-i matbuam vardır. Musikinin her şu'besinde, ya'ni ilahiyyat, beste, şarkı gibi asar-ı cedide vücuda getirmek suretiyle beste-karlığa ihtimam ettim.
Fakat ekser musiki-şinasanın bulun duğu tarzda medilis-i tarabdan tevakki etmek sfiretiyle kendilerinden mehcur oldum.
