HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mescid ve vakıf kuran bir aile
Dedesi Mehmed İbnü'n-Neccâr, Karaman'dan İstanbul'a gelen bir tüccardı ve Saraçhane çevresinde kendi adıyla anılan bir mescid yaptırdı. Babası Mehmed ise Üsküp'e yerleşerek orada bir mescid kurdu. Dülgerzâde Mehmed bu iki şehirli hayır kurumunun hafızasını taşıyan üçüncü kuşaktı.
Tahsil ve müderrislik
Üsküp'te yetişti; hemşehrisi İshak Efendi'nin öğrencisi oldu ve hocası Sahn-ı Semân'da müderrisken muîdlik yaptı. 942/1535-36'da mülâzemet aldı. Tire, Bursa Hamza Beg, Çekmece, Sofya Mehmed Paşa, Edirne Halebiyye, Bursa Sultaniyye ve Sahn medreselerinde ders verdi.
Bağdat kadılığı
969/1561-62'de Bağdat kadılığına getirildi; 972/1564-65'te görevden ayrıldı. 977 Saferinde, 1569'da vefat etti ve Eyüp'te Alemdar Ahmed Muhtar'ın yakınına defnedildi.
Şiir, hat ve kitap istinsahı
Türkçe ve Arapça şiirler söyledi, güzel yazısıyla tanındı. Ebüssuûd Efendi'nin tefsirini açıklama notlarıyla; Hasan Çelebi'nin Telvîh şerhini ve Dürer ile Gurer metinlerini kendi eliyle istinsah ettiği aktarılır. Bunlar ayrı telifler gibi değil, onun okuma, tashih ve yazma kültürünün izleri olarak değerlendirilmiştir.
Kaynak sınırı
Nev‘îzâde'nin 1043/1633-34'te Üsküp kadılığı sırasında aile vakfının hesaplarını inceleyip dağıtım ve su yolu işlerini yeniden düzenlediğine dair not, Dülgerzâde'nin ölümünden sonraki vakıf tarihi olarak ayrıca ele alınmıştır.