HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ailesi, adı ve doğumu
Çivizâde Atâullah Efendi 1048/1638-39’da doğdu. Tam künyesi Atâullah b. Şeyh Mehmed b. Mehmed b. Şeyh Mehmed b. İlyas’tır. Babası, IV. Mehmed devri ilmiye mensuplarından Çivizâde Şeyh Mehmed Efendi’dir. “Çivizâde” nisbesi onu Osmanlı ilmiye tarihinde birkaç kuşak boyunca görülen aile çevresine bağlar; aynı adı taşıyan başka Atâullah efendilerinden bu soy bilgisiyle ayrılır.
Ana biyografi doğum yerini söylemez. Aile nisbesi ve İstanbul merkezli meslek hayatı, belgesiz bir doğum şehri tayin etmek için yeterli değildir. Bu sebeple haritada doğum noktası üretilmemiştir.
Tahsil ve ilmiye mesleğine giriş
Atâullah Efendi tahsilini tamamladıktan sonra 1061 Cemâziyelevvelinde/1651’de Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi’nin şeyhülislâmlığı sırasında mülâzemet aldı. Mülâzemet, medrese mezununun Osmanlı ilmiye teşkilâtına kabul edilmesini ve müderrislik ile kadılık görevlerine hazırlanmasını sağlayan resmî aşamaydı.
Kaynak okuduğu eserleri ve bütün hocalarını sıralamaz. Buna karşılık ilk tayininden Süleymaniye medreselerine kadar uzanan görev dizisi, yaklaşık otuz yıllık düzenli bir müderrislik yükselişini ayrıntılarıyla görünür kılar.
İlk medreselerden Sahn-ı Semân’a
20 ahir">Rebîülâhir 1080/Ağustos 1669’da Kanlıca’daki İskender Paşa Medresesi’ne ibtidâ-i hâric derecesiyle tayin edildi. 26 Cemâziyelevvel 1086/Ağustos 1675’te Topkapı içindeki Ahmed Paşa Medresesi’ne, 21 Şâban 1088/Ekim 1677’de Hoca Hayreddin Medresesi’ne geçti. 24 Cemâziyelâhir 1090/Ağustos 1679’da Rüstem Paşa Medresesi’nde mûsıla-i Sahn derecesine yükseldi.
17 Rebîülâhir 1093/Nisan 1682’de Sahn-ı Semân medreselerinden birine tayin edildi. Ertesi yıl Hatice Sultan Medresesi’nde ibtidâ-i altmışlı, 1096/1685’te Ali Paşa-i Cedîd Medresesi’nde altmışlı derecesinde ders verdi. Bu basamaklar, İstanbul’daki yüksek medrese hiyerarşisinin birbirini izleyen halkalarıdır.
Galata Sarayı, Vefa ve Süleymaniye
15 Muharrem 1099/Kasım 1687’de Galata Sarayı’nın ikinci medresesine mûsıla-i Süleymaniye derecesiyle getirildi. 10 Şâban 1100/Mayıs 1689’da Hâkāniyye-i Vefâ Medresesi’nde ders vermeye başladı. 22 Receb 1102/Nisan 1691’de Süleymaniye medreselerinden birine tayin edildi.
Bu son görev, Atâullah Efendi’nin müderrislik kariyerindeki yüksek mertebeyi gösterir. Kaynak ona ait belirli bir telif adı vermez; öğretim makamından hareketle eser uydurulmamıştır.
Kudüs ve Şam kadılıkları
18 Zilhicce 1103/Ağustos 1692’de, görevi bir sonraki Rebîülevvel başından geçerli olmak üzere Kudüs kadılığına tayin edildi. 1105/1694’te bu görevden ayrıldı. 16 Şevval 1109/Nisan 1698’de Şam kadılığına getirildi ve 1111/1699-1700’de görevden alındı.
Kudüs ve Şam, Osmanlı Arap vilâyetlerinin hem hukuk hem ilim hayatında yüksek itibarlı merkezleriydi. Atâullah Efendi’nin bu iki şehirdeki görevi, müderrislikten büyük mevleviyet kadılıklarına geçişini gösterir.
Edirne ve Mekke kadılıkları
11 Rebîülâhir 1115/Ağustos 1703’te Edirne kadısı oldu; aynı yılın Şevvalinde görevden ayrıldı. 14 Cemâziyelâhir 1119/Eylül 1707’de Mekke payesi aldı. 11 Rebîülevvel 1121/Mayıs 1709’da, görevi ertesi Muharrem başından geçerli olmak üzere Mekke kadılığına tayin edildi. 1123/1711’de görevini Tefsîrîzâde Mehmed Atâullah Efendi’ye devretti.
Bender Ereğli, Ağros, Cisr-i Ergene ve Karabiga gibi kayıtlar bu yıllarda kendisine tahsis edilen arpalıklardır. Arpalık, yüksek ilmiye mensubuna gelir sağlamak üzere bağlanan idarî tahsistir; bu yerler onun sürekli ikamet ettiği, ders verdiği veya irşad yürüttüğü merkezler sayılmamıştır.
İstanbul kadılığı ve Anadolu kazaskerliği
22 Cemâziyelevvel 1124/Haziran 1712’de İstanbul kadılığına ulaştı; 6 Muharrem 1125/Şubat 1713’te görevden ayrıldı. Ardından Malgara ve Karaburun, daha sonra Maraş, Balıkesir, Balya ve Sapanca gibi kazalar arpalık olarak kaydedildi.
10 Rebîülevvel 1129/Şubat 1717’de ilk defa Anadolu kazaskeri oldu. Yaklaşık bir yıl sonra emekliye ayrıldı; Mihalıç ve Pravadi arpalıkları bağlandı. 1130’da Mihalıç’a gönderildiyse de 18 Muharrem 1131/Aralık 1718’de affedildi ve 11 Safer’de Eyüp civarındaki yalısına döndü. 1134/1721-22’de Rumeli payesiyle onurlandırıldı.
İkinci kazaskerliği ve son yılları
Şevval 1136/Haziran-Temmuz 1724’te Yahyâzâde Ahmed Efendi’nin ardından ikinci kez Anadolu kazaskerliğine getirildi. Şevval 1137/Haziran 1725’te bu görevden çekildi. Sonrasında Kütahya, Karacahisar ve Kal‘a-i Sultâniyye kazaları arpalık olarak tahsis edildi.
Bu uzun listeyi biyografik seyahatlerle karıştırmamak gerekir. Doğrudan görev yaptığı Kudüs, Şam, Edirne, Mekke ve İstanbul haritada hizmet merkezleri olarak gösterilirken, yalnız gelir tahsisi niteliğindeki arpalıklar metinde açıklanmıştır.
Vefatı, cenazesi ve Eyüp’teki türbesi
Çivizâde Atâullah Efendi 3 Rebîülâhir 1138/Aralık 1725 sonu yahut 1726 başında, Eyüp civarındaki yalısında akşam ile yatsı arasında ansızın vefat etti. Ertesi gün cenazesi Fâtih Camii’ne getirildi; öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Eyüp civarında kendisi için hazırlanmış özel türbeye defnedildi.
Kaynak türbenin bugünkü parselini veya açık adresini vermez. Coğrafi işaret bu sebeple Eyüp tarihî merkezini yaklaşık olarak temsil eder; kesin mezar yapısı iddiasında bulunmaz.
Ahlâkı ve tarih içindeki yeri
Şeyhî onu güzel ahlâklı, köklü bir aileden gelen, iç dünyası temiz, tedbirli ve sakin, misafirperver, cömert, yumuşak huylu ve temiz dilli bir âlim olarak tasvir eder. Hayırla anılmayı önemseyen, uzun ömür sürmüş ve salih bir kişi olduğu özellikle belirtilir.
Kaynakta kullanılan “derviş-nihad” benzeri övgü dili, Atâullah Efendi’ye belirli bir tarikat şeyhliği veya hilâfet isnat etmek için delil değildir. Onun tarihî ağırlığı, Osmanlı medrese düzeninden Kudüs, Şam, Edirne, Mekke ve İstanbul kadılıklarına; oradan iki defa Anadolu kazaskerliğine uzanan yüksek ilmiye kariyeridir.