HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ladik’te doğumu ve ilk tahsili
Mehmed b. Mustafa, Amasya sancağına bağlı Ladik kasabasında doğdu. Doğum tarihi kaynaklarda belirtilmez. İlk tahsilinde kıraat ilmine yöneldi; Kur’an tilâveti, Arap dili ve medrese ilimleri alanında yetişti. Daha sonra İstanbul’a giderek ilmiye çevresine katıldı.
“Cânbolâdzâde İmamı” diye tanınması
Bir süre eski Mısır valisi Cânbolâdzâde Hüseyin Paşa’nın imamlığını yaptı. Hayatı boyunca kullanılan “Cânbolâdzâde İmamı” nisbesi bu hizmetten doğmuştur; kendisinin Cânbolâdzâde ailesine mensup olduğu anlamına gelmez. Saray ve ilmiye kayıtlarında çoğu zaman bu unvanla diğer Mehmed efendilerden ayrılır.
Minkārîzâde Yahyâ Efendi çevresi
Minkārîzâde Yahyâ Efendi’den mülâzemet alarak Osmanlı ilmiye mesleğine girdi. Mülâzemet, bir hocanın ilmî çevresinden medrese görevlerine geçişi sağlayan resmî kabul aşamasıydı. Bu bağ, Cânbolâdzâde İmamı’nın sonraki müderrislik, kadılık ve kazaskerlik kariyerinin başlangıcını oluşturdu.
Medreselerde yükselişi
Hüsrev Kethüdâ, İbrahim Paşa-yı Cedîd ve Karaçelebizâde Mahmud Paşa medreselerinde görev yaptı. Ardından Sahn-ı Semân, Zâl Paşa Sultanı, Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Süleymaniye medreselerine yükseldi. Bu sıra, Osmanlı medrese teşkilâtının alt ve orta derecelerinden yüksek dereceli İstanbul medreselerine ilerleyen uzun bir müderrislik hayatını gösterir.
Saray imamlığı
1082/1671-72’de sarayın üçüncü imamlığına, 1086/1675-76’da ikinci imamlığa getirildi. Saray imamlığı yalnız namaz hizmeti değil; kıraat, dinî merasim, padişah huzurundaki ilmî temsil ve saray çevresinde güvenilir dinî danışmanlık sorumluluğu taşıyan bir görevdi. Yenişehir-i Fenâr kadılığı kendisine verildiğinde görevi nâibi yürüttü; Mehmed Efendi saray imamlığı sebebiyle İstanbul’da kaldı.
Kadılık ve kazaskerlik makamları
Saray hizmetinden sonra İstanbul kadılığına yükseldi. Ardından Anadolu kazaskerliği payesi aldı ve Rumeli kazaskerliği yaptı. Böylece medrese öğretiminden Osmanlı yargı ve ilmiye hiyerarşisinin en üst basamaklarına ulaştı. Görevden ayrıldığı dönemlerde kendisine çeşitli kazalar arpalık olarak tahsis edildi.
İlk şeyhülislâmlığı
1106/1695’te ilk defa şeyhülislâm oldu. İlk görev süresi aynı yıl içinde sona erdi. Kısa sürmesine rağmen bu tayin, saray imamlığı, İstanbul kadılığı ve kazaskerlikte kazandığı tecrübenin ilmiye teşkilâtının en yüksek makamıyla tamamlandığını gösterir.
Edirne Vak‘ası ve ikinci şeyhülislâmlığı
10 ahir">Rebîülâhir 1115/23 Ağustos 1703’te, II. Mustafa’nın tahttan indirilmesiyle sonuçlanan Edirne Vak‘ası sırasında ikinci defa şeyhülislâmlığa getirildi. Siyasî ve askerî gerilimin sürdüğü bu dönemde makamda yaklaşık beş ay kaldı. 18 Ramazan 1115/25 Ocak 1704’te azledildi ve Bursa’ya gönderildi.
Bursa’daki son yılları
Azlinden sonra hayatının geri kalanını Bursa’da geçirdi. Kaynaklar onu faydalı ilimleri okutmayı sürdüren, zühd ve salâhla tanınan, yumuşak huylu ve ilerleyen yaşlarında uzleti tercih eden bir âlim olarak anlatır. Biraderzâdesi Mustafa Efendi’nin daha sonra damadı olması, aile ile ilmiye çevresinin aynı hanede devam ettiğini gösterir.
“Kizbî” lakabı
Vekāyi‘u’l-fuzalâ, yerine getiremediği bazı vaatler sebebiyle çağdaşlarının ona “Kizbî” lakabını taktığını kaydeder. Bu lakap, dönemin biyografi yazıcılığında görülen nükteli ve eleştirel üslubun bir parçasıdır; Mehmed Efendi’nin ilmî kariyerini tanımlayan resmî bir unvan değildir.
Vefatı ve tarih içindeki yeri
Cânbolâdzâde İmamı Mehmed Efendi, Safer 1141’in sonlarında, Eylül-Ekim 1728’de Bursa’da vefat etti. Ladik’te başlayan hayatı İstanbul medreseleri ve sarayından kadılık, kazaskerlik ve iki şeyhülislâmlık dönemine; oradan Bursa’daki uzun emeklilik yıllarına uzandı. Osmanlı ilmiye teşkilâtında kıraat ve imamlıktan en yüksek hukukî-dinî makama yükselen kariyer çizgisinin belirgin örneklerinden biridir.